Öğrendikçe bilmediklerimiz azalır mı yoksa çoğalır mı? Öyle sıradan bir soru değil bu, büyük bilge Sokrates “bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir” dediğinden beri tartışmaya açık. “Anti-Kütüphane” sözcüğü, satın aldığımız ama okumadığımız kitaplar bizi okuduğumuz yüzlerce kitaptan daha iyi eğitebilir öngörüsünden hareketle türetilmiş. Kitap okumayı sevenlerden misiniz yoksa kitap okumayı sevmeyi sevenlerden mi? Kafalar karışmasın ikisinin de ayrı önemi varmış. İki türlü okuyucu kitlesi bulunuyor, ilki aldığı kitapları okudukça yenilerini alanlar, ikincisi tüm alışveriş hakkını kitaplar üzerinde kullananlar. Ben ikinci türdenim, kütüphanemdeki kitapların yarısını okumuş olsam sanki daha başka bir adam olacağıma inanırım. Aslında kimse “ben bu kitapları alıyorum ve okumayıp biriktireceğim” demiyor. Nasıl olsa bir gün okurum deyip, kitabı alıyor, okşuyor, kokusunu içine çekiyor, sonra büyük bir özenle kütüphanesine yerleştiriyor. Her kitap yakın gelecekte, günün birinde okunacağı hayal edilerek alınıyor. Bana göre okuyamasak da bizden sonra okuyacak biri bulunur elbet. Gerçek okur severlerin kitapları sadece kütüphanede de durmuyor, evin her yerine dağılıyor, masa veya sehpa üzerinde, yatak odasında, mutfakta hatta tuvalette. Bırakın dağınık kalsın!..
Ünlü yazar Umberto Eco’nun evinde otuz bin kadar kitabın bulunduğu meşhur bir kütüphanesi varmış. Eco insanları bu kütüphaneyi ilk görenlerin verdiği tepkiye göre ikiye ayırırmış. “Hepsini okudun mu” diye soranlar ve sormayanlar. Sormayanlar oldukça azınlıkta, ama daha kıymetli grubu oluşturuyormuş yazara göre. Çünkü onlar bilgiye gerektiğinde ulaşmanın değerli olduğunu ve zengin bir kütüphanenin de bu işlevi gördüğünü anlayanlarmış. Ama bu kadar çok okunmamış kitabın varlığı, ona durmaksızın bilmediği ne çok şey olduğunu hatırlatıyormuş. Öyle ki Eco’nun merakını hep canlı tutan yazma arzusu değil, bilmediklerinin etrafındaki varlığıymış. Yazar Nassim Nicholas Taleb de “Siyah Kuğu” kitabında bu konuyu irdeliyor. Ona göre kendimizi eğitmenin geliştirmenin yanında, evimizde, çantamızda, otomobilimizde bir kenarda okunmadığı halde duran kitaplar, okuduğumuz bazı kitaplardan bile daha büyük etki yaratabilir. Evinizde okunmamış bir sürü kitabın varlığı cahili olduğunuz şeylerin tam anlamıyla somut göstergesidir. Diğer cahillerden farkınız siz cahil olduğunuzu biliyorsunuz demektir. Kitaplar güzeldir, okumak güzeldir…