Oxfam, 1942 yılında İngiltere'de küresel yoksulluk, eşitsizlik ve adaletsizlikle mücadele etmek amacıyla bir araya gelmiş, 21 bağımsız sivil toplum kuruluşundan oluşan uluslararası bir yardım ve hak savunuculuğu konfederasyonudur. Son toplantılarının birinde sonuç raporunun adı "Zenginlerin Hakimiyetine Direnmek" adını taşıyor. Karşı karşıya olduğumuz tablo özetle şöyle: Dünyanın en zengin %1’i, 2026 yılı için kendilerine düşen karbon bütçesini daha yılın ilk on gününde tüketti. En tepedeki on iki kişi, insanlığın yarısından yani dört milyar insandan daha fazla servete sahip. Ve en acısı; onların serveti katlanarak artarken, vergi kanunları, çevre düzenlemeleri ve ekonomik kurallar onların lehine, diğerlerinin aleyhine işliyor. Oxfam’ın bileşenlerinden biri olan Greenpeace tam da bu yüzden vergiler konusunda "Kirletene Ödet, Yükümü Hafiflet" sloganını atıyor. Bu sadece bir slogan olarak değil, matematiksel bir adalet çağrısı olarak görülüyor…
Ne tesadüftür ki; bizim ülkemizde de gerçekleştiren ve yaklaşık yarım milyon “fonzede” yaratan son vurgunu bazı iddialara göre, kapalı kapılar ardında on iki kişilik bir grubun yaptığını ve varlıklarını tam 518 kat artırdıkları söylenmektedir. Kamuoyunda sert tartışmalara neden olan bu on iki kişinin isimleri acaba neden sır gibi saklanmaktadır. Kısa sürede çok para kazanmak isteyen insanlar ve onları tuzağa çekmek isteyen başka insanımsılar olduğu sürece bu “vurgun düzeni” böyle yinelenip gidecek demektir. Gençliğimizde saadet zinciri vardı, sonraları bankerler dönemi, Kastelli, İmar Bankası falan, yakın geçmişte tosuncuğun çiftlik bankı, şimdide 830 milyar liranın Borsa aracılığı ile hiç edilmesi. Sistem hep aynı, yeni katılımcıların parası eski katılımcıların bir kısmına ödeniyor, kalan büyük meblağdan uyanıklar sebepleniyor. En güzel lafı Anahtar Parti lideri etmiş: “Sazanlardan para toplayıp çarpan köpek balıklarını yakalamalıyız!” Unutmamak lazım, Türkiye’de maaşın daha cebine girmeden eriyorsa, marketteki etiketler can yakıyorsa, en temel ihtiyaçlarında bile yüksek vergiler ödüyorsan, aç gezip emekliliğinde bile iş arıyorsan sebebi "kaynak yokluğu" değildir. Bu ülkenin kaynakları hepimize yeter. Yeter ki doğru kullanılsın, peşkeş çekilmesin, eşit ve adaletli bir biçimde paylaştırılsın…