Kar lapa lapa yağıp herkes soğuktan titrerken yarım akıllı hükümdar, soytarısına:

“Yaz oyunu oynayalım.” diye emretmiş. Sarayda herkes üzerlerindeki kürkleri çıkartmış, incecik gömlekle kalmış. Ama hünkârın üzerindeki kat kat kürkler duruyormuş. Hava güya çok sıcak ya!

Hükümdarın canı saltanat kayığına binip denizde gezinti yapmak istemiş. Zavallı kürekçilere sadece ince birer gömlek giymeleri emredilmiş, adamcağızlar çaresiz baş eğip saltanat kayığını getirmişler, hünkâr ve soytarısı da geçip karşılıklı oturmuşlar. Soytarı ve kürekçiler ayazda tir tir titrerlerken hükümdar, “Bu sene eyyâm-ı bâhur fena geldi. Bu ne sıcak böyle? Allah’tan hafif bir meltem esiyor da serinletiyor.” buyurmuş; soytarı da soytarılık yapıp “Kerâmet buyurdunuz efendimiz.” cevabını vermiş.

Hünkâr biraz sonra, “Bu kadar sıcağa rağmen burnumun ucu üşür gibi oldu.” deyip soytarıya sormuş: “Sen ne âlemdesin, sıcak rahatsız ediyor mu?”

Soytarı da, “Vallahi efendimiz.” demiş. “Bende arkamdaki malum yerden başka sıcak tek bir yer kalmadı. Siz mübarek burnunuzu gelin oraya sokup ısıtın; ne sizde soğuk ne de kulunuzda sıcak yer kalsın.”