Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İ. Melih Gökçek hakkındaki yurt dışındaki şirketlere kayıt dışı para aktarıldığı yönünde öne sürülen iddialara ilişkin olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen yolsuzluk soruşturması kapsamında "şüpheli" sıfatıyla ifade verdi. Gerekçe olarak basın mensuplarına çocuklarının Alman vatandaşlığı almak için bu yatırımı yaptığını söyledi. Bu yanıt bütün düzenini yıllarca “milliyetçilik” pazarlayarak kurmuş olan Gökçek ailesine hiç yakışmadı. Gerçi Almanya’nın parayla vatandaşlık vermediği de anlaşıldı ya, bu açıklamada başka bir ayıp oldu. Sıhhiye Adliyesi'ne gelen Melih Gökçek, gazetecilerin sorularını yanıtsız bırakmış ve adliyeye rahat bir tavırla sakız çiğneyerek girmişti. Bu özgüvenin nedeni çok tartışıldı ve sonuçta “bazı bildikleri var herhalde” dendi. Bunu en güzel Süleyman Soylu anlatmıştı, biraz sıkıştırılınca “küçükten küçük, büyükten büyük gider” deyivermişti. Gerekli açıklamaları yapıp eylemi şeker hastalığına bağlasa da sakız çiğneyerek savcılığa gitmek nedense kamuoyunda ve sosyal medyada büyük tepki topladı. Ancak tüm bu olup biteni yine en güzel Edirne cezaevinden Selahattin Demirtaş özetledi…
HDP’nin eski Eş Genel Başkanı, kaleme aldığı bir yazıda yaklaşık yedi yıldır tutuklu bulunan eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı’nın tahliye olacağını açıkladı. Demirtaş, Mızraklı'nın tahliyesine ilişkin yazdığı yazıda; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın başlattığı soruşturmada dün şüpheli sıfatıyla ifadesi alınan eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'in adliyeye sakız çiğneyerek gelişini hatırlatarak karşılaştırma yapmış. Demirtaş, şunları kaydediyor: “Dört ay belediye başkanlığı yapabilmiş suçsuz, günahsız, yüreği sevgiyle dolu Diyarbakır’ın doktoru, yedi yıldır tutulduğu hücreden, yirmi beş yıl belediye başkanlığı yapmış Ankara’nın parsel parsel günah yüklü şahsiyetinin sakız çiğneyerek adliyeye girişini izliyor. Şahıs az sonra elini kolunu sallayarak adliyeden çıkıyor, 'ben öyle çekirge gibi üç defa değil, 500 defa sıçradım' diyor. 'Keramet sakızda mı acaba, sen bir defa bile sıçrayamadın Hoca' diyorum. 'Yok' diyor, 'O çiğnediği sakız değil, insanlık onuru. Ben bir defa bile çiğnemedim, çiğnetmedim de…"