Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, UKOME kararıyla hatalı dönüşleri önlemek, yol üzerindeki yasa dışı araç parklarını engellemek ve böylece trafik güvenliğini artırmak amacıyla Atatürk Caddesi’nin ortasına dubalar yerleştirme uygulamasına başladı.
***
İlk etap, Odunpazarı’ndan Süleyman Çakır Caddesi’ne kadar uzanıyor; planlanan düzenleme ilerleyen dönemlerde İstasyon Caddesi’ne kadar genişletilecek. Ayrıca, bu fiziki düzenleme ile toplu taşıma araçlarının duraklara daha rahat yanaşması ve sürücülerin trafik yönlendirmelerine kolayca uyum sağlaması hedefleniyor.
***
Uygulama başlar başlamaz kamuoyundan anında destek ve eleştiriler geldi. Bazı esnaf, dubalar sayesinde dükkanlarının önü açıldığını ve müşteri giriş-çıkışının rahatladığını dile getiriyor. Öte yandan bazı işletmeciler, dubaların park yeri imkânını kısıtladığını, müşterilerin park yeri bulmakta zorlandığını ve bu düzenlemenin esas çözüm olmadığını düşünüyor. Özellikle yerleşik bölge sakinlerinin otopark sıkıntısı yaşadığı da vurgulanıyor.
***
Bunlarla birlikte bazı vatandaşlar, asıl sorunun duyarsız sürücüler ve hız/hatalı sollama olduğunu belirterek, “tümsek yapılması” ve denetimlerin artırılmasının daha etkili bir yaklaşım olacağı önerisinde bulunuyor.
***
Sonuç olarak, Atatürk Caddesi’nde dubalı çözüm, trafik güvenliğine yönelik hızlı bir müdahale olarak bazı faydalar sağlamış olsa da tartışmalar, onun kalıcı ve yeterli bir çözüm olmayacağını gösteriyor. Trafik planlama ve mühendislik temelli yaklaşımlarla desteklendiğinde, dubalı çözüm kısa vadede anlamlı katkı sağlasa da, kapsamlı bir düzenleme için daha bütüncül yöntemlerin uygulanması gerekiyor.
30 AĞUSTOS İNSANLIĞIN BAYRAMIDIR…
Spiker:
Bugün 30 Ağustos. Sizin ve dolayısıyla Türkiye halkının en büyük bayramlarından biri. Bu münasebetle hem sizi hem de bütün Türkiye halkını candan tebrik ederim. Acaba bize bu münasebetle bir şeyler söyler misiniz?
***
Nazım Hikmet:
Evvela tebrikinize teşekkür ederim. Cidden, 30 Ağustos bizim Türkler’in en büyük bayramlarından biri ve zannediyorum ki yalnız bizim değil, insanlığın da bayramlarından biri. Çünkü 30 Ağustos’ta ilk defa biz Türkler insanlığa, sömürgeciliğe ve emperyalizme karşı muzaffer olabilmenin yollarından birini gösterdik. Bu da sömürgeciliğe karşı silah elde çarpışmakla olur.
***
Ve sömürgeciliğin her şeye rağmen yıkılmaya mahkum olduğunu gösteren milletlerden biri de benim milletimdir. Bunun için cidden bu bayram büyük bir bayramdır. Ve bir daha tekrar ediyorum: Yalnız Türk milletinin bayramı değil, insanlığın da bayramlarından biridir.
***
Tarih: 30 Ağustos 1961
Nazım Hikmet, Budapeşte’deki Bizim Radyo’da Spiker Togay Benderli’ye konuşuyor.
***
Bugün 30 Ağustos… Bu önemli güne dair herkes bir şey söyleyecek. Biz ise bu önemli günde, tepeden tırnağa vatan sevgisiyle kuşanmış ama vatanından ayrıyken bu dünyadan göçen bir şairin, Nazım Hikmet’in de 30 Ağustos’a yönelik hissettiklerini paylaşmak istedik.
BATTI BATIYOR SÖYLENTİLERİ VAR YA...
Şu sıralar kimi görsek, selam dahi vermezden önce sorduğu tek bir soru var?
-“Sende haber çoktur. Kimler batmış-çıkmış sen bilirsin?” sorusu.
Eskişehir'de şu sıralar insanların ilgilendiği tek konu, kimin iflas ettiği, kimin konkordato ile iflasın eşiğinde olduğu.
Üstelik bu merak sahiplerinin büyük bir çoğunluğu da bu şehirde ticaret yapan insanlar.
Mevzu öylesine bir hale geldi ki, şehirde dedikodu adeta tavan yapmış durumda.
Bir firma batıyor örneğin, gözler hemen aynı alanda faaliyet gösteren diğer firmalara çevriliveriyor.
***
Öyle ki:
“O da zor durumdaymış”, “Şu firma da batma noktasına gelmiş”, “bunun batması diğer sektördeki insanları da batırıyormuş” gibi söylenti ve dedikodular adeta ayyuka çıkıyor.
Başka şehirleri bilmeyiz ama Eskişehir'de dedikodu şeklindeki söylenti, tusunami'den de daha etkili bir doğal afet sanki.
Anında şehrin en ücra köşelerine kadar gidiyor bu söylentiler.
çıkan söylentiler bir anda herkesi telaşa sürüklüyor.
Bankalar başlıyor sıkıştırmaya.
Daha önce telefonla çıkan krediler, bu kez çıkmamaya başlıyor.
Alacaklılar bir anda kapıda beliriveriyor.
Mal verecekler vermiyor.
Eldeki evraklar işe yaramaz bir hale geliyor.
***
Sonuç olarak…
İşi son derece düzgün, hesabı kitabı yerinde, mali yapısı güçlü firma ve kişiler bir anda cendereye sokuluveriyor.
Bir-iki firmanın batışı ya da bir iki kişinin batma noktasına geldiği haberleri bile, o batan firmalar ile batacağı söylenen kişilerle aynı sektörde iş yapanlara adeta kabir azabı yaşatıyor.
Dedikodu ve söylenti ne yazık ki Eskişehir'de batmayacak firma ve kişileri dahi batma noktasına getiriyor.