“Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?” diye sorarken insanca, sömürüsüz, eşit ve adil dünya düzenine olan özlemini dile getiriyordu Nazım Hikmet. Onun için mutluluk, insan yaşamına yönelik bir iyilik hâli görebilmekti. Zaten insanlık tarihi boyunca mutluluk tanımları yapılırken hep parametre olarak insan ele alınmıştır. Kimisi hazzın mutlak anlamda iyi olduğunu varsayarak mutluluğu “hedonizm” kavramında aramış, kimisi yararcılığın insan üzerindeki etkisine bakarak “pragmatizmi” savunmuş, kimisi de mutluluğu acıdan ırak olma hâli olarak görmüştür. Mutluluk konusunda hayli etkin söylemleri olan Aristoteles ise “eudaemonia” kavramını öne sürmüştür. “Ödaimonya” olarak okuyabileceğimiz bu zor kelime, insanın yaşadığı günlük ve geçici hazlardan farklı ve daha kapsamlı olarak, hayatının son noktasında “ulaştım” diyebileceği sonsuz mutluluk fazı olarak adlandırılabilir ki mutluluk sözcüğünün de ötesinde bir anlam taşır. Budizm öğretisindeki “Nirvana’ya kavuşmak” kavramıyla örtüşür mü, bilemedim. Mutluluğun bir de bilimsel tanımı var. Bir insan sürekli mutlu olabilir mi, olursa onun adı mutluluk olur mu? Olmuyor doğal olarak, çünkü mutluluk hissi beyinde geçen birtakım kimyasal, hormonsal aktiviteler sonucu oluşuyor. Beyindeki bu kimyasallar ve hormonlar belli durumlarda salınıyor ve uçuş başlıyor. Devamlı salınır hâlde olsaydı bunun adını koyamaz, anlamsız bir süreçte yaşıyor olurduk…
***
Hiç gençliğinizle hesaplaştınız mı? Mutlu olduğunuz anların sayıları ve süreleri hakkında bir fikriniz var mı? Büyük çoğunluğunu hiç kuşkusuz karşı cinse duyduğumuz beğeni, karşılığını aldığımızdaki yürek çarpıntısı, tatlı bir telaş içinde kabına sığamama hâli, coşkuyla yükseldiğin zamanlarda çevrene bakışın, istediğini elde ettiğinde duyduğun huzur, yani kısaca “yaşadım” dediğin anların sayısı… Mutluluk gençlikte bir başka, olgunluk çağlarında daha başka, yaşlanınca hepsinden başka bir boyuta evriliyor kuşkusuz. Türkiye ise genel mutluluk endeksinde hızla ivme kaybediyormuş. Oxford Üniversitesi Dünya Mutluluk Raporu 2026 verilerine göre 147 ülke arasında 5,3 puanla 94. sırada yer alıyoruz. Sonuncu sırada değil de 94. basamakta tutunmayı kimlere borçluyuz, merak içindeyim. Birleşmiş Milletler’in (BM) raporuna göre dünyanın en mutlu ülkesi Finlandiya. Bu ülkeyi Norveç, Danimarka, İzlanda, İsviçre, Hollanda, Kanada, Yeni Zelanda, İsveç ve Avustralya izliyor. Görüldüğü gibi mutluluğun dinle de ilgisi yok. Bizler kötü zamanda, kötü coğrafyada yaşamak zorunda kaldık sanırım. Gerçi yeryüzü çok daha kötü günleri de gördü kuşkusuz. Bir Çin bedduası varmış, “İlginç zamanlarda yaşayasın.” diye. Kim ve ne için söylediler acaba? Mutluluk asıl olarak vermekten geçer, almaktan değil, derler. Almaktan hoşlananlar bir de vermeyi denemeliler, kim bilir belki gerçekten daha iyidir. Gerçi bunca yoksulluğun, adaletsizliğin, çirkefliğin ve acının içinde tek başına mutlu olmanın utanılacak bir yanı olsa gerek…