CHP'liler öteden beri kendi partililerini eleştirmeyi ve suçlamayı çok sever.
“Kurultaylar Partisi” tanımı yapılır genellikle ama aslında “Birbirini çekemeyen, birbirini hazmedemeyen, her fırsatta birbirini suçlayan ve iktidar yerine her zaman birbirine muhalefet yapanların” partisi olmuştur.
***
Dün CHP'li bir meclis üyesinin Yeni Partili bir belediye başkanını eleştiren haberi düştü önüme.
İsimleri vermiyorum kim olduklarını az çok tahmin edersiniz.
CHP'li meclis üyesi Yeni Partili belediye başkanını parti üzerinde vesayet odağı olmakla, ön seçim yaptırmamakla falan suçluyor.
***
Eleştirilerinde haklılık payı elbette var.
Ama gelin görün ki aynı meclis üyesi 2019 seçimlerinde vesayet odağı olarak suçladığı belediye başkanları tarafından kontenjan listesine alınarak belediye meclis üyesi olmuş.
Hatta, listede kendini göremeyince o sinirle sosyal medya hesabı üzerinden zehir zemberek bir paylaşımda bulunmuş, sonradan kontenjan listesinde olduğunu öğrenince paylaşımını anında silmiş.
“Ben ön seçimle gelmediğim hiçbir görevi kabul etmem” falan dememiş.
“Vesayet odaklarının kontenjan adaylığını kabul etmem” falan da dememiş, meclis üyesi olmuş.
***
Tıpkı, Büyükerşen sayesinde bir yerlere gelenlerin, yine Büyükerşen sayesinde bir yerlere gelenlerin, geliş yöntemini eleştirmesi gibi.
Tıpkı, ön seçim isteyenlerin atama ile bir yerlere getirildiklerinde koşa koşa gitmeleri gibi.
Tıpkı, birilerinin isteği ve desteği ile başkan ve yönetici olanların yine birilerinin desteğini çektiğinde anında karşı saflara geçmeleri gibi...
Ve tıpkı bir kongrede birlikte hareket edip birbirlerini savunanların bir sonraki kongrede karşı karşıya gelip, birbirlerini eleştirip suçlaması gibi.
***
Sonuçta; CHP ve Yeni Parti hiç fark etmiyor.
Herkesin herkesi eleştirip alenen suçlayabildiği ama eleştiren ve suçlayanların da en az eleştirip suçladıkları kadar defo sahibi olduğu bir durum var bu partilerde.
Ve bu hastalıklı durum dün de yaşanıyordu, bugün de yaşanmaya devam ediyor...
Görünen o ki yarın da yaşanmaya devam edecek...
,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,

ESKİŞEHİR'DE RAKİP ADAYA BİR OYLA VERİLEN BELEDİYE BAŞKANLIĞI SEÇİMİ...

Üsküdar belediye meclisinde, tutuklu belediye başkanı Sinem Dedetaş'ın yerine belediye başkan vekili seçimlerinde yaşanan ve CHP'li bir vekilin son anda AK Parti adayına oy verip, belediyenin AK Parti'ye geçmesini sağlayan olay, geçmişte Eskişehir'de yaşanmış benzeri bir olayı getirdi aklımıza...
***
1997 yılının Sonbahar ayları.
Dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı Aydın Arat tedavi görmek için girdiği hastanede vefat ediyor.
Vefat nedeniyle boşalan belediye başkanlığı için DYP Tepebaşı Belediye Başkanı Orhan Soydaş'ı, ANAP ise, DYP'den seçilip sonra ANAP'a geçen Odunpazarı Belediye Başkanı Ayhan Boyer'i aday gösteriyor.
Mecliste yapılan oylama sonucu DYP'nin adayı Orhan Soydaş seçimi kazanarak, 18 ay boyunca görev yapacağı Büyükşehir Belediye Başkanı oluyor.
***
Hemen ardından, Büyükşehir Belediye Başkanı olan Orhan Soydaş'ın boşalttığı Tepebaşı Belediye Başkanlığı için Tepebaşı meclisinde seçime gidiliyor.
DYP'ni adayı Ömer Eker.
ANAP'ın adayı Şahin Coşgun
DSP'nin adayı Hüseyin Erdemir.
DYP adayı Ömer Eker'e sadece 1 oy lazım ama mecliste öyle bir denge var ki, 25 tur yapılmasına rağmen sonuç alınamıyor.
***
Tam da bu sırada DSP Genel Başkanı Rahşan Ecevit'ten gelen bir resmi yazıda, Tepebaşı'nın 13 DSP'li meclis üyesinden sadece 3'ünün DSP'de üye kaydı olduğu ortaya çıkıyor.
Böylece DSP'den seçilen 13 meclis üyesinden 10'u, partide üye kaydı olmadığı için bağımsız duruma düşüverdi.
***
Sonuçta düğümü çözen kişi DSP'den seçilmiş bir meclis üyesi oluyor.
Bu üye son tura kadar DSP adayına verdiği oyunu son turda DYP adayına vererek Ömer Eker'in belediye başkanı seçilmesini sağlıyor.
Ömer Eker'in belediye başkanı seçilmesini sağlayan oyu veren DSP'den seçilmiş üyenin son oylamada bu kararını nasıl değiştirdiği, nasıl ve ne şekilde ikna edildiği uzun süre tartışılsa da iş bitmişti.
***
Önceki gün yapılan Üsküdar seçimiyle 29 yıl önce Tepebaşı seçimlerinde bir üyenin son anda karşı adaya oy vererek belediye başkanı seçilmesini saylayan olaylar birbirine çok benziyor.
Tek fark, Üsküdar’da karşı adaya oy vererek belediyenin AK Parti'ye geçmesini sağlayan üyenin tehdit edilmesi, 29 yıl önce karşı adaya oy vererek DYP adayının belediye başkanı seçilmesini sağlayan DSP'li üyenin ise oyunu değiştirme karşılığında bir şeyler vadedildiği iddiası olsa gerek...

,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,

TOGG'LAR ORTADAN KAYBOLDU.

2024 seçimleri öncesinde iktidarın en önemli seçim kampanyası aracıydı TOGG otomobiller.
İktidar milletvekilleri Eskişehir'de TOGG araçları ile dolaşıyor, seçim çalışmalarına bu araçlarla gidiyordu.
Espark alışveriş merkezi önüne bile seçim kampanyası boyunca TOGG aracı konularak sergilendi.
Sonra furyaya oda ve dernek başkanları da katıldı.
Birer-ikişer sipariş ettiler.
Onlar da her gittikleri yere oda ve dernek paralarıyla aldıkları TOGG araçlarıyla gidiyorlardı.
Bir müddet sonra araçlar ortadan kayboldu.
Siyasetçilerin altında başka araçlar olmaya başladı.
Oda ve dernek başkanlarının çoğu da aynı şekilde başka araçlar ile dolaşmaya başladı.
Sahi...
Ne oldu o TOOG'lara?

Eskisehire Gelen Tooga Buyuk Ilgi
..................................................