Bugünlerde ülkemizde içten içe harareti artan bir sorunumuzdan söz edelim: Sermaye ve faydalı bilgiye erişilebilirlik ve ulaşılabilirlik kanallarını tıkayan engellerin yarattığı sanayisizleşme . Bir başka anlatımla imalat sanayinin ihracatta ve milli gelirdeki payının azalması. Sanayileşmede tam olgunluğa erişmeden, küresel ölçülere göre gelişmiş ülkeler kategorisine girmeden imalatın gerilemesi, tedarikçi ülke olma konumunun sarsılması eğilimi… Bütün bunlar kaygı ve korkuları artırıyor.
Uzun yıllardır hem profesyonel işim hem de entelektüel merakım nedeniyle ilgilendiğim döküm sektörüne baktım. Döküm tam anlamıyla “kritik sektör”; çünkü tanımı gereği girdi aldığı ve girdi verdiği sektör sayısı fazla. Döküm sektörünün “ileriye ve geriye etkileri” oldukça yüksek.
Döküm sektörünü hangi yönleriyle sorgulamamız gerektiğine de baktım. Konunun en azından beş ana başlıkta ele alınması gerekiyor:
I. Sektörün yatırım ihtiyacı
1 Konvansiyonel yapının yenilenmesi
2 Otomasyon ve otonom uyum
3 Teknolojik yenilik öngörüleri
II. Sermayeye erişim sorunları
1 Sermayeye erişim
2 Sermaye maliyeti
III. Serbest ve adil piyasa sorunları
1 Ölçme, ölçeklendirme ve kayıt dışı yapı
2 Kurumsallaşma kanallarının tıkanması
3 Jeopolitik etkiler
4 Ülke hükümetlerinin kararlarının etkileri
IV. İşgücü yetiştirme ve devir hızı sorunları
1 Örgün eğitimin işgücü arzı
2 İşgücü eğitiminde kalite sorunları
3 Kurum içi eğitim yatırımlarının tuzakları
V. Piyasanın izlenmesi ve “kolektif faydalı bilgi” ihtiyacı
1 Uzun dönemli gelecek inşası
2 Sektörde ulusal strateji ihtiyacı
3 Rakip stratejileri ve alternatif tepkiler
4 Kısa mesajlı iletişim ve çözüm üretmeyen malumat
Eskişehir’de imalattan hizmetlere, tarımsal üretimden hayvancılığa gelişme yaratacaksak, döküm gibi sektörlerde ne yapılması gerektiğini kent ölçeğinde de sorgulamamız gerekir.
Döküm sektörüyle ilgileri olan siyasetçilere, bürokratlara, iş insanlarına, üniversitelere, sendikalara ve herkese sorgulamaya katılarak deneyimlerini zenginleştirmeleri çağrısı yapıyorum.
İmalat sanayini geliştirmek için Çin’in büyük atılımı, Almanya’nın ve diğer AB Ülkelerinin yeniden yapılanma çabaları ilgi menzilimizde olmalı. Bizler de bu çok temel sektörde yönümüzü belirlemeli, ne yapacağımızı, nasıl yapacağımızı ne gibi sonuçlar yaratmak istediğimizi netleştirelim ki ekonomik büyümede sermayeden daha önemli olan “faydalı kolektif bilgiye” erişebilelim.
Benim deneyim ve birikimlerime göre döküm sanayi çocuklarımızın geleceğidir; yarınlarımızı doğrudan etkileyen bir imalat alanı; tedarik zincirinin en önemli halkasıdır.
Ne dersiniz dostlar? Zihninizde bana hak mı veriyorsunuz, yoksa “ Başka güncel sıkıntılarımız var, döküm sanayi önceliklerim arasında yok” diyerek rahatlıyor musunuz?