31 Ekim 2026’da kaybettiğimiz sivil toplum aktivisti sevgili Seyhan Ertuğrul Yalçın anısına, kendisiyle yaptığım ve Sakarya Gazetesi’nde 2011 yılında yayımlanan söyleşimden bazı pasajları sizlerle paylaşmak istiyorum.
“Sevgili Yalçın için ne söyleyeyim, o kadar dolu, güzel bir bayan ki. Bir kere zaman fakiri, pek çok uğraşı var. Ama o fakirliğin içinde evindeki prensesi, kedisi Kömür’le ilgileniyor, sokağa çıktığında rast geldiği canlara eli boş çıkmamak için çantasında kuru mama eksik etmiyor, hayvan korumacıların yardım çağrılarına hiç hayır demiyor. Ben de onu zaten ilk etapta bu özelliği ile tanıdım; yürüyüş güzergâhım üzerinde, Vişnelik’te kedilere sıklıkla kuru mama verirken rastladım kendisine. Arkadaşlığımız, dostluğumuz böyle başladı Seyhan Hanım'la. Onu hemen hiç asık yüzle görmedim diyebilirim. Hayata hep pozitif bakan, sorunlara hep çare üretmeye çaba gösteren, her olumsuzluktan bir güzel yan çıkarmayı bilen bir yapısı var Seyhan Hanım'ın. Yüzünden ona çok yakışan o güzel gülüşü hiç eksik olmasın diyor ve sözü kendisine bırakıyorum.”
Öncelikle sizi tanımak isteriz. Bize kısaca kendinizden bahseder misiniz?
1953 Eskişehir doğumluyum. A.Ü. İşletme Fakültesi mezunuyum. ESKİ Genel Müdürlüğünden 1998 yılında şube müdürü iken emekli oldum. O tarihten bu yana STK'larda aktif olarak çalıştım. 3 yıl KA-DER Şube Başkanlığı, 8 yıl ÇYDD Eskişehir Şube Başkanlığı görevini onurla yürüttüm. 2009 yerel seçimlerinde il genel meclisi üyesi seçildim. Ayrıca Eskişehir Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanıyım.
Kısacası Ece Hanım, topluma ve şehrime hizmet için pek çok alanda çalışmaktayım. Bu çalışmalarımla da mutluyum, huzurluyum. Sağlığım ve ömrüm elverdikçe de kısmetse devam edeceğim.
Hayvan sevgisiyle ne zaman tanıştınız? Size kim aşıladı?
Yukarıda belirttiğim gibi hayvan sevgisini ben doğarken almışım. Annem ciddi bir hayvanseverdi. Küçükken kedilerin arkasından ağaç kovuklarına girermiş. Büyük dayım anlatırdı, ayaklarından tutup çekerlermiş dışarıya. Ben doğduğumda evimizde 1-2 aylık bir kedi varmış. Onunla büyüdüm. Adı Tekir’di, ben 14 yaşındayken öldü. Yani o da 14 yaşında idi. İlk hayvan sevgisini onunla, özellikle annemden aldım. O öldü, başkası geldi. O öldü, başkası… Evimizde hep bir evcil kedimiz oldu. Ama hep sokaktan edindik yavruları. Bahçeli evimizde köpek beslediklerim de oldu. Açıkçası Ece Hanım, bu sevgi bir tutku, anlatılması zor. Ama yaşanması çok kolay ve güzel, herkese tavsiye ederim. Bu güzel duyguyu tatsınlar, yaşasınlar. Dediğim gibi bu bir tutku. Vazgeçmek mümkün değil. Hayatı güzel kılan, mutlu kılan bir süreç.
Hayvana uygulanan şiddetin, kadın ve çocuğa uygulanan şiddette etkisi olduğunu düşünüyor musunuz?
İş sevgiden geçer. Sevgisi olmayan kişi her canlıya eziyet eder.
Cins hayvan sahiplenme konusundaki düşünceniz?
Ben cins takıntısına karşıyım. Hayvan sevgisinin cins olanı, olmayanı olmaz. Hayvan sahipleneceklerin sokaklardaki, barınaklardaki hayvanları almalarını uygun buluyorum.
Son olarak vermek istediğiniz bir mesajınız var mı?
Her insan hayvan sevmek zorunda değildir. Ama onların yaşam haklarına saygı göstermelidir. Biz dünyamızı onlarla paylaşıyoruz. Allah hiç kimseyi sevgiden mahrum bırakmasın. Sevgi her derdin dermanıdır.”
