Bir gün Eskişehir Çarşı Karakolu’na ahaliden ihbar gelmişti.

“Epeyce içkili” olduğu gözlenen bir İngiliz zabiti, Sıcaksular’daki Kadınlar Pazarı mevkiinde kadınlara sarkıntılık ediyordu.

Çarşı Karakolu’nun amiri, polis Ahmed Efendi’yi olayı araştırması için pazaryerine gönderdi.

Polis Ahmed, olay yerine geldiğinde, Eskişehir işgal kuvvetlerinden olan İngiliz subayın, tabancasıyla bir köpeğe ateş ettiğini ve evlerin kapılarını yumrukladığını gördü.

Tutanağa göre, çevredekiler, sarhoş İngilizi bir arabaya bindirip Odunpazarı’ndaki İngiliz işgal birliği komutanlığına göndermek istemişlerdi. Ancak kısa süre sonra arabadan inen Patris adlı subay taşkınlıklarını sürdürünce, o civardaki İnegöllü Hasan Efendi’nin “Araba Fabrikası” önünde tepkisel bir kalabalık birikmeye başlamıştı.

Olayın büyüme eğilimi göstermesi nedeniyle, bölgeye dört polis daha gönderilmiş, Hüsmen, Adil, Süleyman ve Refik adlı polisler, Patris’i kalabalığın elinden alıp karakola getirmişlerdi. Tutanakta, İngiliz subayın alnının sağ tarafından yaralı olduğu belirtiliyordu.

Patris, polislerin kendisini alırken dövdüğünü iddia etti.

Bu iddia üzerine, polislerin dördü de İngiliz işgal askerleri tarafından tutuklandı.

İstanbul’da bazı “yerli” mütareke bülbülleri İngilizlere yaranmak için taklalar atarken, işgalciler halkı taciz ediyor, pisliklerini engellemeye çalışan polisleri de tutukluyorlardı.

İngilizler Eskişehir’i 22 Ocak 1919 günü işgal etmişlerdi. Yerli halk ise işgalcilere büyük tepki gösteriyordu.

Nitekim Eskişehir ve kazaları halkının desteğindeki Kuvvayı Milliyecilerin sıkıştırmaları sonucu, İngilizler işgali sonlandırarak 20 Mart 1920’de şehri boşaltmak zorunda kaldılar

Lakin bütün Anadolu tarihinin en önemli kavşak noktalarından biri olan Eskişehir’in “düşmanla imtihanı” henüz bitmemişti.

İngilizler fiili işgallerini sona erdirdiler ama, bu kez Anadolu ayaklanmasını bastırmak üzere, üzerimize Yunanlıları yolladılar.

Bizzat Mustafa Kemal Paşa’nın gelerek 19 Temmuz 1921 günü, on gün önce alınan stratejik bir karar çerçevesinde boşaltılmasına nezaret ettiği şehir, 20 Temmuz 1922’de Yunan ordusu tarafından işgal edildi.

* * *

Kent merkezi boşaltılmış, Yunan ordusunun işgal ettiği köylerde yaşayan yaşlı- kadın ve çocukların büyük bölümü, dağlara kaçarak oralarda yaşamaya başlamıştı.

İşgal 2 Eylül 1922 gününe kadar sürdü. Büyük zafer kazanıldı, Dumlupınar’da düşmana kesin yenilgiyi tattıran milli ordu, Eskişehir ve kazaları ile köylerini de kurtardı.

Dağlara kaçan köylüler geri döndüler. Düşman, ardında zulüm öyküleri, yakılıp yıkılmış evler bırakarak çekip gitti!

* * *

Merkeze bağlı Gündüzler köyünde ise piknikte sızıp kalan ve ordusunun gidişinden haberi olmayan tek bir Yunan askeri kalmıştı.

Asker, bir eşeğin sırtında sallana sallana köye döndü. Köylüler kendisini yakaladılar, -sonradan gençlere anlattıklarına göre- “biraz hırpalayıp” aynı eşeğe bindirdiler ve Yunan ordusunun küçülerek kaybolmaya başladığı yöne doğru gönderdiler.

O askerin ordusuna yetişip yetişemediğini ise hiçbir zaman öğrenemediler.

(Not-Yazıyı yazarken, Doç.Dr.Zafer Köylü’nün Eskişehir Ticaret Odası Yayınları’ndan çıkan “Esaretten Özgürlüğe 423 Gün-İngiliz İşgalinde Eskişehir” adlı kitabından yararlandım)