Şimdiye dek toplum içinden seçilmiş insanlar üzerinde yapılan çeşitli psiko-sosyal laboratuvar deneylerinde, insanın içindeki kötülüğün iyiliğe oranla daha kolay ortaya çıkarıldığı görülmüştür. Bu durum topluluk içinde birbirinden güç alan insanların içlerindeki kötülüğü ne kadar kolay ortaya çıkartabileceklerini, ancak bu durumdan rahatsız olan insanların aynı dayanışma ve cesareti göstermekte zayıf kaldığının canlı bir örneğidir. İnsanevladı beynini gerekli terbiyeden geçirmediği sürece hoşgörüsüzlüğü, derinlerde bir yerde az da olsa hep kalan yabancı düşmanlığını, ırkçılığı, cinsiyetçiliği ve bağnazlığı devamlı besler. Bu tamamen beynimizin evrimsel gelişimi ile ilgili problemlerden oluşuyor.  Beynin “amigdala” bölgesinde doğuştan var olan korku ve saldırı refleksi, tanımadığımız, daha önce karşılaşmadığımız her şeye karşı bizi dikkatli ve tedbirli olmaya hazırlar. Hayatta kalmamızı bu ilkel dürtü bugüne kadar sağladı, ondan vazgeçmek o kadar kolay değil. Bunu baskılamak için bizi biz yapan mantıksal yönümüz yani beyin kabuğumuzdaki frontal lobumuz (beynin alın bölgesi) devreye giriyor ve bugün için gereksiz saydığımız tepkilerin önüne geçiyor, bizde modern zamanlardaki evrime uğramış normal insan olarak kalabiliyoruz… 
Eğer beynimizin mantıksal yanı olan insana dair görece yeni kısmı (neokorteks) devreye giremezse; bu durum bizi insanın özünde kötü olduğu ve ancak aldığı eğitim sonucu iyiliğe doğru evrildiği yanılgısına götürür ki, davranışın insan doğasının doğal bir ürünü olduğu gerçeğini ıskalamış oluruz. Kendimize benzemeyen, kendimiz gibi düşünmeyen insanlarla birlikte yaşamak içimizdeki güvensizliği ve saldırganlığı besler. Hele bu destek ve güç arayışı kendine hitap eden otoriter bir lider de bulursa coşması kaçınılmaz olur. Pandemi ortamı, artan ekonomik sorunlar, dışarıda ülkemizin gittikçe yalnızlaşması otoriter rüzgarları şiddetlendirir. “Eğitim şart” lafı pek de öyle boş bir laf değil.  Beyinlerimizdeki nöronal bağlantıların yeniden oluşması için sürekli pratik yapmak gerekir. Beyin her yaşta değişir ve gelişir, yeter ki ona gerekli uyaranları gönderelim. İyiliği oluşturan nöral ağlar ancak sevecen davranışlar ve insanlar arası yardımlaşma faaliyetleri sayesinde güçlenir. Uzun erimde sevgi her zaman kazanır…