Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Yeni Parti Odunpazarı ön seçimi ile ilgili katıldığı bir televizyon programında değerlendirme yapıyor.
Odunpazarı ön seçiminde asıl hedefin Rahmi Çınar olmayıp kendisi olduğunu söylüyor.
Bürokratların, CHP'lilerin, hatta DSP'lilerin bile “Kazım'ı yenelim” diyerek bir araya geldiğini söylüyor ve “Yendiniz, iyi de ne oldu? Benim mücadelem kazanmak olsaydı, yenildiğim ilk seçim sonrası politikayı bırakırdım” diyor.
***
Doğrusu ben bu konuda Kazım Kurt'a katılmıyorum.
Partide Kazım Kurt'u hedef alanlar olabilir.
Söylediği gibi, bürokratlar, CHP'liler, hatta DSP'liler, Kazım Kurt'u hedef alanlarla iş birliği içine de girmiş olabilir.
Ancak...
Kendi ekibinden olan, kendisine bugüne kadar yakın duran, hemen her konuda kendisini savunan ve birlikte hareket eden benim tanıdığım pek çok kişi, Odunpazarı ön seçiminde karşı adaya oy verdi.
Hatta birçoğu bunu sosyal medya üzerinden açıkça ilan bile etti.
***
O yüzden, bu ön seçimde en azından Kazım Kurt'un ekibinde olup karşı adaya oy verenlerin hedefinde Kazım Kurt yoktu.
Kazım Kurt'un aday tercihindeki ısrarı vardı...
En yakınındaki isimler bile “Bu adayla olmaz” demesine rağmen, o adayın arkasında ısrarla durma tercihiydi asıl hedefe konulmasındaki mesele...

“ÖRGÜTÜN TEMEL UNSURU PARTİYE AİDİYET DUYAN GERÇEK ÜYELERDİR” GERÇEĞİ KİMSENİN UMURUNDA OLMAZSA...
Yeni Parti kurulduktan sonra üye sayısı 5-6 bin civarında...
Bunların büyük bir bölümü CHP'den istifa ederek gelenler, kalanı da o güne kadar hiçbir partiye üye olmayıp yaşanan haksızlıklar üzerine bile isteye Yeni Parti'ye üye olanlar.
Aslına bakarsanız, “partiye aidiyet duyduğu tartışılmaz bir kesim” tanımlaması yapmak yanlış olmaz.
***
Sonra...
Yeni Parti, parti programını ilan ediyor ve üyenin merkezde olacağı bir örgütlenme modelini hayata geçireceğini açıklıyor.
Yani...
"Partide bundan sonra yöneticileri ve adayları üyeler belirleyecek” diyor...
***
Bunun üzerine o 5-6 bin civarında olan üye sayısı 7-8 binlere yükseliyor.
Bir ay içinde iki bine yakın üye geliyor partiye...
“Geliyor” dedik lafın gelişi ama keşke bu iki bin üye gerçekten kendiliğinden gelse, söyleyecek tek bir lafımız yok...
Ama gelmiyor, getiriliyorlar...
Çünkü...
İlçe ve il ön seçimleri kapıya dayanmış. Başkanları da üyelerin belirleyeceği açıklanmış. Seçimi kazanmak isteyen adayların üye oylarına ihtiyacı var. O adayları destekleyeceğini açıklayan belediye başkanlarının da yine üyelere ihtiyacı var.
***
Hep bir elden başlıyorlar üye kaydı yapmaya.
Kimini hatır gönülle, kimini baskıyla, kimini de sözünden çıkmayacak insanları devreye sokarak üye yapıyorlar...
Üye yaptıklarına da “Unutma, ön seçimde şu adayı destekleyeceğiz” hatırlatmasını yapmayı da unutmuyorlar.
***
Eskiden bu işi delege seçilmek isteyenler yapardı.
Mahallelerinden delege çıkmak için ellerinde üye formu gezerler, hatır gönül ile partiye üye yaparlardı.
Sonra ne olurdu biliyor musunuz?
Üye sayısı 20 binleri bulur ama parti bu 20 bin üyenin 15 binine ulaşamazdı.
Muhtemelen şu son bir-iki hafta içinde, kendi istekleri dışında hatır, gönül ve baskı ile yapılan üyeler de kongreler bittikten sonra ortadan kaybolacak. Ne onların partiye aidiyeti olacak ne de onları üye yapanlar arayıp soracak.
Çünkü...
Örgütün temel unsurunun partiye aidiyet duyan gerçek üye olduğu gerçeği kimsenin umurunda değil.
***
Sonuç olarak:
Eskiden delege seçilmek isteyenlerin organize ettiği üye yapma furyasını şimdi resmen ilçe ve il başkan adaylarını destekleyen belediye başkanları ile belediye ekipleri üstlenmiş durumda...
Şimdi bu yöntemin, AK Parti'nin her talepte bulunanlara “Önce gidin partiye kayıt olun” diyerek zorla veya başka yöntemlerle üye yapmasından bir farkı var mı?
