Eskişehir, parklarıyla, yeşil alanlarıyla ve sosyal yaşamıyla övünen bir şehir… Ama gelin görün ki bu şehirde yaşandığı belirtilen bir olay, insanın aklına pek çok soru getiriyor. Dede Korkut Parkı'nda 75 kadın ve yanlarındaki 75 bebek parktan çıkarıldı. Yanlış okumadınız! Tam 75 kadın ve 75 bebek… Toplam 150 insan… İnsan ister istemez soruyor: Bu kadınlar ve bebekler kime, neye rahatsızlık verdi?

***

Düşünün bir kere… Evlerinden çıkmışlar, bebeklerini almışlar, belki biraz temiz hava almak, belki birbirleriyle sohbet etmek, belki de günlük hayatın yorgunluğundan birkaç saatliğine uzaklaşmak istemişler. Anneler için bunun ne kadar önemli olduğunu anlamak zor değil. Hele ki bütün gününü bebeğinin bakımıyla geçiren bir annenin, kendisi gibi annelerle buluşması kadar doğal ne olabilir?

***

Ama anlaşılan o ki Eskişehir'de bir parkta oturmak bile mesele hâline gelebiliyor! Üstelik söz konusu olan yalnızca kadınlar değil, henüz dünyayı tanımaya çalışan 75 bebek… Peki, bu bebeklerin günahı ne? Anneleriyle birlikte açık havada bulunmaları mı? Bebek arabalarının parkta yer kaplaması mı? Yoksa annelerin kalabalık bir grup hâlinde bir araya gelmesi mi?

***

Elbette parkların da kuralları vardır. Herkes çevresine saygılı olmak, ortak alanları temiz tutmak ve başkalarının huzurunu bozmamak zorundadır. Buna kimsenin itirazı olamaz. Ancak ortada gerçekten bir sorun varsa bunun çözümü 75 kadını ve 75 bebeği parktan çıkarmak mı olmalıydı? Daha makul, daha insani bir çözüm bulunamaz mıydı?

***

Bir de meselenin ekonomik tarafı var… Bugün bir annenin bebeğiyle dışarı çıkıp bir kafede oturmasının maliyetini düşünün. Herkesin buna gücü yeter mi? Elbette hayır! İşte bu yüzden parklar önemli. İnsanların para harcamadan nefes alabildiği, çocuklarını gezdirebildiği, arkadaşlarıyla buluşabildiği yerler buralar. Parklar yalnızca güzel görünsün diye yapılmıyor. İnsanlar kullansın, çocuklar büyüsün, anneler soluklansın diye yapılıyor.

***

Eskişehir gibi çağdaş kent kimliğiyle anılan bir şehirde böyle bir olayın yaşanması ayrıca düşündürücü. Bir taraftan ailelere, annelere ve çocuklara yönelik sosyal projelerden söz ediyoruz. Diğer taraftan 75 anne ve 75 bebeğin bir parktan çıkarılmasıyla karşı karşıya kalıyoruz. Burada ciddi bir çelişki yok mu?

***

Şimdi yetkililere sormak gerekiyor… Bu kadınlar neden çıkarıldı? Kim rahatsız oldu? Hangi gerekçeyle böyle bir uygulama yapıldı? Gerçekten kamu düzenini bozan bir durum mu vardı, yoksa kalabalık olmaları mı sorun edildi? Bütün bu soruların açık ve tatmin edici cevaplara ihtiyacı var.

***

Çünkü mesele yalnızca 75 kadının ve 75 bebeğin bir parktan ayrılması değil… Mesele, bir şehirde annelere ve çocuklara ne kadar yaşam alanı bırakıldığıdır. Bir kentin büyüklüğü yalnızca yaptığı yollarla, binalarla, parklarla ölçülmez. O parkların içinde insanların ne kadar huzurlu ve özgür olduğuyla da ölçülür.

***

Ve son olarak şunu söyleyelim…

75 kadın, 75 bebek…

Bir parkta onlara bile yer bulamıyorsak, yaptığımız onca parkla nasıl övüneceğiz?

Unutmayalım… Parklar insanları çıkarmak için değil, insanları bir araya getirmek için vardır!