Bahçede bir kara kedi,
Kedide güneş, içimde yeşeren umut ışığı,
Demek ki henüz her şey bitmedi.
Dayan, diren...
Zaten yaşamın kendisi direnmek değil mi?

Bu yazımın başlığı “Hayvanın adı yok” olacaktı ama sabah uyanıp perdeyi aralayınca baktım, güneş tüm gülen yüzüyle bana göz kırpmakta, günlerdir ülkeyi esir alan sisli, puslu, yağışlı hava çekilmiş gitmiş. Hâl böyle olunca içimde umut ışıkları teker teker başlarını kaldırdı, “Acele etme.” dediler bana, “Bak, daha her şey bitmedi.”

Evet, günlerdir ülkemizin üzerinde gezinen kara bulutlar sağlığımı, daha doğrusu ruh sağlığımı ciddi şekilde olumsuz etkiledi. Ekonomi ile ilgili olanları nasılsa bir şekilde halleder büyüklerimiz, giden geri gelebilir az ya da çok. Ama yaşanan sel felaketindeki olumsuzluklar, en önemlisi de yiten canlar? Sıcak ve güvenli evimde huzurla otururken o zordaki insanı, hayvanı, tüm canlıları düşünmemek, onlar için kaygılanmamak ne mümkün?

Hep takipteydim; insanların dışında, sokaklarda yaşamlarını sürdüren -ki artık köpekler yok gibi- kediler o azgın sel sularının önünde ne kadar hayatta kalabilir, onlarla ilgili bir haber çıkar mı diye. Açıkçası sosyal medyada bir iki video ve haber başlığının dışında onlarla ilgili pek bir paylaşım olmadı. Ben de oturduğum yerden artık son dönemlerde farklı bir şey de yapamıyorum ne yazık ki. Dua etmekten başka bir şey yapmadım, yapamadım.

Evet, çoğu kez olduğu gibi, bu zor zamanda yine “hayvanın adı, esamesi” okunmadı. Hatta ve hatta koca kent İstanbul’da, o felaketin orta yerinde, bazı semtlerde yine nasılsa kalmış sokak köpeklerinin toplandığı haberleri geldi duyan kulaklara. En beteri ise İzmir’de yaşandı bu süreçte. 19 Mayıs Üniversitesi kampüsü alanı içinde, rektörlükle ortak Bornova Belediyesi projesi kapsamında, kampüs alanı içindeki sayılarının 160 olduğu söylenen, kapalı alanları olan, aşılı, kısır, öğrencilerce bakımları yapılan, sevilip okşanan köpekler bir gece yarısı operasyonuyla o alandan karga tulumba toplanmış. Rektör topu kaymakamlığa atmış, “Emir oradan geldi.” diyor, öğrenciler, gencecik yürekler isyanlarda. Hayvanların nerede, hangi koşullarda olduğu ise netlik kazanmış değil.

İşte böyle. Ama güneş yine de bulutların arasından sıyrıldı ve tüm sevecenliğiyle dünyaya gülümsemekte. Bu demektir ki “Hâlâ umut var.” Belki bir gün, kim bilir…