Son derece ilginç bir liste geçti elimize.
İnanamayıp teyit ettik rakamları.
Liste, ölüm hâlinde devletin ailelere yaptığı ölüm yardımlarıyla ilgili.
---
Milletvekillerinin ölümü hâlinde devlet, ölüm yardımı olarak ailesine 179.608 lira ölüm yardımında bulunuyormuş.
Emekli milletvekilinin ölümü hâlinde bu yardım 89.804 lira olarak gerçekleşiyormuş.
---
Buna karşılık, memurun ölümü hâlinde ailesine 29.938 lira, kamu işçisinin ölümü hâlinde ise devlet ailesine 80.342 lira ölüm yardımı yapıyormuş.
---
Ölen SGK ya da Bağ-Kur'lu ise devletin ailesine yaptığı ölüm yardımı sadece 6.398 liradan ibaretmiş, iyi mi?
---
Anlayacağınız, yaşarken var olan eşitsizlik ve adaletsizlik, ölüm ve sonrasında da devam ediyor.
Devlet, her ikisinin de ölümü hâlinde milletvekilinin ailesine, SGK ve Bağ-Kur'lunun tam 30 katı ölüm yardımı yapıyor.
---
Ölen SGK ve Bağ-Kur'lunun cenazesi madem 6.398 liraya kalkabiliyor, o hâlde milletvekili cenazesi için ailesine neden 30 katı ölüm yardımı yapılıyor?
Eğer cenaze 179.608 liraya kalkıyorsa, SGK ve Bağ-Kur'lunun ailesine neden 6.398 lira ölüm yardımı yapılıyor?
Bu eşitsizliğe neden bir son verilmiyor...

BÖYLE OLACAĞINI TAHMİN ETMİŞTİK...
Hatırlayacaksınız meseleyi...
Eskişehir'de yıllarca hizmet veren Kurtuluş Kapalı Pazar Yeri binası, depreme dayanıksız olduğu ve yerine yenisinin yapılması için yıkılıyor.
Bina yıkıldığı için yer Milli Emlak'a geçiyor.
Dolayısıyla, yıkılan kapalı pazar yeri binasının yerine yeni bina yapılması için bakanlığın daha önceden yaptığı gibi belediyeye yer tahsisini yapması gerekiyor.
Yani...
Yapılacak olan, beş dakikada yazılacak iki satır bakanlık resmî yazısı...
---
Ancak...
Bakanlık, muhalif belediye olduğu için bu yer tahsisini bir türlü yapmıyor.
İki yıl boyunca ayak diretilerek yer belediyeye tahsis edilmiyor ve yıkılan kapalı pazarın yeri boş durduğu gibi, yeni pazar yeri binasına da başlanamıyor.
---
Ayşe Ünlüce belediye başkanı seçildikten sonra, ısrarla verilmeyen kapalı pazar yeri binasının yer tahsisini istemek için AK Parti il başkanı ve çevre müdürü ile birlikte Bakan Murat Kurum'a gidiyor.
Çevre Bakanı, belediyenin yapacağı kapalı pazar binasının yer tahsisini yapmayı, binada bakanlığa bir toplantı salonu tahsis edilmesi koşuluyla kabul ediyor.
Böylece, yeni kapalı pazar yeri binasının yapılacağı yerin belediyeye tahsisi, içinde bakanlığa verilecek bir toplantı salonunun da olması şartının kabul edilmesiyle yapılabiliyor.
---
Yine hatırlayacaksınız; Ünlüce'nin AK Parti il başkanı ile yer tahsisini çıkartmak için Bakan Murat Kurum'a gitmesi şehirde tartışma yaratıyor.
Önce belediye başkanları arasında yaşanıyor fikir ayrılığı...
Kazım Kurt, “Ben bakana da başbakana da giderim ama parti başkanı ile gitmem. Devlet işi ayrı, parti işi ayrı.” diyerek ziyareti onaylamazken, Ünlüce “Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır.”** diyerek bir anlamda AK Parti il başkanı ile yaptığı bakan ziyaretini sahipleniyor.
---
Ardından kamuoyuna sıçrıyor benzeri tartışma...
