Nihilizm (hiççilik), evrenin, hayatın ve insan varoluşunun özünde hiçbir anlam, amaç, ahlaki değer veya nesnel gerçeklik bulunmadığını savunan felsefi bir yaklaşımdır. Kökeni Latince "hiç" anlamına gelen “nihil” kelimesine dayanır. Nihilizmde yaşamın veya evrenin üstesinden gelinecek ya da keşfedilecek ilahi veya kozmik bir amacı yoktur. Mutlak iyi, kötü, doğru veya yanlış bulunmaz; ahlak kuralları insan yapısıdır ve değişkenlik gösterir. Nesnel bir bilginin veya kesin hakikatin varlığı reddedilir ya da bilinemeyeceği öne sürülür. Friedrich Nietzsche (1844-1900), “Nihilizm” denince akla gelen en önemli isimdir ve onu yaşamın mutlak bir amacının veya nesnel bir anlamının kalmadığı, geleneksel dinî ve ahlaki değerlerin çöküşüyle ortaya çıkan bir geçiş dönemi olarak tanımlar. Nietzsche nihilizmi “pasif” ve “aktif” olarak ikiye ayırır. Pasif nihilizmi eski değerlerin çöküşü karşısında umutsuzluğa kapılma, hayata küsme ve hiçbir şeyin anlamı olmadığını söyleyerek çöküşü kabullenme hali olarak görür. Aktif nihilizmi ise eski ve çürümüş değerlerin yıkılışını bir fırsat görerek kendi yeni değerlerini yaratma gücünü ortaya koyan yıkıcı ve kurucu güç olarak görür ve ona devrimci bir anlam yükler...

Ülkemiz insani şiddetli bir şekilde, bilerek ve isteyerek “nihilizme” doğru savrulmaktadır. Halkımız “Fon Vurgunu” sonucunda iktidara yakın bazı kesimlerin haksız yere aşırı kazanç sağladıklarını ve korunup, yargılanmayacaklarını görüyor. Kendisinin hiçbir zaman kazanamayacağı miktardaki paraların nasıl kolayca elde edildiğini izleyip şaşırıyor. Yaşadığı; tek kişinin ağzına bakan, liyakatsiz ve denetimsiz kurumlar karmaşasının yarattığı şaşkınlık. Aynı zamanda sandıkta oy verip seçtiği bazı yöneticilerin, yapılan baskılar sonucu, seçmen isteğine karşın parti değiştirdiklerini görüyor. Değiştirmeyip direnenlerin tutuklandığı ve yargı yoluyla iktidar yanlıların yönetici kadrolarına getirildiğini gözlemliyor. Seçimlerin anlamsız olduğunu, kendi iradesinin bu demokrasi oyununda gözetilmediğini seziyor. Gazeteciler haber yaptığı için tutuklanıyor, halkın en çok seyrettiği TV kanalları bir bir kapatılıyor. İnsanlar hiçliği hissediyor, varlığının ve yaşadıklarının bir anlamı olmadığını, kendisine öğretilen değerlerin aslında büyük bir sahtekarlık olduğunu düşünmeye başlıyor. Belki de arzulanan budur, halkı pasif nihilizme düşürme ve durumu kabullenip, boynunu bükmesini istemektir. Ancak tam tersi de olası, iktidar için en büyük tehlike nihilizme maruz kalan insanın kabullendiği değerleri sorgulaması, kendini yenilemesi, yıkıcı ve devrimci bir süreci benimseyip kendini yeniden oluşturmasıdır…