Sosyal medya paylaşımları sebebi ile her yıl binlerce kişiye dava açılıyor. Özellikle "Cumhurbaşkanına hakaret" ve "Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik" suçlarının cezası çok az olsa da tutuklamalara dahi konu olabiliyor.
Anayasa Mahkemesi geçtimiz günlerde, kendisine yapılan başvuru üzerine 2020/13142 başvuru numaralı dosyası ile "Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik" suçu için yapılan tutuklama işlemini inceledi.
Önce TCK 216’da yer alan suç maddesine bir bakalım;
Madde 216 (1) Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimse, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılayan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılayan kişi, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması halinde, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Burada hemen belirtmek gerekiyor ki tutuklama kararı verilebilmesi için suçun üst sınırının 2 yılın üzerinde olması gerekiyor. Yani ikinci ve üçüncü fıkraya giren hallerde tutuklama kararı verilemez. Sadece 1. Fıkraya giren hallerde tutuklama yapılması mümkün.
Anayasa mahkemesi kararında başvurucunun tutuklanmasına sebep olan; “…iman numarasıyla IBANa çalışan din sömürücüleri…” yazılarını ve “Diyanetten yardımı belediyeye yardım yapmayın fetvası, zekatların ulusal düzeyde kampanya bağışı caizdir" başlıklı habere ilişkin olarak yazdığı “Ondan sonra iman mı IBAN mı diye garİBAN imanlıları tahrik eden manyaklar çıkıyor. Görüyorsunuz bütün olay IBAN kavgası” gibi yazılarını içeren sözlerini değerlendirmiş.
Aslen bu sözlerin toplumun bir kısmını ötekileştirdiği, hatta hatta bir kısmını aşağıladığı iddia edilebilir. Ancak bu şekilde değerlendirilse dahi bu ifadeler suçun 2. Ve 3. Fıkrasında belirtilen hallerde kalacaktır. Suçun 1. Fıkra dahilinde olması için kanunda geçen “kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması” halinin bulunması zorunludur.
Anayasa Mahkemesi de benzer gerekçelerle verdiği kararında tutuklanan kişinin “kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği” yönünde karar vermiş. Maalesef mahkemelerde çok daha ağır suçlardan tutuklanmayan şüpheliler mevcutken, hala daha sosyal medya paylaşımları sebebi ile tutuklama yapmaya devam ediyorlar.