Bu Pazar nostalji yok!..
Müdavim okurlarım biliyor. Benim gibi “köşe kadısı” bazı meslektaşlarım gibi “hafif konular” tercih etmekteyim Pazar günleri için!.. Bir tatil gününde;
-Milletin içini daha da karartmamak adına!..
Bendeki “hafif konu” belli, büyük çoğunluğuyla ve yaşadığımız coğrafya ile ilgili nostalji konuları. Eğer uygunsa, yaşadığımız süreçteki gündem konularını Eskişehir’e uyarlayarak. Uzunca bir süredir bu formatı uyguladım. Ancak bu Pazar için geleneğimi terk ediyorum.
Nedeni mi?..
Malum, yaşadığımız sürecin neredeyse 1 aydır değişmeyen gündemi;
-15 Temmuz darbe girişimi!..
İyiye, güzele her “girişim” benim için muteberdir de, önündeki o sözcük hangi olay için, hangi anlamda kullanılırsa kullanılsın iticidir. Başta Cumhurbaşkanı, siyasetçiler ve herkes gibi kullanıyoruz mecburen…
Görüp, yaşadıklarımız bunun yanında…
Hatırlatmak gerekirse 15 Temmuz sonrasına denk gelen Pazar günlerinde “sürecin nostaljisini” de yaptık. Üstelik “mabadı haftaya” başlığıyla birlikte.
-Ne darbeler gördük biz!..
Görüp yaşadıklarımızı anlattık yani… Şimdi düşünüyorum da, o özet anlatımlar pek yerine oturmamış!.. Özellikle de o yazıların başına yerleştirdiğimiz başlık!.. Kestirmeden söyleyeyim;
-Hiç bir şey görmemiş, yaşamamışız biz!..
Onlar bu FETÖ ihanet şebekesinin, (40 yıllık örgütlenmesinin) yanında,
-Milletin ensesine vurulan şaplak gibi bi’şeymiş!..
Baktığımızda, çok belirgin tek benzerlik var aralarında; devletin “koruyucu varlığı” saydığımız Türk Silahlı Kuvvetlerimizin kullanılması…
Klasik ya da neo klasik (!) -post modern dediler ya- daha öncekilerine baktığımızda onların bir ortak özelliğini de hatırladık. Kağıt üzerinde, söylemlerindeki ortak gerekçe mesela;
-Devletin, milletin bekasını, geleceğini koruyup, kollamak!..
Koruyup kolladıkları devlete verdikleri zarar, bekasını gözettikleri millete verdikleri eza da bir yana elbet!..
Halife bozuntusunun kadılarıyla…
Ya bu FETÖ’cü hainlerin ki ne?..
İşte bu soruya (sözde) yanıt bulmaya çalışan TV programlarına çıkarılanları dinledikçe…
Yazılıp çizilenleri okudukça…
İçtenliğine inanmakta halen zorlandığım “itirafçıların” anlattıklarını analiz etmeye çalıştıkça…
Çoğu kişi gibi çıkardığım kestirmeden sonuç tüyler ürpertici;
-Bütün kurum ve kuruluşlarıyla Atatürk’ün kurduğu laik Cumhuriyete el koymak!..
Bir kereliğine, TRT’de “silah zoru” ile okuttukları bildiride (!) eveleyip-gevelediklerine bakmayın. “Vatan, millet, refah, sulh” hikaye!.. Kabak gibi ortaya çıkan hedef belli;
-İlk fırsatta kendisini halife ilan edecek bir meczubun ağzının içine bakan silahlı güç (asker-polis) ve baş kadısı ve kadılarıyla çağdışı bir düzeni sadrazamlarıyla hayata geçirmek!..
Sonrasında neredeyse göz gözü görmez hale geldiğimiz toz-duman da bu yüzden… uyarıp noktalayalım;
-Süreci, olup-biteni doğrularla yönetemezsek, gelecek te yüce Allah da koruyucu elini çeker milletin üzerinden!...