İlimizin ilkokulundan lisesine, Cumhuriyetin ilk yıllarına dayanan çok köklü eğitim-öğretim kurumları vardır Eskişehir’in… Ne mutlu bize ki onların pek çoğu halen ayakta. Bunlara yenileri de eklenerek derinlere kök salan, dallanıp budaklanan çınar ağacı örneği. İlimiz bu anlamda yeterli donatıya sahip şanslı iller arasındadır Eskişehir…
Şöyle 1950’lere dönersek… Ki ben ancak oralara kadar uzanabiliyorum.!.. Hatırladığım hemen her semt veya mahallede, çoğu Cumhuriyet öncesi ve ilk yıllarından kalma yeterli sayıda ilkokul bulunuyordu.
Ya sonrası? Hatırladığım ortaokul olarak sadece Mehmetçik ve Tunalı ortaokulları. Elbet onca ilkokulun verdiği mezunlara yeteli değillerdi. Çözüm: o tarihlerde statüleri “Lise” olan kurumların ortaöğretime de tahsis etmekti. Bunlar:
-Eskişehir Lisesi, Endüstri Meslek Lisesi ve Ticaret Lisesi…
Bizim kuşak öğrencileri hem ortaokulu, hem liseyi o kurumlarda tamamlayan bir nesildi. Ne ki onların adları halk arasındaki yerleşik tanımlama ile başkalaşıyordu!..
Evet Eskişehir Lisesi, “lise olarak” tanımlansa da diğerleri farklıydı :
-Sanat Mektebi, Ticaret mektebi!...
Bunların yerleşkeleri de karşı karşıya bulunuyordu…

Nereden geldim buraya?

Evet, adeta “Eskişehir maarifinin” tarihini özet-özeti olarak aktarıverdiğim konuya neden böyle bir giriş yapmamın nedeni neydi derseniz devam edelim.
Gazetemizin yazı işleri Müdürlerinden, evlat seviyesinde sevdiğim Çağlar Özyazıcı’ nın kısa süre önceki köşe yazılarından birinden esinlenmedir konu olan!.. Yazıya giriş paragrafı şöyle:
“ Atatürk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü İlker Şenoturan, Milli Eğitim Müdür Yardımcılığı görevine getirildi. Öncelikle yeni görevinde başarılar dileriz”
Çağlar devamında kendisiyle bir sohbetini anlatırken de, Sayın Şenoturan’ın bu lisenin kendisi için ne kadar önemli olduğunu anlattığına değiniyor ve ekliyor:
“35 yıllık eğiticilik ve yöneticilik deneyimi var. Yeni görevi için elbette seviniyordur. Ama eminiz ki bir o kadarda üzülüyordur.”
***
Ben de sevgili Özyazıcı’nın kanı olarak aktardığı duygulara katılıyorum. On yılları bulan eğitimci kimliğini yeni görevinde, daha üst düzey görevlerde sonlandırmasını dilediğini eklemeliyim…
***
Araya yakın zaman öncesi bir not ekleyim devam edelim.
Kardeşim Ersin’in o okuldan aldığı diplomanın peşine düştüğüm günlerde itmiştim Sanat Mektebine!.. Şaşkınlık içinde dışardan gözlemleyemediğim gelişimi görünce şaşkınlık içinde kalmıştım:
-Kocaman bir eğitim kampüsü olmuş burası!..
Sayısız binalar arasında dolaşırken kapıda “müdür” yazan bir tabela görünce duraksamıştım. O sırada tek başına gelen bir beyefendi kapıya çalmadan içeri girince “Siz müdürsünüz galiba?” dedim. Ayaküstü kendisiyle bir söyleşi yapmak istediğimi söylemiş, “buyurun beklerim” yanıtıyla, yeniden Ersin’in diplomasının peşine düşmüştüm!
-Acaba karşılaştığım İlker Hoca mıydı?

Efsane Müdür Hasan Akyarlı

Yazımın başlığında isimlerini andığım İlker Şenoturan tanıtımını bu kadarla bitirelim. Bununla birlikte öğrencilik ve meslekteki ilk yıllarıma dönünce zamanımızın öğretmenleri ve müdürleri şöyle bir resmi geçit yapar gibi geçmeye başladı aklımdan onlar arasında ilk aklıma geliveren de;
-Endüstri Meslek Lisesi’nin Müdürü Hasan Akyarlı oldu…
Öğrenciyken tanıyor biliyordum kendisini Meslek hayatımda epey bir karşılaşmamız oldu. Tanıdım ki mütevazı, ama o ölçüde de “yumuşak eldivenli bir müdürdü!.. Sanat mektebinin sağlam temellerini atan bir eğitimciydi diyebilirim.
Ayrılışından sonra İzmir’e atandığını öğrenmiştik. O arada bir gelişinde karşılaşmış, hoşbeşte bulunmuştuk!...
Yakın zamanlarda aramızdan ayrıldığını duymuştum. Dün araştırırken aramızdan 20 Aralık 2019'da ayrıldığını, oğlu Prof. Dr. Adnan Oğuz Akyarlı’nın babasını anlattığı bir makalesinden öğrendim.
Yine araştırmamdan Hasan Hocamızın Dokuz Eylül Üniversite’sinde Öğretim görevlisi olduğunu onlarca “Teknik Resim” kitabının bulunduğunu da…
Rahmet Olsun, Sayın Akyarlı’nın Eskişehir yıllarını da araştıracak ve yazmayı düşünüyorum.

Images-134

Images 133