Kimileri “Ne var canım. Eğer hizmet gelecekse, bunun yolu iktidar partisinin dayattığı şekilde olacaksa, bakanın ayağına da gidilir, taviz de verilir.” derken, bazıları da bu ziyareti onaylamadıklarını, belediye başkanının haklı bir talebini karşılamak için iktidar partisinin il başkanından medet ummaması gerektiğini dile getirip yapılanın devlet ciddiyetinden uzak olduğunu belirtiyordu.
---
İşte biz de o süreçte, Ünlüce'nin yer tahsisini almak için AK Parti il başkanı ile bakanı ziyaret etmesini ve bakandan istediği tahsisi ancak şartlı olarak alabilmesinin doğru bir yöntem olmadığını düşünenler arasındaydık.
---
Hatta “AK Partili bir belediyeye istediği yer tahsislerini iki satır resmî yazı ile 5 dakikada çıkartan bakanlık, aynı tahsisi sırf muhalif belediye diye Eskişehir belediyesine 2 yıl boyunca kasıtlı olarak vermiyorsa, bu devlet ciddiyetiyle bağdaşmaz. Söz konusu yer tahsisi ancak AK Parti il başkanının devreye girmesiyle yapılıyorsa, bu da devlet gelenekleriyle bağdaşmaz. Burada iktidarın muhalif belediyeye yönelik yaptığı resmen ‘Biz izin vermezsek siz halka hizmet edemezsiniz.’ mesajıdır.” şeklinde düşüncemizi dile getirdiğimiz yazılarımız oldu.
Dahası...
“Bakın, ileride AK Partililer çıkacak, bakanlık sırf yer tahsisi izni yaptı diye, belediyenin kendi parasıyla dikeceği bina için ‘Bu kapalı pazar yeri bizim sayemizde yapılıyor. Biz yeri vermeseydik belediye bunu da yapamazdı.’ diyecek.” şeklinde tahminlerimiz olmuştu...
---
Geçenlerde, belediyenin bütçesiyle yapılan Kurtuluş Kapalı Pazar Yeri inşaatındaki çalışmaları yerinde incelemeye giden AK Parti milletvekili Nebi Hatipoğlu'nun “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız ile Büyükşehir Belediyemizin iş birliğiyle hayata geçirilen proje artık meyvelerini veriyor.” diye başlayan paylaşımını görüp, bu paylaşımın altına da bir AK Partilinin “Sayın vekilim, bu da geçmişte rahmetli Unakıtan'ın yaptıklarına dönmesin. Ayşe Ünlüce burayı sahiplenmeye falan kalkmasın.” yorumunu okuyunca, tahminlerimizde ne kadar haklı olduğumuzu anladık.
---
Nebi Hatipoğlu, belediyenin kendi bütçesiyle yaptığı Kurtuluş Pazar Yeri inşaatına inceleme için gidip “iş birliği” vurgusunu ön plana çıkartarak, aslında siyaseten zekice bir iş yapmış...
Bunu da yine aynı zekilikle “Bakanlığımız olmasa bu kapalı pazar yapılmazdı.” mesajı çıkartılacak şekilde bir paylaşımla duyurmuş.
En azından kendi partisinin seçmeni de buna inanmış olmalı ki, Ünlüce'nin belediye bütçesi ile yaptığı kapalı pazar yeri binası için “Ünlüce burayı sahiplenmeye falan kalkmasın.” yorumları dahi yapılır olmuş...


NİYETİM VAR DİYEMEM, YOK DA DİYEMEM...
Orkun Kılıç'ı dinledim katıldığı televizyon programında.
Yeni Parti İl Başkan adaylığı soruluyor.
“Niyetim var da diyemem, yok da diyemem.” cevabı veriyor.
“Olurum, olmam.” diyor ardından.
Bir tarafta mesleki örgütünün üst görevi bulunduğunu söylüyor.
Aday ihtimali hâlinde bunun Talat Yalaz'ın kötü il başkanlığı yapması anlamına gelmediğini, meselenin bu olmadığını, asıl önemli olanın üyelerin tercihi olduğunu söylüyor.
Ben konuşmasından “Yeni Parti İl Başkan adayı olmayacağım.” anlamını da “Aday olmayı düşünüyorum.” anlamını da çıkartmadım.
Dahası...
Adaylık konusunda kafasının hâlâ net olmadığı anlamını çıkarttım.