Yeni Parti'nin örgütlenme modeli, parti üyelerinin siyasete aktif katılımını amaçlıyor ya...

---

Mahalle ve il meclisleri oluşturulacak ve bu meclisler yerel sorunlara yönelik öneriler geliştirip karar organı olacak ya...

---

Partinin genel başkanı dâhil tüm yöneticilerini ve adaylarını üyeler belirleyecek ya...

---

Parti delegeleri, üyelerin belirleyeceği yönetici ve adayları yasal zorunluluk gereği onaylayacak ya...

---

İşte Yeni Parti'de işin bu kısmının nasıl işleyeceğini gerçekten çok merak ediyorum.

---

Gerçekten delegeler bugün söylenildiği gibi üyelerin belirlediği yönetici ve adayları aynen onaylayacak mı?

Yoksa...

Delegeler, “Biz tapu memuru muyuz?” diyerek üye tercihlerini dikkate almayıp, geçmişten gelen misyonu devam ettirecek bir gerekçe bularak, “Son sözü biz söyleriz.” yoluna mı sapacak?

---

Delege, bugün ifade edildiği gibi üye tercihini aynen onaylarsa bu, önemli bir değişimin gerçekleştiğini gösterir ki bunun hayata geçmesi partinin en az iktidar olması kadar önemli.

---

Olmaz, yapılamaz, yaptırılamaz ise her şey eskiye döner ve hayal kırıklıklarının en büyüğü de böylece eklenmiş olur...

O yüzden merak içinde bekleyeceğim filmin sonunu.

Delege, üyenin teveccühünü onaylayacak mı?

Ya da...

“Ben onay makamı değil, karar makamıydım. Öyle de kalmak istiyorum.” diyecek mi?
Yeni Parti-2

HEPSİ MÜKEMMELLİK HAVUZUNA ATILMIŞLAR BİR KERE...

Yönetenler övgüyü çok sever...

Alkışın sesine acayip bayılır...

Takdir edildikçe yüzlerinde güller açar...

---

Çoğu zaman, yapılan övgülerin gerçek olmadığına dair hissettikleri iç sesleri bile kendilerini o sanal gerçeklikten uyandıramaz.

Zira...

O yöneticilerin çevresinde konuşlanmış, görevleri de gerçekle yüz yüze gelmemelerini sağlamak olan birtakım insanlar vardır.

---

Kiminin maddi, kiminin beklenti, kiminin ise gelecek hesabı olan bu insanlar, övgüler düzmek, avuçları patlayıncaya kadar alkışlamak ve takdir etmek için fırsat kollayan insanlardır aslında.

---

Öyle bir alıştırırlar ki yönetenleri, pohpohlama işinde de öylesine ustalaşmışlardır ki övgülerinin her zaman fazlası var, eksiği yoktur!

Yönetenler de öyle bir alışır ki bu duruma, her biri kendisini adeta başrol oyuncusu sanır.

Yıkama yağlama işini öylesine ustaca yaparlar ki yönetenler bir süre sonra kendi aynasının karşısına geçip kendisini kendisinin kahramanı ilan eder!

---

Yönetenler bu durumdan asla rahatsız olmaz.

Bir süre sonra övgü de, alkış da, takdir de resmen otomatiğe bağlanır.

Kendisi mükemmellik havuzuna atılmıştır bir kere.

O havuzun içinde tenkit, küfür gibi gelir yönetene...

Eleştiri de yapılabilecek en büyük hadsizliktir.

MHP'NİN DİKKAT ÇEKİCİ TAVRI...

MHP'de görevden almalar sonucu yeni yönetimler oluştu.

Oluşan yönetimlerin işe sert muhalefet ile başlamak yerine siyasi nezaketi tercih etmesi dikkat çekici...

---

İl Başkanı, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından Büyük Park’ta hayata geçirilen Şehit Yakınları ve Gaziler Dernekler Yerleşkesi Koordinasyon Biriminin açılış törenine katılıp kurdele kesiyor, Tepebaşı yönetimi Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç'ı ziyaret ediyor.

---

Milliyetçi Hareket Partisi'nin Eskişehir'deki yöneticilerinin siyasi olarak farklı çizgide bulunan belediye başkanlarıyla temas kurmaları, onların davetlerine icabet etmeleri, çeşitli program ve açılış törenlerinde bulunmaları ilk bakışta sıradan bir protokol davranışı olarak görülebilir.

Ancak Türkiye'nin bugünkü siyasi atmosferinde bu tür temasların taşıdığı anlam, protokol sınırlarının biraz daha ötesinde sanki...

---

Hâlbuki kurum kültürü, yöneticinin övgü ve alkışla beslenmesiyle kurulmaz.

Kurum kültürü ancak yöneticinin eksiklerini görüp duyabildiğinde, eleştirileri susturmayıp aksine teşvik ettiğinde, hatalar yüzleşme alanı bulduğunda oluşur.

---

Ama gelin görün ki hiçbir yöneten, “Beni övmeyin, beni alkışlamayın, ben zaten söz verdiğim, yapılması gereken işleri yapıyorum. Siz benim daha başarılı olup daha faydalı işler yapmamı istiyorsanız beni eleştirin. Yapmadıklarımı, yapamadıklarımı yüzüme vurun.” demiyor...

---

Bu denilmedikçe güzelleyenlerin güzellemeleri de, yönetenin kendine olan hayranlığı da arttıkça artıyor.

Sonra her bir yönetici, her şeyin kendisiyle başladığını ve kendisiyle de sona ereceğini sanıyor!
M H P-1