EKONOMİ gazetesinde “oda ve borsa seçimlerinde beklentilerimi” paylaştığım yazıların başlıkları şöyle:
23 Nisan 2026 — “Oda ve borsa seçimlerinde plan algısı sorgulanmalı.”
30 Nisan 2026 — “Oda ve borsa seçimlerinin kurumları sahiplenme gündemi”
07 Mayıs 2026 — “Oda ve borsa seçimlerinde teşvik sistemi tartışılmalı”
14 Mayıs 2026 — “Oda ve borsa seçimlerinde rekabet yapısı irdelenmeli”
21 Mayıs 2026 — “Oda ve borsa seçimlerinin OSB gündemi”
27 Ağustos 2026 — “Oda ve borsa seçimlerinin verimini düşünmeliyiz”
03 Eylül 2026 — “Oda ve borsa seçimleri yol gösterici olmalı”
Neden önemsemeliyiz?
Oda ve borsalar ülkemizde sahayı temsil eden, sahadaki bütün çıkar gruplarını bünyesinde barındıran geniş tabanlı bir yapı. Bir başka özellikleri, kuruluş ya da kurum olarak ilkeleri, kuralları ve işleyişlerine ilişkin yasal çerçeveleri olan; yetki ve sorumlulukları tanımlanmış yapılar. Gözden uzak tutulmaması gereken bir başka özellikleri, üyelerinin sahada en uç noktada üretim örgütlenmesine katılan, sahanın ritmini yaşayarak bilen mal ve hizmet üreticilerinden oluşmaları. Dilerseniz, oda ve borsaların kendi projelerini üretmesi ve sahiplenmesini toplumsal denge oluşumunun önemli araçları boyutuyla ele alabilirsiniz; iyi işlemeleri de demokrasilerin işleyişinin gerek şartı. Unutulmaması gereken bir başka özellik, oda ve borsaların bilgiye dayalı fikir üretmesidir; o fikrin arkasında durabilirlerse, toplumda sorgulama merakı, akıl yürütme disiplini ve bilinmezle yüzleşme özgüveni etkili olur; değişmelere uyum sağlayan, kaynakları etkin ve verimli kullanma yollarını açan tartışma iklimi oluşabilir.
Gerekçelerimizi daha da artırabiliriz. Bugün bir “işleyiş eksikliği” varsa, sadece oda ve borsa yönetimine seçimle gelenlerin suçu olamaz. Seçimle gelen yöneticiler tabanın temsilcileri; asıl önemli olan, tabanda eli taşın altında olanların toplumun diğer kesimleriyle hak ve çıkarlarını koruyan bilinçle hareket etmeleri.
Seçimler “vesile” olmalı
Bir siyasi parti örgütünde, bir derneğin lokalinde, eş dostun buluştuğu bir kahvede ya da herhangi bir ortak mekânda “vatan sevgisi ve ülke bekası” üstüne söz söyleyebilme hakkını kendimizde görüyorsak, şu sorunun yanıtını vermeliyiz: Sahadaki dinamiklerle ilgili ve bilgili olmadan, vatanın yüceltilmesi, refahın artırılması ve ülkenin bekası üstüne sözlerimizin ne anlamı olabilir?
Oda ve borsa seçimleri, ülkenin maddi ve kültürel zenginlik üretmesinin sahaya yayılmış üyeleri ve onların yaptığı üretimden etkilenen herkesin sorunudur.
Oda ve borsalar, sadece seçimle iş başına gelmiş temsilcilere bırakılamayacak kadar önemlidir.
Şimdi kendimize soralım: Ülkenin geleceğini daha güvenli hâle getirmede oda ve borsaların rolünü zihnimde hiç sorguladım mı? Maddi ve kültürel zenginlik üretmeden refah artırılabilir mi? Önyargılarımızla değil, bilgiye dayalı olarak bu sorulara verilen yanıt; bizim özü, sözü ve davranışı birbirini bütünleyen tutarlı bir insan mı, yoksa duruma göre rüzgârın önünde sürüklenen biri mi olduğumuzu gösteriyor.
Oda ve borsalar evimizdeki sofranın zenginliğinin arka planıdır; özgür ve demokratik gelişmenin siyasi iradeyi dengeleyen eş düzey yapılanmalarıdır. Oda ve borsa seçimleri hepimizi yakından ilgilendirir.