Sosyal medya hayatımızın öylesine doğal bir parçası hâline geldi ki çocuklarımızın fotoğraflarını paylaşmak da günlük alışkanlıklarımız arasına yerleşti. Doğum günleri, okul başarıları, hastane ziyaretleri, hatta çocukların ağladıkları veya korktukları anlar bile paylaşılabilir bir içeriğe çok rahatlıkla dönüşüyor. Henüz kendi adını yazamayan bir çocuğun internette yüzlerce fotoğrafı bulunuyor. Daha kendi hayatına ilişkin karar veremeden dijital dünyada kendisine ait bir geçmiş oluşuyor.
"Paylaşan Ebeveyn" Kavramı
Son yıllarda bu durum, dünyada “sharenting” kavramıyla ifade ediliyor. Bu kavram Türkçede "paylaşan ebeveyn" anlamına geliyor. Bu kavram, anne babaların çocuklarının hayatlarını sosyal medyada paylaşmalarını anlatıyor. Anne babaların sevgiyle, merakla ve eğlenceyle yaptıkları paylaşımlar iyi niyetli olsa da çocukların geleceğini etkileyebileceğini hiç aklımıza getirmiyoruz. Bir çocuğun ağladığı veya komik bir duruma düştüğü an, anne babası için sevimli bir hatıradan ibaretken çocuk büyüdüğünde büyük ihtimalle aynı anlamı taşımayacaktır. Arkadaşlarının karşısına çıkan eski bir video, onun utanmasına veya alay konusu olmasına neden olabilir. Özellikle banyo görüntüleri, tuvalet eğitimi sırasında çekilen fotoğraflar ve sağlık sorunlarına ilişkin paylaşımlar, çocuğun en mahrem alanlarını başkalarının erişimine açabilir. İnternete yüklenen bir fotoğrafın kontrolü her zaman paylaşan kişinin elinde kalmıyor. Bizim için sevinç dolu bir anın paylaşımı, hiç tanımadığımız insanların ekranlarına düşüyor. Görüntü kaydedilebilir, başka hesaplara aktarılabilir veya farklı amaçlarla kullanılabilir. Anne babanın birkaç dakika sonra silmeye karar verdiği bir fotoğraf, çoktan başkalarının elinde kalıcı hâle gelebilir.
Çocuk, anne babasının bir uzantısı değil, kendisine ait hakları bulunan ayrı bir bireydir. Yaşının küçük olması veya velayet altında bulunması, kişilik haklarının korunmasına engel değildir. Türk Medeni Kanunu'nda düzenlenen velayet hakkı da anne babaya çocuklarının özel hayatını sınırsız biçimde kamuya açma yetkisi tanımaz. Aksine, anne babanın temel sorumluluğu, çocuğun menfaatlerini gözetmek ve onu korumaktır.
Çocukların Dava Açma Hakkı
Bu nedenle çocukların, kişilik haklarını ihlal eden sosyal medya paylaşımları nedeniyle kendi anne babalarına karşı hukuki yollara başvurabilmesi mümkündür. Somut olayın koşullarına göre paylaşımın kaldırılması, ihlalin durdurulması ve tazminat talepleri gündeme gelebilir. Elbette her çocuk fotoğrafının paylaşılması hukuka aykırı değildir. Burada belirleyici olan, görüntünün içeriği, paylaşılma biçimi ve çocuğun hakları üzerindeki etkisidir. Ayrıca çocuğun haklarının korunması için mutlaka on sekiz yaşına gelmesini beklemek de gerekmez.
Konunun kişisel verilerin korunması bakımından da değerlendirilmesi gerekir. Kimliği belirlenebilen bir çocuğun fotoğrafı kişisel veri niteliğindedir. Fotoğrafın yanında adı, okulu, yaşadığı yer veya sağlık bilgilerinin paylaşılması ise mahremiyet ve güvenlik bakımından daha ciddi sonuçlar doğurabilir. Aile içinde saklanan bir fotoğrafla herkese açık bir sosyal medya hesabında yayımlanan görüntünün hukuken aynı şekilde değerlendirilmeyeceği de unutulmamalıdır.
