Bizi üretken olmayan tekrarın tuzaklarına düşürmeyecek “arka plan donanımı” gerekiyor. Bu hüküm cümlesini okuyanların şöyle bir soru yöneltmeleri anaların ak sütü gibi helal: Neden?
Soruya yanıt verirken temel varsayımımız çok açık ve net: Çünkü, yeni bilgi ve deneyimlere erişme kapasiteleri olağanüstü hızda artıyor.
Bir başka gerekçe, ileri sürülen ilik gerekçe kadar önemli: Sorgulama merakını diri tutabilmek, yaptığımız iş ne olursa olsun en önemli silahımız. “Sokak insanını Sokrates yapma” iddiasında olmayan toplumların işi her geçen gün zorlaşıyor.
Veri üretimi katlanarak büyürken ,son iki yılda gelişen modellerin işleme hızını aşan veri üretim hızının önüne geçtiğini kavramadan hiçbir işi doğru, düzgün ve tam olarak yapma mümkün olamayacak.

Odunpazarı kahvelerinde

Odunpazarı kahvelerindeki sohbetlere yansıyan yerel kavrayış ritmi, küresel ölçeklerde oluşan eğilimlerin fırsat ve tehlikeleri kavrayacak kapsayıcılıkta olmak zorunda. Çünkü gelişmenin ve ilerlemenin temel girdilerinden biri çok net: Bilgili ve temas halinde bir halk oluşturmadan, geleceğin gelişmiş bireyini, topluluklarını ve toplumunu oluşturmak mümkün olmayacak.
Geçmişten bugüne taşıdığımız bağlantı, iletişim ve etkileşim sınır tanımaz biçimde evrenselleşiyor. Bir süper gücün, binlerce kilometre uzaktan gelip sizin bölgenizi, ülkenizi ve başkentinizi; bin bir emekle oluşturduğunuz altyapılarınızı, okullarınızı, ibadet yerlerinizi kendi çıkarları için bombalıyorsa; Odunpazarı kahvelerinde, Anadolu Üniversitesi kantinlerinde ve anfilerinde, Osmangazi Üniversitesinin eğitim ve eğlence alanlarında, odaların ve borsanın meclis toplantılarında, aklınıza gelen bütün ortak yaşam odaklarında yeni bağlantı, iletişim ve etkileşim karşısında alacağımız vaziyeti sürekli sorgulanması gerekmez mi?
Ne iş yapıyor olursak olalım, işimizle ilgili “ veri hakimiyetimiz” yoksa, sürecin onurlu bir parçası değil, yönetilen izleyicisi olmak zorunda kalabiliriz. Sorgulamadan da ehlileştirilmiş ve işe yarar veriye erişmemiz mümkün değildir.

Orta ölçek kentin avantajları

Nüfusu bir milyonun altında olan, üniversite geleneği köklü, çok kültürlü yapısı, endüstride öncülük rolü önemli olan bir kentin; büyük metropollere göre daha sağlıklı gelecek inşa etmede hangi avantajları olduğunu kitlelerle bağ kurarak tartışamaz mıyız?
Üniversitelerimizin rektörleri ve fakülte dekanlarına, oda ve borsa başkan ve meclis üyelerine, ayakta kalmış sendika yöneticilerine, çevre duyarlılığı olan derneklerin başkanlarına, ticaretin bir parçası olan kooperatif yöneticilerine, kendi grubu ve toplumun genel çıkarı için söz söyleyen herkese soralım: Eskişehir’in geleceğin sağlıklı yerleşim yerlerinden biri olabilmesi için yapılması ve yapılmaması gereken beş temel sorun nedir?
Soruyu yazılı gönderelim. Yanıt verenleri virgülüne bile dokunmadan yayınlayalım, yanıt vermeyenlerin listesini de arşivin sağlam hafızasına emanet edelim.
Önerdiğimizi yaşama taşımanın aşılamaz bir engeli” var mı?
Suçu başkasında arama kolaycılığına sapmadan soruyu yanıtlayalım; önerileriniz varsa birlikte olgunlaştırarak “geleceğe zihnen hazırlanan” bir kentin fırsatlarını tekrar tekrar düşünelim.