Başlığımız, sevgili Çağlar Özyazıcı’nın başlığından esinlenme:

“-Eskişehir’in kanayan yarası!...”

O başlığı okuyunca düşündüm:

“-Bakalım hangi kanayan yaradan söz ediyor Çağlar?”

Öyle ya, Eskişehir’in yara olarak nitelendirilebilecek epey bir yarası var!..

Eskişehir medyasının eli kalem tutan mensupları, yeri geldikçe bunları ele alırlar sütunlarında. Genellikle de duyması gereken yerel ve genel yöneticilerimiz o eleştirileri duymazlar, duysalar da kulak asmazlar.

Gözlerine sokulur, giderek kangrenleşmiş o sorunu gözleri görmez olur!.. Anlayacağınız, ne kadar kaşınırsa kaşınsın, giderek “kabuk tutarlar” da aldıran olmaz…

Yazıyı okumaya başlayınca anladım “Eskişehir’in kanayan yarasının” hangisi olduğunu!.. Yıllardır bizlerin yazmaktan, sizlerin de okumaktan bıktığınız:

-Şu çevre yolu meselesi!..

Çağlar kardeşim, sorunun “sonucunu” ele almakla hatırlatmak istemiş:

“-Eskişehir Çevre Yolu’nda neredeyse kazasız gün yok!..”

Geriye dönüp bakarsak…

Yaşım elverdiği, mesleğe de o tarihlerde başladığım için hatırlıyorum: Devlet Karayolları, büyüyen ve gelişen şehirlerin artan trafik geçişlerini şehirlerin dışına almak, araçların transit geçişlerini sağlamak adına çevre yolları düşüncesini hayata geçirmeyi tasarladı. Her kentin merkezi konumuna uygun avam projeler tasarladı. Duyuyor, kimi yetkililerin açıklamalarından öğreniyorduk:

-Eskişehir kuzey ve güney çevre yolları projelendirildi. Önümüzdeki yıllarda yatırım programlarına alınacak!...

Bahsettiğim yıllarda kuzey çevre yolu, daha Ankara kara yolu 10-15 metre genişliğinde iken programa alındı ve yapımına başlandı! Kanlıpınar gelişinden başlayarak, Esentepe’nin kuzeyinden ve Anadolu Üniversitesinin girişinden geçip Tepebaşı semtinin güneyinden Bursa ve İstanbul yoluna bağlanacaktı.

Bağlandı da!.. Yapımı dura kalka bir 7-8 yıl süren, tek şeritli (sonra çift şeritli hâle getirildi ama) bir geçiş güzergâhı...

***

Yıllar sonra fark edildi ve sesler yükselmeye başlandı ama:

“Bu nasıl çevre yolu projesi? Şehri adeta ikiye bölen dar bir bulvar gibi bi’şey!..”

Öyleydi ve hesapsız kitapsız proje sayesinde olan olmuştu!..

Sonra?.. Sonrasında her seçim öncesinde “İktidara geldiğimizde Eskişehir çevre yolu sorunu ele alınacak ve kısa sürede gerçekleştirilecek.” vaatleri!...

Güney Çevre Yolu çoktan unutulmuştu zaten!..

Maddi Hasarli Trafik Kazasi Cevre Yolunda Trafigi Felc Etti

Kadın ilçe başkanımız da…

Bizim meslekte “fikrî takip” diye bir ilke vardır, daha doğrusu vardı!.. Ele aldığı bir konuyla ilgili haberi yapar, sonradan peşini bırakmaz, haberindeki gelişmenin hangi aşamada olduğunu konu etmekten bıkmaz, kovalar da kovalar! Buna “fikrî takip” deriz biz gazeteciler…

Bu ilkeyi en iyi uygulayanlardan biri de kıdemli meslektaşlarımdan ve yazarlarımızdan Murat Taşkın’dır, derim ben... Dünkü yazısının bir bölümünü, ikinci bir başlıkla o da:

-Çevre yolu meselesine ayırmış, iyi mi!..

Konuyu da Mihalgazi’nin iki dönemdir “Şalvarlı Başkan” olarak ün salan Belediye Başkanı Zeynep Güneş Akgün’ün bizim çevre yolu meselesini “mesele eden” açıklamasından ele almış…

Malum, Zeynep Hanım, Sayın AKP Genel Başkanı (aynı zamanda Cumhurbaşkanı) Recep Tayyip Erdoğan’ın “gözde başkanlarından” biridir. Söz konusu açıklamasında “Ankara dönüşünü” anlatıyor:

“Ankara’dan geliyoruz. Üç saattir yollardayız. Hiçbir sıkıntı yaşamadık. Yağmur yağmasına rağmen trafik o kadar rahattı ki...”

Biliriz, rahattır Ankara yolu!.. Evet, sonra ne olmuş?

Şehir Hastanesinin oradan itibaren trafik bir başlamış ki bir adım gitmekte zorlanmaya başlamış makam aracı!.. Neden böyle olmuş? “Sen kalkıp Eskişehir plakalı araçları, Eskişehir’de yol alması gereken araçları çevre yoluna yıkarsan…” diyerekten trafik sıkışıklığına değiniyor ve noktalıyor:

“Trafik sıkışınca da çevre yolu diye ağlarsın!..”

***

Sevgili Taşkın haberi üç kez okumuş ama anlamamış. Ben anladım Murat! Diyorum ki Sayın Başkan’a:

-Ankara’ya gitmişken Sayın Cumhurbaşkanına üç yıldır bitirilemeyen Sarıcakaya-Mihalgazi yolunu da anlatıverseydin!..

***

NOT:
Aynı sütundaki “Büyükerşen bu denli kararsız olmazdı…” yazına da benden tam not!...