Hafta sonları Gazete Pencerede felsefe yazıları yazan Gönç Selen, geçtiğimiz pazar günü de köşesinde “Vezüv’ün Eteğinde Yaşamak” başlıklı bir yazı yazmış ve insanın akıl sır ermez davranışlarından birini daha irdelemiş. Becerebilirsem sizlere de aktarmak istiyorum. Yapay Zekâ (YZ)’nın işlevlerini tartıştığı yazısında özetle artık bizi işimizden edeceği günleri geçtik, hayatımızdan edeceği zamanlara geldik diyor. Her yeni icat insanı biraz kaygılandırsa da o her seferinde düzenini devam ettirmeyi başardı. Ancak YZ’nın diğer icatlara göre çok daha önemli ve açıkçası tehlikeli bir boyutu var. İnsan kontrolünden çıkıp başına buyruk hareket etme potansiyelini barındırıyor. Bu nedenle bunun için önlem alınması gerektiğine dair sözler yüksek sesle dillendirilmeye başlandı. Selen bu konuda YZ şirketlerinin ve patronlarının bu konudaki endişe dolu açıklamalarının şimdilerde önemli basın organlarında yer aldığını belirtiyor. Elon Musk’ta insanların endişelenmede haklı olduklarını belirtiyor. Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg ve Çinliler dışında hemen her YZ üreticisinin aynı görüşte olduğunu belirtiyor. Bir de sözleri pek önem taşımasa da paraları İran’da füzelere gömen ve halka çağrı yapıp “tasarruf yapın muz yemeyin” diyen Donald Trump var. YZ sektöründe hız kesenleri “vatan haini” ilan etmiş. Çünkü Amerikalılar yavaşlarsa Çin kazanırmış…
İnsanlık bir alet üretiyor ve öyle bir an geliyor ki herkese “bu alet hepimizi yok edebilir” diyor ama onu üretmeye de devam ediyor. Gönç Selen bu bir ahlak sorunu mudur diye soruyor. Bunu Sokrates’in “insan bilerek ahlaksızlık yapamaz” tezinin tam bir antitezi olarak görüyor. Demek ki bir şeyi bilmek çözüm için bazen yetmiyor. YZ üreticileri ürettikleri şeyin ne kadar tehlikeli olduğunu biliyor ve hatta felaket öngörülerini açık açık dile getiriyor, ancak neden onu üretmekten vaz geçemiyorlar diye soruyor. İnsanlar yangını başlatıp, hatta körükleyip, sonra da birdenbire yangın var diye bağırıyorlar diyor. Bunu Alman düşünür Günther Anders ise “şizofrenik varlıklar” olmamıza bağlıyor. Bir insanın toplama kampında görevli olarak çalışıp aynı zamanda iyi bir aile babası olabilmesi ancak insana mahsustur diye örnek veriyor. Bugün söylediği şeyin tam tersini yakın geçmişte söyleyip, bunda hiçbir sorun görmeyen politikacılar ve bunu bile bile onlara oy verenler yok mu? İnsanlar sigaranın kendisini yavaş yavaş öldürdüğünü bile bile sigara içmiyorlar mı? Belki işin tehlikesi bizleri cezbediyordur, kim bilir? Tehlikeli yaşamak! “Şehirlerinizi Vezüv’ün eteklerine kurun! Gemilerinizi keşfedilmemiş denizlere gönderin!” diyen Nietzsche haklıdır belki de. Bilim insanları onun söylediği cesareti göstermeselerdi, sırf meraktan bilimsel bilginin peşinde koşmasalardı, insanlık bugünkü durumuna gelebilir miydi? Bilinmeyeni bilme isteği olmasaydı bugünkü biz olabilir miydik?..