Gel boynuna bakayım,
Mavi boncuk takayım.
Ekmek yiyemez, fare tutamaz,
Ne de yaramaz benim benekli kedim...

İlkokula başlamadan annemin bana ezberlettiği bir şiir bu. Bu şiirin en sevdiğim yeri ise hemen kendi boynumu uzatıp “Bana!” dediğim, “Gel boynuna bakayım, mavi boncuk takayım.” satırlarıymış. Evet, biraz kıskançtım. Evin kıymetli kızı; abimin ardından dokuz yıl sonra kavuşmuş ailem bana, çok özen göstermişler, sevgiyle, ilgiyle bezeyip büyütmüşler. Öyle olunca da “Mavi boncuklu kolyeyi kediye değil, bana takın.” demem normal olmuş herhalde.

Annemden çok şey öğrendim ben. Bizim kuşak anaokuluna, kreşe gitmedi, ilkokula gidene kadar her şeyi evde, ailesinden öğrenirdi. Babamın mizacı oldukça sertti, abim, ben, hatta annem çekinirdik ondan. Sanatçı tarafının yanında ufak yaşta babasını kaybetmesi, beş kardeşin anneye bağlanan dul yetim maaşıyla zorluklarla büyütülmesi yansırdı kişiliğine. Katı ve ödünsüzdü.

Anneciğim inanılmaz sevgi yüklü, fedakâr, ailesi için canını budaktan sakınmayan, kendisi oldukça minik ama kocaman, güzel bir yüreğe sahip tipik bir Türk annesiydi. Eve getirdiğimiz kediye, köpeğe, kuşa -ki onların içinde kanatları avcılarca kesilmiş bir yırtıcı kuş da vardı- hiç hayır demez, sevgiyle, özenle bakardı. Bütün sorumluluğunu seve seve üzerine alırdı. Bu yıl oldukça ileri bir yaşta, 14 Mayıs'ta kaybettim onu. Bana son vasiyeti, “Sakın ağlama, sakın üzülme, bu elbette olacaktı, ben bu yaşa kadar çok iyi yaşadım.” oldu. Ondan çok hayır duası da aldım, “Ellerin, ayakların dert yüzü görmesin.” diye sıklıkla dua ederdi. Ve ben annemin ölümünde tek damla gözyaşı dökemedim. İçimde katıldı kaldı gözyaşlarım.

Şimdilerde dönüp dönüp bana öğrettiklerini anımsıyorum. Bana, muhtaç tüm canlılara merhamet etmeyi öğretti, sabretmeyi, vefalı olmayı. Ama son yıllarında “Sen benden çok daha sabırlısın.” demeye başlamıştı, “Ben senin kadar sabırlı değilim.” derdi. Buna benzer bir şeyleri babamdan da duymuştum sağlığında; “Kızım, sen peygamber misin, nasıl bu kadar sabırlısın?” demişti. Öyleyim herhalde, hem anneciğim hem babam böyle dediklerine göre. Aslında güzel bir haslet ama yoruyor da insanı. Neyse, yapacak bir şey yok, Yaradan böyle uygun görmüş demek ki. Ben annemin bıraktığı yerden devam ediyorum, uzanabildiğim her masum cana el veriyorum gücüm yettiğince. Hayvanına, gerçek ihtiyaç sahibi her canlıya. Anneciğim, yattığın yerde huzurla uyu.

Safişle Annem