Türkiye’de şok etkisi yaratan 17/25 Aralık yolsuzluk operasyonları neticesinde bakan çocuklarıyla birlikte tutuklanan, ardından serbest bırakılarak hakkında takipsizlik kararı verilen, abisi, babası ve çalışanı ile birlikte “istisnai kişiler” sınıfından Türk Vatandaşı olan 32 yaşındaki Rıza Sarraf (Reza Zarrap olan ismini Rıza SARRAF olarak değiştirmiştir) Amerika’nın Florida Eyaletinin Miami vilayetinde tutuklanması ülke gündemindeki yerini aldı. Kamuoyu davayı yakın takibe aldı. Öyle ki, soruşturmayı yürüten Amerikalı savcı Bharara’nın soruşturmadan bir gün önce twitter isimli sosyal medya sitesinde beş bin takipçisi varken, soruşturmadan sonra, neredeyse tamamı Türk, yüz otuz iki bin takipçisi oldu.

Rıza Sarraf’ın Türkiye’de de suçlandığı konu, ambargoya rağmen yasa dışı yollarla İran üzerinden yapılan ticaret ve uluslarası kara para aklama faaliyeti. Rıza Sarraf’ın ortağı olarak bilinen Babek Encan’i, ambargoyu delerek çalıştığı ve İran Devleti’ne ait parayı zimmetine geçirdiği gerekçesiyle İran’da yargılanmış ve idam cezasına çarptırılmıştı. Encan’i idam edilmemek ve cezasının hapis cezasına çevrilmesini sağlamak için İran’dan zimmetine geçirdiği paraları İran hükümetine ödemek zorunda bırakıldı.

Rıza Sarraf ve Babek Encan’i nin ticaretinin hem ABD hem de İran tarafından takip edilmesinin sebebi ise, yıllardır süren ambargonun delinmesidir. Ambargo konulmasının sebebi ise, İran-ABD arasındaki yıllardır süren düşmanlık, İran’ın nükleer çalışmaları ve ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında İran’ı da şekillendirmek istediği konuşuluyor. Durum böyleyken Rıza Sarraf’ın Amerika Birleşik Devletleri’ne ayak bastığı anda gözaltına alınması beklenmedik bir durum değil. Bu durumda asıl şaşılacak olan Rıza Sarraf’ın Amerika Birleşik Devletleri’ne tatil için gittiğini söylemiş olması. Rıza Sarraf ABD’ye gidiyorsa ya hiç düşünmeden hareket etmiş, ya da işin içinde farklı bir durum var.

Türkiye Cumhuriyeti yasalarından farklı olarak, birçok Amerika Birleşik Devletleri eyaletinde soruşturma açısından savcı ile sanık arasında ceza pazarlığı(The Plea Bargaining) sistemi mevcut. Rıza Sarraf’ın tutuklandığı Miami de uygulanan sistemde, sanık suçunu itiraf etmesi karşılığında ceza indirimi alıyor ve hatta başka suçluların yakalanmasını veya başka suçların ortaya çıkmasını sağladığı takdirde cezasızlığa varabilecek indirimden faydalanabiliyor. Rıza Sarraf’ın bu sebeple kendisi hakkında soruşturma açılacağını bilerek ve özellikle ABD’ye gitmiş olma ihtimali bulunuyor. Bu şekilde malvarlığının bir kısmını kurtarmak amacında dahi olabilir.

Rıza Sarraf’ın itirafçılık yaparsa, soruşturmanın Türk şirketlerine ve eski bakanlara kadar uzanması mümkün. Ancak bakanlar hakkında takipsizlik verilmişken, Türkiye’de bulunan bakanların ABD’de yargılanması ancak gıyaben yürütülebilir. Bu durumda bakanların Türkiye dışında herhangi bir ülkeye gitmeleri halinde, ABD’ye iade edilmeleri gündeme gelebilir. Ayrıca, Rıza Sarraf itirafçı olursa ve Türk bakanların suç işlediklerini ifade eder ise, yeni bir delil ortaya çıkmış olacağından Türkiye’de bakanlar hakkında yeniden soruşturma açılması mümkün hale gelecek.

Rıza Sarraf’ın tutuklanması ve yargılama süreci, hem Türkiye-ABD ilişkileri hem de uluslararası hukuk açısından bir dönüm noktası. Yargı bağımsızlığının oldukça tartışmalı olduğu ülkemizde, adaletin tesis edilmediği bazı olaylardaki gerçeklerin, karşılaştırmalı olarak görülmesini sağlaması açısından önemli bir konu.

Türkiye’de yapılan yargılamaya güvenin tartışmasız tam olduğu günleri yaşamak dileğiyle…