İdeoloji; düşünbilimsel, toplumsal ya da siyasal bir öğreti oluşturan, kişi ve kurumların davranışlarına yön veren düşünceler bütünü olarak tanımlanıyor. İde ve loji sözcüklerinin bileşiminden türemiş, “düşünce bilgisi” anlamı taşıyor. Her ideoloji ailemizden, çevremizden, okuduklarımızdan, öğrendiklerimizden etkilenilerek beynimiz tarafından oluşturuluyor. Kimi zaman bu dünyada yapılan bunca kötülük öteki dünyadaki iyiliklere daha kolay ulaşabilmek için oluyor. Tüm bunlar insanda en son evrilen “neokorteks” denilen beyin kabuğu sayesinde. Öleceğini bilen ama bunu asla kabullenmeyen tek canlıdır insan. Düşünsenize yaşamın bir sonu olduğunu bilerek yaşamak ne kadar da zor olsa gerek. Peki öteki canlılar? Onlar için bir son olabilir ama insan için asla! Arada ne fark var, biz nereden geldik? Her canlıyı bir öncekinin devamı olarak değil de özel olarak yaratıldığına inanıyorsanız işler kolaylaşır. Akıl dediğimiz “neokorteks”, birinde var diğerlerinde yok. O akıl geleceği kurguluyor, elinde hiçbir veri olmamasına karşın hayal kuruyor, ölümünden sonra kendisine sunulacak ölümsüz ve muhteşem bir hayatı düşlüyor. Ölümü belki de kendisine yeni bir başlangıç olarak kabulleniyor. Bütün bu düşünceleri ve gelecek kurgusunu hiçbir bilimsel bulguya ya da veriye göre oluşturamazsınız, bunu ancak insan aklı yapabilir. Umberto Eco şöyle yazmıştı: “Başrahip manastırdaki kitapları ateşe verir ve şöyle der: İnsanlar okursa öğrenir, öğrenirse içindeki korkuyu öldürür. O zaman kilisede ölür...”
Yirmi yıldır her alanda geriye gitmişiz. Bu gerilemenin mutlak bir nedeni olmalıdır. Gerçekliği bir nesne olarak ele alırsak bunu algılayacak bir özneye gereksinme vardır. Gerçekliği doğru olarak algılayacak özne yoksa o gerçekliğin anlamı da yoktur. Siz özne olarak hayal dünyanızda siyasal İslamcı bir tavırla gerçeklikten koparak oluşturduğunuz Sünni İslamcı-Müslüman Kardeşler çizgisindeki çağdışı dünya görüşünüzü bir de neo-liberal politikalar ile süslerseniz geleceğimiz nokta doğal olarak buradan ilerisi olamaz. Yangın, sel, deprem gibi doğal felaketler sonrasında atılan “nerede bu devlet” çığlıkları, her sonucu ilahi gücün tercihi olarak gören sakat dünya görüşünüze ve liberal anlayışınızın gereği her devlet malı özelleştirilmeli anlayışınıza karşı olan isyanın bayrağıdır. Çağdışı neo-liberal / siyasal İslam sarmalı tarafından kuşatılan devlet güçsüz düşürülmüş, halkın acıları büyütülmüştür. İdeolojiler beynimizi şekillendirmemeli, beynimiz ideolojilere doğru yön vermeli. Unutulmamalı; bilincin egemen kültürle olan uzlaşısı, aklı kullanma becerisi ile ters orantılıdır…