Eskişehir Sanayi Odası Vizyon 2030 inisiyatifini kent aktörlerinin önemsemesi gerekiyor.
“Vizyon 2030” belgesinde “ Temel sorunlar ve dönüşüm ihtiyacı” başlığı altında aşağıdaki saptamalar yer alıyor:
· Finansmana erişim ve yaşan zorluklar,
· Yüksek enflasyon ve öngörülebilirlik eksikliği,
· Artan işgücü ve finansman maliyeti,
· Sanayi sektöründe kârlılığın zayıflaması,
· İç ve dış talepteki yavaşlama,
· Nitelikli teknik personel eksikliğı,
· Gençlerin sanayi sektörüne yönelik motivasyonlarının azalması,
· Sanayinin riskli ve yorucu bir çalışma alanı olarak algılanması,
· Üretmeden hizmet sektörüne doğru yaşanan tehlikelli yönelim,
· Sanayi alanlarının şehir yüzölçümündeki sınırlı payı,
· Trafik ,altyapı ve konut maliyetleri,
· Firmaların ölçek ekonomisine geçememesi,
· Üniversitelerde üretilen bilginin yeterince ticarileşememesi,
· Dijital ve yeşil dönüşüm yatırımlarının finansmanı
Sorgulama merakı
Bir toplumun erişebildiği kaynakları etkin ve verimli değerlendirmesinin en etkili gücü “sorgulama merakıdır.”
“ESO Vizyon 2030” belgesinin “ temel sorunlar ve dönüşüm ihtiyacı” başlığında somutlaştırdığı gündemin kapsamına, içeriğine ve sıralanmasına itiraz hakkımız vardır; ama kulakları sağır edecek sessizliğe hakkımız yoktur.
Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Yusuf Adigüzel’i 26 Temmuz 2026 tarihinde yayınlanan “Şehri geleceğe hazırlayan üniversite” başlıklı yazısındaki açıklamaları da önemli. Açıklamada “ Eskişehir’in 2035 Vizyonu” da paylaşılıyor. Rektörün paylaştığı gibi “ Üniversite bu dönüşümde izleyen bir kurum olmayacak. Yön veren, fikir üreten, insan yetiştiren, ve şehri geleceğe hazırlayan ana aktörlerden biri olacak” . Bu doğru bir misyondur; rektörün de altını çizdiği gibi üniversite “kültür taşıyıcısı ” olacaksa, kesintisiz biçimde ekonominin bütün aktörlerine ve kamuoyu ile temas halinde olan bir üniversite yaratmak istediğimiz sonuca değer katkısını artırabilir.
Üniversitenin “Vizyon 2035” hedefleri ile Eskişehir Sanayi Odası’nın “ Vizyon 2030” sistemli bir “sorgulama platformu” oluşturulursa, farkındalık düzeyinin artacağını, bilgiye dayalı fikirlerin hızla projelere, programlara ve uygulamalara dönüşeceğini düşünüyorum.
Üniversiteler ve Eskişehir Sanayi Odası güç birliği yaparak kent kamuyu kadar ülke genelinde de uyarıcı olabilir. “Temel sorular ve dönüşüm ihtiyacı sorgulaması” ne kadar toplumun derinliklerine inerse o denli etkili olur.
Teknolojik düzey ne olursa olsun, toplumsal alanlar ne kadar farklılaşırsa farklılaşsın, ağlar ve ağ etkilerinin nicelik ve nitelikleri ne olursa olsun, “sorgulama merakının beslediği fikri-i takip “ yoksa en güzel anlatımlar bile boşlukta kalır.
Aktörlere çağrı
Siyasi irade, bürokrasi, iş dünyası, sivil toplum örgütleri, üniversiteler , emek örgütleri, odalar ve borsalar, medya mensupları gibi ekonominin akla gelen bütün aktörleri daha sağlıklı bir gelecek inşasından sorumluyuz. Ulus devlet işlevlerinin şirketler, platformlar, veri merkezleri ve algoritmik karar merkezlerine kayışını hep birlikte izliyoruz. Platform egemenliği geleneksel bütün kurumları kuşatıyor; kararların ve uygulamaların yönünü ve hızını belirliyor. İnsanlık tarihinin olağanüstü dönüşümünde yeni değer zincirinde doğru konumlanma yapmamız hayati önem taşıyor. Bu gidişatın istikametini belirlemek başkalarının sorumluluğu değil, bizim sorumluluğumuz!
“Siyasi ikna ile ticari manipülasyonlar arasındaki sınırların bulanıklaştığı” günümüzde Üniversite ve Sanayi Odasının angaje oldukları “vizyon”dan daha elverişli bir vesile olamaz. Kurumların yaptıkları çalışmaları daha görünür ortamlara taşıyalım; daha çoklu akılla önerileri sorgulayalım; gerçek “beka sorunu” olan üretim gücünü artırmanın önündeki engelleri hep birlikte kaldırabiliriz.