“4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü”. Bir hafta kaldı. Bugünle ilgili ne yazacağımı bilemedim açıkçası. Sadece, “dünya yalnız bizim değil, diğer canlılarla paylaşıyoruz” doğrusundan hareket ederek ve neredeyse tüm ömrümü adadığım, misyonum gereği ve haklarını savunmak adına söz verdiğim, canları boynu bükük bırakmamak adına bir şeyler yazmam gerektiğine inandım ve klavyemin başına geçtim.
Yıllarca mücadelesini verdiğimiz, hasretle beklediğimiz 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu 24 Haziran 2004 tarihinde TBMM'de kabul edilmiş ve 1 Temmuz 2004 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmişti. Sonrasında biz hayvan hakları savunucuları yine bu yasa maddelerinin hayata geçirilebilmesi adına hep çaba sarf ettik. Hayvana yapılan tecavüz, taciz, öldürme eylemlerinin kabahatlerden çıkarılıp ceza kapsamına alınması için canhıraş bir şekilde çaba sarf ettik. Yavaş da olsa emeklerimizin karşılığını zaman içinde aldık. Sevindik, gururlandık masum canlar adına.
Ta ki, Kamuoyunda "Ölüm Yasası" ya da "Katliam Yasası" olarak adlandırılan, sahipsiz sokak hayvanlarına yönelik düzenlemeleri içeren kanun 2 Ağustos 2024 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girene kadar. Bu düzenleme teknik olarak bir genelge değil, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilen 7527 sayılı "Hayvanları Koruma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"dur. 30 Temmuz 2024’te sabaha karşı Meclis’ten geçmiştir. İlgili yasa, sokak hayvanlarının toplanıp barınaklara götürülmesini ve belirli durumlarda (hastalık, saldırganlık riski vb.) "ötanazi" adı altında öldürülebilmesini yasal zemine taşımıştır.
Evet, bu şekilde pandoranın kutusu açılmış, sokaklarda yaşam mücadelesi veren masum canların canları can pazarına çıkmıştır. O günden bugüne, vicdan sahibi herkes derin bir üzüntü içinde, çaresizce yaşananları izlemeye başlamıştır.
Eskişehir olarak köpeklerimiz için şanslı bir kentiz; Büyükşehir Doğal Yaşam Merkezi’indeki, sayısı beşbini geçen canları ziyaret etme, yaşam koşullarını iyileştirme adına belediyemizle ortak hareket etme gibi şansımız var çünkü. Ama ülkemizin pekçok yerinde bu merkezlerle ilgili hiç de iyi olmayan haberler, görüntüler bizlere ulaşmakta.
Ve geçtiğimiz hafta bir başka can yakıcı haber ulaştı sosyal medya kanalıyla can korumacıların sitelerine. Erzurum'da İl Hayvanları Koruma Kurulu kararıyla sokak hayvanlarının sokaklarda beslenmesi il genelinde, “Kontrolsüz besleme faaliyetlerinin sahipsiz hayvanların belirli noktalarda yoğunlaşmasına, üreme ve yeni yaşam alanları oluşturmasına neden olacağı değerlendirildi” gerekçesiyle yasaklanmış. Yasağın takibi ilçe belediyeleri tarafından yapılacak. Mahalle muhtarlıkları, emniyet ve jandarma ekipleri sokaktaki sahipsiz hayvanları tespit ederek belediyelere bildirecek.
Bizler, can korumacılar, duyarlı yürekler, alınan kararın “vicdanlara yasak” getirdiği kanısına vardık. Doğrusu çok üzücü, can yakıcı. Şimdi ne olacak? Yorum yapmak istemiyorum. Sadece, vicdanlar yasağa ne kadar boyun eğecek, birlikte bekleyip göreceğiz diyorum.