Dünyadan Örnekler
Fransa'da 19 Şubat 2024 tarihinde kabul edilen kanunla çocukların görüntüleri üzerindeki haklarının korunmasında anne babaların sorumluluğu daha açık biçimde düzenlendi. Çocuğun yaşı ve olgunluğu ölçüsünde kendi görüntüsüne ilişkin kararlarda görüşünün alınması da önem kazandı. Amerika Birleşik Devletleri'nin Illinois eyaletinde ise belirli koşullarda gelir getiren sosyal medya içeriklerinde yer alan çocuklara kazançtan pay ayrılmasını öngören bir düzenleme yapıldı. Bu gelişmeler, çocukların dijital dünyadaki haklarının artık yalnızca aile içi bir mesele olarak görülmediğini ortaya koyuyor. Hollanda'da 2020 yılında görülen bir dava, çocukların sosyal medyadaki mahremiyetinin korunması bakımından dikkat çekici bir örnek oluşturuyor. Bir anne, çocuklarının fotoğraflarını izni olmadan Facebook ve Pinterest hesaplarında paylaşan kendi annesine karşı dava açtı. Büyükanne, torunlarının fotoğraflarını kaldırması yönündeki taleplere rağmen paylaşımlarını sürdürünce mesele yargıya taşındı. Gelderland Mahkemesi, 13 Mayıs 2020 tarihli kararında çocukların fotoğraflarının sosyal medyadan kaldırılmasına ve gerekli izinler olmadan yeniden paylaşılmamasına hükmetti. Mahkeme ayrıca karara uyulmaması hâlinde günlük 50 avro, toplamda ise 1.000 avroya kadar para ödenmesini öngördü. Bu karar, aile içindeki sevgi bağının çocuğun mahremiyetine sınırsız müdahale hakkı vermediğini göstermesi bakımından önem taşıyor. Bir büyükanne dahi torununun fotoğrafını paylaşırken hukuki sınırlarla karşılaşabiliyorsa anne babaların da çocuklarının dijital dünyadaki haklarını gözetmesi gerektiği açıktır. Amaç, anne babaların çocuklarıyla gurur duymasını veya güzel anılarını paylaşmasını hukuki bir sorun hâline getirmekten ziyade, paylaşımın sınırını belirlerken yalnızca kendi isteğimizi değil, çocuğun geleceğini düşünmektir. Özellikle çocuğu utandırabilecek, mahremiyetini ihlal edebilecek veya özel bilgilerini açığa çıkarabilecek görüntüler konusunda çok daha dikkatli davranmak gerekiyor. Dünyaya getirerek üzerinde sonsuz hak sahibi olduğumuzu düşünmek, çocuğun tek sahibi olduğumuzu sanmak, çocuğun doğumla birlikte bir kişilik sahibi olduğunu göz ardı etmek, maddi ve manevi değerini yok saymak, bugün bize eğlenceli gelen bir olayın gelecekte çocuk için incitici bir anı olabileceğini göz ardı etmek, çocuğun haklarını gözeten bir davranış değildir.
Günümüzde çocukların kendi yaşamları hakkında fikir sahibi olmadıklarına dair genel bir yargıya sahip olduğumuz için kendi düşüncesini ifade edebilecek yaştaki bir çocuğun fotoğrafının paylaşılmasını istememesi hâlinde de bu isteğe saygı göstermemiz gerektiğinin çoğu zaman farkında değiliz. Ve hatta henüz kendisini cümlelerle ifade edemeyecek yaştaki çocukların dahi kendi yaşamlarıyla ilgili fikir sahibi olduğunun bilincinde olarak hareket etmemiz gerekir. Bugün kucağımızda taşıdığımız, ilk kelimelerini heyecanla beklediğimiz çocuklar bir gün büyüyecek. Kendi hayatlarını kuracak, geçmişlerine dönüp bakacak ve çocukluklarına ait hangi anıların başkaları tarafından bilinmesini istediklerine kendileri karar vermek isteyecekler. Her anlarını başkalarına göstermek yerine, büyüdüklerinde hangi anılarını paylaşacaklarına kendilerinin karar vermesine fırsat tanıyalım.