Eskişehir’de 9 Ocak 1900 tarihinde dünyaya gelmiş, Tatar kökenli bir hemşehrimizdi.

Rivayet edilir ki, İstanbul valiliği görevindeyken, tartıştığı üst düzey bir hükümet görevlisine,

“Bana bak!” demişti, “ben Ruh hekimiyim. Beni kızdırırsan sana bir deli raporu yazarım, ömür boyu tımarhaneden çıkamazsın!”

Bir de 1950 seçimleri öncesinde, CHP’nin Taksim’de düzenlediği miting öncesinde meydandaki kalabalığı CHP lideri ve Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’ye gösterip,

“İşte paşam İstanbul!” dediği ve ertesi gün seçimi DP’nin kazandığı dilden dile anlatılan bir “şehir efsanesi” olmuştu.

Yine, görevi sırasında ekmeğe zam yapılması üzerine gazinolarda güldürücü gösteriler yapan sanatçılar, adına şarkılar yazmışlardı

“Mini mini valimiz/ne olacak halimiz!” diye.

Hızlı yeşilaycı idi. İstanbul’da içki tüketiminin azalması için çaba gösteriyordu. Akşamcılar, onun çabalarını tii’ye almak için yeni bir sözcük icat etmişlerdi.

Çiçek pasajında, balık pazarında, Beyoğlu ve Kumkapı’nın meyhanelerinde garson’dan ufak rakı isteyecekleri zaman boyunun küçüklüğüne gönderme yaparak,

“Bir Fahrettin Kerim getir!” diyorlar ve adını meyhane masalarında zikretmiş oluyorlardı.

Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi başhekimliği görevini de yapmıştı, İmar İskan bakanlığında da bulunmuştu.

Adını 1950’ler ve 1960’larda Türkiye’de bilmeyen yoktu. En iyi de, doğum yeri olan, ilk ve orta öğretimini tamamladığı Eskişehirli hemşerileri bilirlerdi.

Eskişehirli olduğunu söyleyip övünmekten hiç vazgeçmedi. Lise bitince şehrimizden ayrılıncaya kadar yerel gazetelerde yazılar yazmış, milli mücadeleye destek vermişti.

Ordinaryus Profesör Fahrettin Kerim Gökay, 1976 yılının Mayıs ayında -sanıyorum son kez- Eskişehir’e geldi.(1987’de İstanbul’da vefat etti).

O ziyaret sırasında kendisiyle tanıştım. Hem gazeteci olarak izledim, hem de bolca sohbet etme olanağı buldum.

Üç-dört gününü geçirdiği Eskişehir’den ayrılıp İstanbul’a döndükten sonra bana bir mektup yazdı . Gazetede çıkan haberlerden ve de kendisine ziyaretlerinde eşlik etmemden dolayı teşekkür etti.

Unutulmaz bir zarafet örneği verdi.

* * *

Eskişehir, doğrusu bağrından çıkardığı öz çocuğunu o ziyaret sırasında çok iyi ağırlamıştı.

Dönemin Eskişehir Valisi Münir Güney’e “kaymakam bey!” diye hitabediyor, o da kendisine “muhterem Vali’m!” diyordu. Zira, Fahrettin Kerim Gökay İstanbul valisi iken Münir Güney Üsküdar kaymakamı idi. Oradan tanışıyorlardı! Söylediğine göre, “öğrencileri arasından” 72 vali çıkmıştı, Münir Güney’de onlardan biriydi!

Ana-babası, yakınları Muttalıp mezarlığında yatıyorlardı. Onları ziyaret ettikten sonra Belediye Başkanı Selami Vardar’ın yanına gitmişti. Vardar, “Bana Muttalıp mezarlığını kaldırmam için baskı yapıyorlar!” deyince, “sakın kaldırma!” demişti, “büyüklerim orada yatıyor!”

Fahrettin Kerim Gökay, Eskişehir’de 350 kişinin izlediği “Mutluluğa Erişme Yolları ve Ruh Bilimi” konulu bir de konferans vermişti.

Konferansa, çocukların cinsel konulardaki eğitimi hakkındaki sözleri damga vurmuştu:

“Eğer çocuğunuzu cinsel konularda kendiniz bilgilendirmezseniz, sinemalarda, kasapta et seyreder gibi kötü yollara ve cinsi bunalımlara saptırılmasına hazırlık yapmış sayılırsınız!”