Efsane!.. Ne anlama geldiğini bilmeden çoğu zaman kullandığımız bir tanımlama. Hiç sözcülüklerdeki anlatımına bakmadan özetle anlatmak gerekirse:

Geçmişte yaşanmış bir olayın, olaylar dizisinin üzerinden yıllarca geçmesine karşın kuşaklar tarafından anlatıla gelmesi…

Olaylar kadar kişiler de yaptıkları eylemleriyle efsanelere konu olur, efsaneleşirler.

Hadi buna yerelden, şehrimizden bir örnek verelim. Nedir o ola?

Eskişehir’e Kalabak Suyu’nun getirilmesi efsanesi. Buna göre Gazi Paşa Mustafa Kemal Atatürk, bir ziyaretinde içmek için su ister; ancak suyu beğenmez. Zamanın Belediye Başkanı Kamil Kaplanlı’ya bunu söylediğinde şu karşılığı alır:

“Paşam, iyi ıscak suyumuz vardır ama iyi bir içme suyumuz yoktur maalesef!”

Atatürk, yakınlarda bir su kaynağının araştırılmasını ve kısa sürede getirilmesini talimatını verip ayrılır. Araştırma yapılır, Türkmen Dağı’nda “iyi su” bulunur ve iki yıllık bir çalışma sonunda şehre getirilir.

O günün koşullarında mali kaynağın nasıl bulunduğu ayrı bir konudur; ama yapılan törende yaşananlar ayrı bir efsanedir!

Törende yapacağı konuşmayı hazırlayıp cebine koyar Başkan Kara Kamil. Yerinden kalkıp mikrofonun başına gideceği sırada yanındaki bir “muzip arkadaşı” konuşma metnini çekip alıverir. Başkan kürsüye çıktığında aranır-taranır; konuşma metni kaybolmuştur! Şu kısa ve veciz konuşmayı yapar:
“Ete-g.te narh (Zam) goyduk, n’tikse ettik, Galabak Suyunu G’ettik. Şapladın len gahbenin dölleri!”

(NOT: Anlatılan efsane böyledir ama gerçeğini yıllar önce MİDAS Gazetesinde “Nettik ettik Kalabak Suyu efsanesi bitirdik” başlıklı yazıma konu etmiştim.)

Gençlik kollarından ölümüne CHP’li

Yazımızın başlığına bakıp buraya kadar biraz şaşkınlıkla okumuş olmalısınız. Öyle ya, “efsane tanımı” yapalım, Eskişehir’den örnekleyelim derken:

Nereden nereye geliverdik!

Oynamak niyetimiz yine yerel bir efsaneden, 1970’lerin başından 1980’e kadar Cumhuriyet Halk Partisi’nin İl Gençlik Kollarını oluşturan bir kadrodan söz etmekti. Bu vesile ile o kadro içinde yer alan Ersin Ertürk’ü anmak istedik.

Sevgili Ersin’i de 15 gün önce sonsuzluğa uğurlamanın hüznü ve üzüntüsüyle… Önce kısaca özgeçmişi:

Çifteler Köy Enstitüsü mezunu, Emirdağlı bir babanın oğlu olarak 1954 yılında doğdu. Bütün eğitim hayatı, Eskişehir Eğitim Enstitüsü diplomasına kadar şehrimizde geçti. Kısa bir öğretmenlikten sonra bir ilaç firmasının yöneticiliği sırasında Anadolu ve Osmangazi Üniversitelerinde lisans ve yüksek lisansını tamamladı. Emeklilik dönemini ise kurduğu bir turizm şirketinde geçirdi.

Bir yandan da siyasi faaliyetlerini, Gençlik Kollarından gelme biri olarak CHP’nin içinde sürdürdü. Parti içi eğitmenliğinden tutun, milletvekili adaylığına kadar görev aldı. Nedense:

Parti yönetimleri değerlendiremedi Ersin Ertürk’ü…

Küsmedi; aynı paralelde Sosyal Demokrasi Derneği Eskişehir Şube Başkanlığı yaptı. Atatürkçü Düşünce Derneği’nin üst kurul delegeliğinde bulundu.
(Bu öz bilgiler için Sırrı Kabadayı öğretmenime teşekkürler.)

Bu da CHP’nin efsanesi!..

Dedik ya: Efsaneleri geçmişteki olaylar, kurumlar, kuruluşlar ve kişiler yaratabilir. Onlardan biri de Eskişehir CHP örgütü içinde yaratılan, 1970-80 arasındaki Gençlik Kollarının faaliyetidir.

O süre içinde Genel Başkan merhum Bülent Ecevit’in liderliğinde CHP yükselişteydi. CHP ile birlikte il-ilçe gençlik kolları da… Partinin dışa dönük mücadelesinde adeta “mihenk taşı” niteliğindedir gençler. Aynı şekilde İl Gençlik Kolu da… Denilebilir ki, bu enerji partinin “yaşlı üyelerine” sirayet edecektir. İki önemli seçim ve öncesinde önseçim.

O gençlik kollarından dört önemli isim anılır ki, onlar sayesinde ön seçimde başarı elde eden Murat Kahyaoğlu onlara “Gençliğin Kare Ası” sıfatını uygun görür:

Mustafa Mansız, Ersin Ertürk, Ali İhsan Keskin ve Nevzat Erol.

Bu efsane Kare Ası’ndan ilk üçünü genç sayılabilecek yaşlarda kaybettik. Sevgili Nevzat Erol’a sağlıklı bir yaşam dilerken, onun şahsında diğer gençlere “Başınız sağ olsun” dileklerimi iletiyorum.