CHP geleneğinde “delege” olgusu öylesine kanıksanmış, öylesine kabullenilmiş ki Yeni Parti'nin delege yerine “Üye” tanımlı örgütlenme modeli kafaları karıştırmaya yetmiş.
Herkes birbirine “Ne olacak? Nasıl olacak?” diye sorar olmuş.
***
Halbuki, son derece basit anlaşılacak bir model bu.
Mahalle meclislerinde politikalar şekillenecek, ilçe, il, belediye ve milletvekili adayları ile genel başkanı temayül yoklaması yöntemiyle partinin bizzat üyeleri belirleyecek.
Tüzükte yer aldığı için delegelik ortadan kalkmayacak, partinin delegasyonu yine seçimle belirlenecek ama bu delegasyonun görevi, üyenin belirlediği isimleri yasal statüsü kazanması için onaylamak olacak.
***
Yani...
Bir ilçede partinin 5 bin oyu var...
Bu 5 bin üye mahalle ve köylerde 400 delege belirliyor.
Belirlenen bu 400 delege ilçe kongresinde hem ilçe başkan ve yönetimini hem de il delegelerini belirliyor.
İlçe kongresinde seçilen il kongre delegeleri hem il başkan ve yönetimini hem de kurultay delegelerini belirliyor.
Kurultay delegeleri ise hem genel başkan ve yönetimini belirliyor.
Bu yıllardır CHP'de uygulanan klasik yöntem.
***
Yeni Parti'nin üye bazlı örgütlenme modelinde ise aynı ilçede ilçe başkan ve yönetimini 5 bin üye direkt belirliyor. Böylece o ilçede partiye kayıtlı 5 bin üyenin iradesi 300-400 kişinin iradesine indirgenmiş olmuyor.
Aynı şekilde il başkan ve yönetimi ile genel başkanı da yine delegeler değil, bizzat üyeler belirliyor.
Böylece aday olacaklar delegeyle değil, doğrudan parti tabanı ile ilişki kurması gerekiyor.
Yeni Parti modelinin en radikal tarafı tam da burası...
Eğer üye bazlı modeli doğru uygulanırsa bu siyasi partiler açısından en önemli değişikliklerden biri olur.
***
Ancak...
Yeni Parti'nin üye bazlı örgütlenme modeli içinde sadece delegeleri pasif hale getirmek tek başına demokratikleşmeyi yansıtmıyor.
Aslı demokratikleşme üyenin, üyelikten oy kullanmaya, aday belirlemeden parti politikasına kadar gerçek ve denetlenebilir bir yetkiye tam anlamıyla sahip olması gerekiyor.
İşte; Yeni Parti bu yeni örgütlenme modelinin en can alıcı kısmını sağlıklı bir şekilde hayata geçirebilecek mi?

,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
DARBE YAPMAK, TURŞU KURMAK...
CHP'den istifa ederek parti kuran, daha sonra kurduğu partiyi kapatarak CHP'ye dönen Muharem İnce, parti kurma pişmanlığını dile getirmek için “Parti kurmak turşu kurmaya benzemez” diye bir laf etti ya, aslında bu sözün 12 eylül darbesi sonrasında bir yaşanmışlığı var.
***
Kenan Evren bir sabah gazeteleri karıştırıyor.
O sırada gazetenin birinde bir fıkra çarpıyor gözüne…
Başlıyor okumaya…
Fıkra şöyle;
Güney Amerika’da bir uzmana sormuşlar; “Darbe yapmak mı daha kolaydır, yoksa hıyar turşusu yapmak mı?”
Uzman, soruyu cevaplamış; “Darbe yapmak daha kolaydır.”
“Neden?” sorusunun ardından uzman devam etmiş;
“Çünkü hıyar turşusu yapmak için en az 2-3 kilo aynı boy taze hıyarları seçeceksin, onları uygun kıvamda tuz, limon, sirkeli suyun içinde uygun süre bekleteceksin, vs, vs, oldukça uzun iş. Ama darbe yapmak için üç hıyarı yan yana getirmek yeterlidir.”
***
Kenan Evren bu fıkrayı okuyunca çılgına döner. Derhal Ali Baransel’i çağırır, başlar kızmaya; “Bu ne rezalet, böyle bir saçmalığın yayınlanmasına nasıl izin verirsin, neden kontrol etmiyorsun…”
Ali Baransel ne olduğunu anlamak için gazetedeki fıkraya bir göz atar ve;
“Sayın paşam, boşuna üzülüyorsunuz, bakın burada üç hıyar diyor, beş hıyar demiyor ki”
Bunun üzerine Kenan Evren gazeteyi alıp fıkraya tekrar bakınca hak verir ve şunu söyler; “Evet bizle alakası yok!”
***
Bugün 12 Eylül darbesinin yıldönümü.
-Hükümet görevden alındığı.
-Türkiye Büyük Millet Meclisi lağvedildiği.
-Anayasa uygulamadan kaldırıldığı.
-Siyasi partiler kapatıldı, parti liderleri gözetim altında tutuldu, yargılandığı.
-Türk siyasetinin yeniden tasarlandığı ve yaklaşık dokuz yıl süren askeri düzende, 14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldığı.
-Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandığı.
-517 kişiye idam cezası verildiği.
-171 kişinin işkenceden öldüğü belgelendiği.
-937 film sakıncalı bulunduğu için yasaklandığı.
-Gazeteler 300 gün yayın yapamadığı.
-30 bin kişi sakıncalı olduğu için işten atıldığı, nereden bakarsanız bakın, 5 kişinin bir araya gelip, Ülkenin 20 yıl geriye gitmesine neden olan bir darbenin yıldönümü bugün…
Üzerinden yıllar geçmiş olsa da yarattığı çile, acı ve gözyaşlarının hala unutulmadığı, ortaya çıkarttığı faturanın hala ödendiği kötü bir dönemin yıldönümü bugün…
Dahası…
Unutmak istediğimiz ama unutamadığımız Türkiye’nin en karanlık döneminin yıldönümü…
Keşke hiç olmasaydı! Keşke hiç yaşamasaydık!

,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,