Büyükşehir Belediyemizin uygulamaya başladığı, her ayın son pazar günü trafiğe kapattığı işlek caddelerden birisi olan Atatürk Bulvarı’nda bu kez biz de, Kent Konseyi Hayvan Hakları Çalışma Grubu olarak yer aldık.

Büyükşehir Doğal Yaşam Merkezi’nden getirilen kedi ve köpeklerimiz, sıcak kalıcı yuva arayışında boy gösterdiler. Çalışma grubu olarak yıllardır iki alt belediyemiz Odunpazarı ve Tepebaşı belediyelerimizle gerçekleştirdiğimiz “Satın Alma Sahiplen” etkinliğinin bir benzeri yaşandı o gün. Bu kez Büyükşehir Belediyesi Doğal Yaşam Merkeziyle birlikte.

Çok sayıda kurulan standlar içinde en çok ilgiyi açıkcası biz çektik. Çünkü obje hayvandı. Biribirinden güzel kedi ve köpeklerimiz hemen dikkat çekti, gelen geçen hemen herkes ilgi gösterdi ama elbette ki en çok çocuklar; anne babalarının ellerinden tutup uzunca süre yanlarından ayrılmadılar can dostlarının.

Çoğunluğu ısrarla, sahiplenme konusunda anne babalarına talepte bulundu. İçlerinden, form doldurup ertesi günü Merkez’e gidip sahiplenecekleri cana kavuşma sevinciyle evlerine mutlu dönenler oldu elbette. Ama boyunları bükük olanlar çoğunluktaydı. O çocukların ebeveyinleriyle konuştum; çoğunluğu çalıştıklarını, çocukların sadece talepkar olduğunu, sorumluluk ve bakımın kendilerinde olacağı için alamadıklarını anlattı.

Üzüldüm elbette o güzel yürekli çocuklar adına. Ve yine yeniden kendi çocukluğuma döndüm; benim çocukluğumda doğal yaşam merkezleri sokaklardı ve abimle ben o merkezlerden kedi de köpekleri kucaklayıp eve getirirdik, annem de babam da karşı çıkmazdı bize. Evimiz hiçbir zaman kedisiz, köpeksiz olmadı bizim, hatta daha da aşırısına gittik, kanatları kesilmiş, uçma yetisini yitirmiş bir atmacaya da yıllarca yuva olduk. Bu canların bakımlarının ağırlığı ise hiç şikayetsiz, titizlikle annem tarafından yapılırdı. Bizlere onları sevmek kalırdı.

Ama işte şimdilerde, anne babalar bu yükümlülükten kaçar oldu. Stanttan üzülerek ayrılan bir çocuğun babasına söylediği bir cümle o günden beri hiç aklımdan çıkmıyor; “Baba şimdi anladım, sen beni sevmiyorsun”. Çok arzu etmesine karşın bir kediyi sahiplenme konusunda babasını ikna edemeyen çocuğun cümlesiydi bu. Keşke dedim, keşke imkanlarını biraz daha zorlayıp da o kediciği oğluna alıverseydi babası. Belki o gün olmadı ama ben o güzel yürekli çocuktan umudumu kesmedim, önünde sonunda onun bir güzel evcil canı olacak, olmalı da.

Sevgisizliğin kol gezdiği, tavan yaptığı bu zaman diliminde her evde bir patili can olmalı! Belki de böylece ülkeyi yasa boğan şu okul baskını, çocuk çeteleri, akran zorbalığı gibi şiddet olayları yaşanmaz böylece.