Ölümü anında, imparatorluk tacını kime bıraktığını soran generallerine, layık olana cevabını verdi ve öldü. Büyük İskender.

Liyakat; herhangi bir sistemde işe uygun, tecrübeli ve bilgi sahibi uzman kişinin seçilmesi, etik ve erdem değerleri de içinde barındırmasıdır.

Derler ki liyakat dünyadaki tek asalettir.

Tarafsızlık ve uygunluk ise liyakat sisteminin iki temel direğidir.

Hayatın akışında; idareden hukuka ve siyasette kadar, liyakat sahibi olabilmek için bazı özelliklere sahip olunması gerekir.

Sürekli karşılaştığımız; bazen alkış tuttuğumuz, bazen de vicdanları sızlatan talihsizliklerle dolu bir dünyada…

Hak ve adaleti gözetemeden yapılan bazı görevlendirmeler, milletin vicdanında yer bulmadığı gibi, işlerin ağır aksak yürümesine hataların daha büyük yanlışları doğurduğuna sebep olmaktadır.

Peki bu kadar önemli, aynı zamanda suistimale de açık olan bu hassas konu.

İşlerin ve düzenin sağlıklı yürüyebilmesi için, kişilerin sahip olması gereken özelikleri nelerdir?

Öncelikle liyakatlı insanlar adil ve profesyoneldirler,

Bilgi sahibi ve tecrübelidirler,

Emanete sahip çıkar ve korurlar,

Verilen görevi en iyi şekilde yaparlar,

Adaletli ve dürüsttürler,

Adam kayırmaz ve göz yummazlar,

Yanlışa itiraz eder ve kimseye boyun eğmezler,

Tarafsız değerlendirme yapar, sorunlara çözüm bulurlar,

Yeniliklere açık ve vizyon sahibidirler,

Hak etikleri mevkide, hak edene görev teslim ederler.

Dün olduğu gibi bugünde, liyakat layık olduğu yerde olmalı.

Aksi takdirde ne adaletten ne düzenden ne de gelecekten bahsedebiliriz.

Liyakat, adalet, vicdan ölür.

Hak etmeyen yaşar….

Hak eden insan ise yaşamadan ölür.