Komedyen Deniz Göktaş’ın gösterisi sırasında “suçu ve suçluyu övme”, “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama” nedeniyle tutuklanması, Türk siyasi ve hukuk tarihinde trajikomik bir olgu olarak yerini aldı. Yaşananları ve ilk duruşmasında edilen bazı ibretlik sözleri, hepimiz için yön gösterici olabileceği gerekçesiyle aşağıda özetlemeye çalıştım…

“Sadece dört cümlem için 88 gündür hücrede tutuldum. Bir komedyen olarak bu benim için gurur verici, işime olan inancım arttı. Ama bir vatandaş olarak bu durum, ülkemdeki ifade özgürlüğü açısından üzücü. Sosyal medyada trolleri izliyorum. Ben bunları izlerken trollerin birbirlerine ‘Arkadaşlar, dini değerler üzerinden saldıralım’ dediğini gördüm. Sonra kampanya başlattılar. CİMER’e şikâyet ettiler. Yurt dışına çıktığımı ve bunun iltica planımın bir aracı olduğunu iddia ettiler. Ben döneceğimi söyledim ama ikna edemedim, oysa ben Türkiye’de ülkeyi terk etmek isteyen insanları vazgeçirmeye çalışan gruptayım. Döndüm, havaalanında polisler beni aldı. Telefonum bile cebimdeydi. Kelepçe bile takılmadı. Biz yürürken havaalanı polislerinin hepsi, ‘Deniz, sen salak mısın, niye döndün?’ dediler. Yani polislerin bile ülkeden bıkmış ve ülkeyi terk etmek istemesi üzücü. Ben savcı katındayken savcı, Kılıçdaroğlu ile görüşeceğimi söyledi. Üç kez reddettim. Gıcık olduğumdan değil ama bir siyasetçinin benim durumumu kullanmasını istemedim. Reddetmeme rağmen beni zorla Kılıçdaroğlu ile görüştürdüler. Kılıçdaroğlu geldi, ‘Neden ülkeye döndün Deniz? Benim imkânım olsa bir dakika burada durmam’ dedi. Ben neden zorla Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm? Onu yalanladığım hâlde neden benim sözlerim çarpıtıldı, anlamıyorum. Ben neden üç kez reddetmeme rağmen zorla Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm? Hücrede de Kılıçdaroğlu’nun inatla beni yalanlamasını izledim…”

“Erdoğan, bu ülkede yapılan her türlü politik şakanın birinci derecede sorumlusudur. Komedyenlerin şakalarından rahatsız olan güç sahiplerine karşı komedyenleri, sanatçıları korumak yargının görevidir. Güç sahiplerinin elinde zaten bir dolu güç var, binlerce trolleri var. Bir AK Parti yöneticisinin adı bir fon skandalına karışıyor ve üstünün affını istiyorsa ‘diktatör’ şakaları yapılır. Diktatör ifadesi hakaret değil, siyasi bir nitelemedir. Başka bir komedyen ‘demokrat’ diyebilir ve benden daha çok güldürebilir. CİMER’e benimle ilgili 185 şikâyet gelmiş. Şikâyetlerden birinde, ‘Bu çocuk Selçuklu Devleti’ni salataya benzetiyor’ yazılmış. Bir başkasında, ‘Bu çocuğun hesabı yüz bin artıp yüz bin düşüyor, dış güçler olabilir’ denilmiş. Biri, ‘Ben bunun sınır dışı edilmesini veya idam edilmesini istiyorum’ yazmış. Bir başkası da ‘İdam olan bir ülkede idam edilsin’ demiş. Adam idam inovasyonu yapıyor. Yani bir komedyen var ama ülkede idam yok, bir ülkede idam var ama komedyen yok. Adam ikisini bir araya getirip inovasyon yapmış. Ve bu iki şikâyetin altında ‘Başvurunuz işleme alınmıştır’ deniyor. Çok üzücü bu nefret söylemi. Umarım idam edilmem.”

Deniz Göktaş, ilk duruşmasında savunma yaparken hâkimin “Gösteri bile bir buçuk saat sürüyor, topla bitir artık” uyarısına, “88 gündür kuyu tipi hücredeyim, bırakın konuşayım” demiştir. Son saptaması: “Ömrümden üç ay çalındı. Sigarayı bıraktım, o üç ayı ömrüme ekleyeceğim…”

Gözdağı ve cezalandırmayı umanlar büyük yanılgı içine düşmüşler, el birliğiyle bir komedyenden halk kahramanı yaratmışlardır. Hayırlı olsun!..