-Türkiye’nin dört bir yanında partimiz ağır bir kuşatma altındayken;
-Genel başkanımız hakkında soruşturmalar ve fezlekeler hazırlanırken,
-Cumhurbaşkanı adayımız ve birçok yol arkadaşımız haksız yere cezaevlerinde tutulurken,
Örgütümüz en ağır baskılarla sindirilmeye çalışılırken;
kamuoyunda hakaretleriyle, saldırılarıyla bilinen iktidar ve ortaklarının temsilcileriyle verilen “yakınlık” görüntüleri asla kabul edilemez.
***
Son günlerde kimi yol arkadaşlarımızın iktidar partisi il başkanlıklarında ya da yıllardır partimize ve partililerimize en ağır sözleri sarf eden parti genel başkanları ya da temsilcileri ile yan yana verdikleri samimi kareler, mücadelemizin ruhuna zarar vermekte ve milyonların inancını zedelemektedir.
***
Unutulmamalıdır ki; binlerce yurttaşın iradesini temsil eden seçilmişlerin muhatabı herhangi bir siyasi partinin il başkanı ya da temsilcisi değildir.
İktidar partisinin il başkanlarını “sorunların çözümünde muhatap” almak; parti devletinin dayatmalarını kabul etmek, boyun eğmek ve biat etmek anlamına gelir.
***
Bu tür görüntüler, iktidarın gücünü meşrulaştırmaktan ve halka yanlış mesaj vermekten başka bir sonuç doğurmaz.
Sorumluluk taşıyan herkesin görevi; yaşanan baskı ve engellemeler karşısında alternatif çözümler geliştirmek, tüm olup biteni halka şeffaf bir biçimde anlatmak ve halkı bilgilendirmektir.
***
Anayasal devlet geleneğimizde hizmet ve yatırımların muhatabı siyasi parti temsilcileri değil, kamu kurumları ve onların yetkili yöneticileridir.
***
Bugün bizlere düşen, iktidara meşruiyet kazandıracak görüntüler vermek değil; halkın iradesine sahip çıkmak, engelleri halka açıklamak, dayanışmayı büyütmek ve direnç göstermektir.
Tüm yol arkadaşlarımızı, tarihi sorumluluk bilinciyle hareket etmeye davet ediyorum.
***
Yukarıdaki sözler CHP milletvekili İbrahim Arslan'a ait.
Sözlerin gittiği yer ise büyük ihtimalle, bakan ziyareti ile başlayan, Kurtuluş Pazar Yeri temel atma töreni ve Aile bakanı ziyareti ile devam eden organizasyonlarda AK Partililerle görüntü veren CHP Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce olsa gerek...
***
Sözlerin doğruluğu ya da yanlışlığı bir yana, İbrahim Arslan çoğu CHP'linin bir süredir konuştuğu, yakındığı, eleştirdiği ama yüksek sesle dile getir(e)mediği, öte yandan yazılıp çizilmeyen bir serzenişi, üstelik olabildiğince açık ve sert ifadelerle dile getirmiş gibi görünüyor...
,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
BU İKİ KOMUTANIN İSİMLERİ ESKİŞEHİR'DE BİR YERLERE NEDEN VERİLMEZ?
İkinci Orduya bağlı 41. fırka 1 Eylül günü sabaha karşı saat 05.00 de Seyitgazi ilçesini düşman işgalinden kurtarır.
***
Yunan birlikleri Eskişehir'e çekilir.
Süvari bölüğünün bir takımı saat 06.30 da Seyitgazi yönünden Yarbay Hüseyin Vecihi Bey komutasında, piyade alayı da öğlen saatlerinde Hamidiye şosesinden Albay Ömer Kiremi bey komutasında şehre girer ve yunan askerlerini savaş dışı bırakır.
***
Eskişehir'in düşman işgalinden kurtarılması, bu iki komutan, yani Yarbay Hüseyin Vecihi Bey ve Albay Ömer Kirami bey komutasındaki birlikler sayesinde gerçekleşmiştir.
***
Yarbay Hüseyin Vecihi bey, bundan 8 gün sonra, geri çekilen düşman birlikleri ile Bandırma'da savaşırken şehit düşmüş, Albay Ömer Kirami bey ise, Eskişehir'e birliği ile girdiğinde halkın kendilerini muhabbetle karşıladığını, birlik askerlerine Eskişehir halkının ayran ve limonata ikram ettiğini bir mektupta belirtir.
***
Eskişehir'in kurtuluşu ile ilgili yukarıdaki bilgiler Prof Dr Kemal Yakut'a ait.
Yarbay Hüseyin Vecihi ile Albay Ömer Kirami bey'in Eskişehir'in düşman işgalinden kurtulmasında çok önemli iki isim olduğunu söylüyor...
Sonra da son derece haklı ve yerinde şu soruyu soruyor: Eskişehir'i düşman işgalinden kurtulmasını sağlayan bu iki komutanın isimleri neden Eskişehir'in hiçbir yerinde yok?”
***
Öyle ya; Eskişehir'de o Kadar cadde, Sokak ve kamu binası var.
Bunların çoğu verilen kişi isimlerinden oluyor.
Ama bu isimler içinde Eskişehir'i düşman işgalinden kurtaran o iki komutanın ismi yok.
***
Umarız Prof Dr Kemal Yakut'un gündeme getirdiği ve bizim de aktardığımız bu mesele başta belediye başkanları ve kamu yöneticilerine dert olur da, Eskişehir'in kurtuluşunun yıldönümünde bu iki önemli komutanın isimleri, kent belleğinin yaşatılması açısından Eskişehir'de bir yerlere verilir.
,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
KEŞKE HİÇ KUTLAMASALAR MIYDI?
-Ordunun Başkomutanı Mustafa Kemal Atatürk.
-26 Ağustos günü orduya taarruz emrini veren Mustafa Kemal Atatürk.
-30 Ağustos Zaferinin kazanılmasında başkomutan olarak en önemli rolü oynayan Mustafa Kemal Atatürk.
-2 Eylül'de Eskişehir'in düşman işgalinden kurtarılmasının mimarı Mustafa Kemal Atatürk.
Ama-Fakat-Lakin...
AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak'ın kutlama afişlerinde Mustafa Kemal Atatürk yerine Hızlı Tren var iyi mi?
Herhalde kurtuluşun Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde değil de hızlı trenle olduğu falan zannediliyor?
Ne diyelim?
AK Parti Zafer bayramı ve Eskişehir'in kurtuluşunu afişlerde bu şekilde kutlamaktansa keşke hiç kutlamasaydı.
,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
BUNU BAŞKA BİRİ YAPSAYDI VAR YA...
Beylikova'da, hani şu yolda kontrol yapan jandarma ekiplerine atarlanan AK Parti ilçe başkanı yerine muhalefet partilerinden birinin ilçe başkanı bunu yapsaydı ne olurdu?
Hemen söyleyelim:
-Anında palas pandıras araçtan çıkartılıp ters kelepçe takılırdı.
-Çıkartılacağı mahkemede güvenlik güçlerine muhalefet ve hakaretten tutuklanıp cezaevine konulurdu.
-AK Parti'nin o ilçe başkanı da çıkıp “Görevini yapan askerimize böyle hiç kimse hakaret edemez. Bunlar ordumuza da milletimize de düşman” diye açıklama yapardı.
Atarlanan kişi iktidar partisinin ilçe başkanı olunca, bu saydıklarımızın hiçbiri olmadı tabii.