Ülkemiz 1960’lar sonrası silahlı kuvvetler tarafından yapılan darbeler ya da hükümetlere verilen muhtıralara muhatap oldu. O süreçlerin kimilerinde (12 Eylül 1980) siyasi partiler tümden kapatıldı, siyasi faaliyetlerden men edildi. Ta ki 1982’de yapılan referandumla aynı isimle açılmalarına izin verilene kadar.
O darbe ve muhtıraların ardından faaliyetteki partilerin önderleri halkın belleğine şu sloganı yerleştirmeye çalıştılar:
-Siyasi partiler demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır!..
Gerçekten de öyledir ve örgütlü unsurlarıdır.
Buna karşılık, özellikle bazı olumsuz durumlarda toplum ve siyaset bilimcilerin sıklıkla tekrarladıkları başka yorumlarla karşılaşır olduk.
“-Demokrasi, yalnızca partilerin katıldıkları seçimlerden ibaret değildir!..
Gerçekten de demokrasinin diğer kuralları uygulanmaz olduğunu gördüğümüz durumlarda gördük ki demokrasi seçimden ibaret değildir. Bu doğruyu, özellikle şu son yıllarda daha bir gözlemler olduk:
-Düşünce özgürlüğü olmadıktan ve düşüncelerini serbestçe söyleyemedikten sonra neye yarar “sakatlanmış demokrasi” uygulaması!..
YENİ Parti’nin yeni anlayışı
Cumhuriyet döneminin ilk ve en eski siyasi örgütlenmesi Cumhuriyet Halk Partisi’nin başına gelenler, yasaklı siyaset anlayışının somut örneğidir. Kısaca özetlersem “mutlak butlan” denilen, bir şekilde yasalara girmesi ve uygulanması sonucu, CHP’nin seçilmiş yönetiminden alınıp önceki yönetimine, daha doğrusu bir kliğin eline verilmesi, teslim edilmesidir.
Bu durumda buna karşı direnen seçilmiş yönetimin genel başkanı Özgür Özel ve milletvekillerinin “çaresiz” kurduğu “Yeni bir parti kurmak” arayışları…
Sayın Özel’in “Bu partiyi kurmamızı halk istedi, destekleri ile halkımız var etti. Adını da kendisi verdi: YENİ Parti” demesi haklı ve mantıklıdır.
Bitmek tükenmek bilmeyen bir enerji ile partiyi kuran halkın arasında bulunan Özgür Bey, o halk buluşmalarında bir şeyi sıkça tekrarlar oldu:
“-Partiyi siz kurdunuz, yeni üyeler olarak sizler büyütecek, sizler yönetip yönlendireceksiniz.”
Bu somut beyanlar, halkta karşılığını bulmuş olacak ki üye sayısı milyona dayanmak üzeredir. Özgür Özel, bunun nasıl olacağını da şu üç vaatle özetleyecektir:
“-İlçe başkanını sizler seçeceksiniz. Keza il başkanını da. Giderek genel başkanın kimin olacağını da üyeler belirleyecektir.”
***
Bunun ilk örneği de geçtiğimiz hafta sonunda pek çok ildeki sayısız ilçede uygulamaya konulmuş bulunuyor. Bu iller arasında Eskişehir’in ilçeleri de bulunuyor. Bunun adı da uzun yıllardır unuttuğumuz “ön seçim” olarak anılıp konuşulmaya başlandı.
İlimizdeki nüfusun yoğunlaştığı ilçeler bazında önemli iki merkez ilçedir: Odunpazarı ve Tepebaşı. Bu ilçelerimizde kullanılan oylara ve katılım sağlamayan YENİ Partili üyelerine bakıldığında ilgi oldukça büyük ve önemli. İl merkezindeki üye sayısı 9-10 bine yaklaşmış görünüyor ki kısa süreli üye kampanyası açısından bakıldığında hiç de fena bir sayı değil.
İlimizin diğer ilçelerinde de aynı uygulama yapıldı kuşkusuz. Bunlardaki katılımlar da eklendiğinde YENİ Parti’nin ilimizdeki üye sayısının şimdilik 10 bini bulduğu söylenebilir.
***
Tepebaşı’ndaki seçim, ilçenin üyelerinden Osman Akkiraz’ın deyimiyle “tereyağından kıl çeker gibi” erkenden ve tartışmasız tamamlandı. Nedeni de “tek adayın” kendisiyle yarışmış olmasındandı...
Odunpazarı’nda ise iki adayla yapıldı ön seçim. Kimi yerel medya kuruluşlarının yansıttığına göre “hayli tartışmalı” geçmiş. Bunun nedeni de kazanan ve kaybeden aday arasında sadece “3 oy gibi” çok az bir farkın bulunması!..
***
Diyebilirim ki demokrasi kültürüyle övündüğümüz Eskişehir halkı, başarılı bir sınav vermiştir bu ilk uygulamada. “Hayırlı olsun!..”
