Tematik kanalları saymazsanız, ülkemizde halkın geniş anlamda izlediği iki çeşit televizyon var.

Çok izlenen popüler TV’ler ile çoğu onların “kardeş kuruluşu” olan haber kanalları!

Popüler TV’ler , ana haber bülteninde, o saatte ellerinde hangi haberler varsa veriyorlar, ardından koydukları bir dizi ile bütün geceyi bağlıyorlar.

Dünya yıkılsa umurlarında olmuyor!

Darbe girişimi mi, savaş mı, onlarca güvenlik görevlisinin şehit olduğu bir saldırı mı, yüzlerce ölüme yol açan bir olay mı, fark etmiyor. Önce dizi’lerini tamamlamaya bakıyorlar.

Hele bir TV kanalı var ki, bıkmadan, usanmadan, her gece birbirinin aynısı, “düşük seviyeli” diyeceğimiz cinsten programlar yayınlıyor.

Bu programlarda çalgıcısı, şarkıcısı, köçeği, çengisi, seyircisi bir dakika oturmamacasına, dur-durak bilmeden, yorulmadan habire göbek atıyor.

Dünya yıkılsa aldırmayacakmış gibi göbek atıyorlar!

Sorulduğunda, her kanalın yöneticilerinin programlarını savunma gerekçeleri aynı:

“Halk böyle istiyor!” diyorlar.

“Hangi halk?”

“Türk halkı!”

“Kardeşim, yönetimine yayınına zerre kadar dahli olmayan halk, kanalınızdan hiç bir şey istemez! Halk, sizin hazırlayıp sunduğunuz programları, değişik beğenilere göre izler yalnızca. Göbek attırırsanız göbek atan ‘halk’ da bulunur, arabesk melodramlar yayınlarsanız ağlayacak halk da! Polisiye reality show programı yaparsınız, halkın “meraklı” kesimi hafiye kesilir. Evlilik programı yaparsınız, ortalık televizyondaki sanal figürleri seven, kızan, eleştiren, destekleyen, oturduğu yerden ekrana bakarak akıl verenlerle dolar! Aydınlar, okumuşlar karşı çıkabilirler toplumsal kültürü açıkça yozlaştıran programlarınıza, dizilerinize ve de herkes haber beklerken haber falan vermeyen vurdumduymazlığınıza. Halk öyle tek bir şeye karar verecek bir organizma değildir. “

Bunları söylemeye çalışıyorsunuz ama biliyorsunuz ki, “kulakları var duymazlar!”

* * *

Popüler kanallardan umut olmayınca, “Neyse ki haber kanallarımız var! Haber boşluğunu onlar doldururlar!” demek istiyorsunuz.

Bakıyorsunuz ki, o alan da adeta “kapatılmış!”.

Bir kere pek çoğu yetersiz kadrolarla çalıştıkları için aynı ajansların haberlerini ve ortak kaynakları kullanıyorlar. Çok büyük bölümünde politik anlamda iktidarın bakış açısına ters görüşler bulmak olanaksız. Hepsi haberleri benzer metin ve görüntülerle ekrana getiriyorlar.

Haberlerin sunuluş sıraları bile aynı.

Bir zamanlar TRT’ye yöneltilen en büyük eleştirilerden biri olan “protokol haberciliğinin” feriştahı yapılıyor. Cumhurbaşkanı ya da Başbakan’ın açıklamalarının ne olursa olsun canlı verilmesi, evrensel habercilik ilkelerinin tersine, gelenekleşmiş durumda. Bu yetmiyor, herhangi bir bakan’ın, göreviyle ilgisi olsun olmasın herhangi bir açıklaması da canlı veriliyor.

“Yorumcu” olarak çıkan “kanaat önderleri”nin çoğu da beden dilleri, külyutmaz bakışları, her şeyi bilir edaları ve adeta ekrandan fışkıran özgüvenleri ile “aynı okuldan mezun” münazaracıları andırıyorlar!

Söylediklerini yalnızca “birileri” beğensin istercesine, tek yönlü görüşleri tekrarlıyorlar.

Dünyamızın ve ülkemizin içinde bulunduğu şu karışık dönemde, popüler TV’ler ile haber kanalları üzerimize ilave bir yük bindiriyor gibiler.