Bildiğim kadarıyla yapılan bütün araştırmalar gösteriyor ki birey ne denli yetenekli olursa olsun, 150 kişiden daha fazlasıyla etkili iletişim ve verimli etkileşim düzeni kuramıyor. Eğer daha büyük kitlelerle iletişim ve etkileşiminizi geliştirmek istiyorsanız, “kitlelere dokunan ve karşılık bulan bir hikâyeyi” devreye sokmanız gerekiyor…

Bugün ulaştığımız aşamanın ağ yapıları, platformları, değer zincirinde konumlanma yetkinlikleri “kitleleri harekete geçirecek hikâye ihtiyacını” alabildiğine artırıyor.

Geleneksel sanayileşme sürecinin tamamlanmasının göstergelerinden biri kişi başına gelirin 25 bin ABD dolarını aşması. Ülke olarak hedefimizde olsa da henüz yaratmak istediğimiz sonucun yakınlarında olmadığımız da gerçekliğimiz.

“Erken sanayileşme” olarak tanımlanan, geleneksel sanayileşme sürecini tamamlamadan “hizmet sektörüne” geçiş sürecinde eksiklerimizin ve yanlışlarımızın neler olduğunu sorgulamazsak, üretim gücümüzü kırılgan hâle getirir; yaratmak istediğimiz sonuçlara ulaşmamız da mümkün olmaz.

Yeni dünya düzeninin üreme, dönüşüm, ayıklama, yalıtım ve iş birlikleri bileşenleri bağlamında büyük kitlelerin arkasında durabileceği bir “yönlendirici hikâye” yaratılması durumunda hak ettiğimiz düzeyi yakalayabiliriz.

Yüksek düzeyde hukuki güvence

“Merkezi coğrafi konumumuzu”, dayanıklı bir tedarikçi zinciriyle besleyerek güçlendiren yapıları oluşturan, geliştiren ve çoğaltabilen kapasitelere erişmemiz gerekiyor.

“Dışa ve dünyaya açılmanın” gereği olan ürünlerimizi küresel pazarlarda satabilme ve küresel pazarlardaki biyolojik, kültürel, kırsal, kentsel ve eleştirel yaklaşımları yakalayan “yaratıcı yenilik kapasitemizi” artırmamız gerekiyor.

“Nitelikli iş gücü arzını” yarattığımız ve sürdürebildiğimiz bir aşamaya taşımamız önemli.

“Yüksek yaratıcı girişimcilik kapasitemizin” yeterli olduğunu gönül rahatlığıyla söyleyebilmeliyiz.

Ülkemizin “ileri düzeyde gelişmiş altyapıyı” oluşturduğu, eksiklerinin olmadığını kanıtlayacak belge ve bilgiyi ortaya koyarak kitleleri inandırmalıyız.

“Yüksek düzeyde hukuki güvence” konusunda küresel anlamda karşılık bulacak bir yerde olduğumuzu gönül rahatlığıyla herkese karşı savunabilmeliyiz.

Toplumsal gelişmenin belirleyici göstergelerinden biri olan “gelişmiş orta sınıf” yarattığımızı ve ona dayalı bir gelecek perspektifi oluşturduğumuzu güçlü bir biçimde iddia etmeliyiz.

Farklı seçimleri olan liderlik

Ülkemizin marka ve imajından beslenen ve pasaportunun değeri ile ölçülen “küresel marka ve imajımızı” pekiştirecek kuruluş ve kurumlarımızın yeterli olduğunu söyleyebilmeliyiz.

Toplumumuzun uzun dönemli geleceğini güven altına almak için “farklı seçimleri olan ve inandırıcı gelecek inşa hikâyesi bulunan liderlik” oluşturulduğunu, olgunlaştırıldığını ve çoğaltma mekanizmalarının işlediğini söyleyebilmeliyiz.

“Demografik fırsat” olarak kavramlaştırılan genç nüfusumuzun varlığını gerektiği gibi değerlendirdiğimize ikna edecek argümanlarımız olmalı.

Toplumumuzun bütün kurumları ve onlara hayat katan insan kadroları, dünyanın en kolay işi olan suçu başkasına atarak kendini savunma kolaycılığına başvurmadan, eksiklerimiz üzerinde rızaya dayalı bir uzlaşma yaratabilmeliyiz. O zaman “Türkiye Yüzyılı” iddiasının ayaklarını yere bastırabilir; toplumsal gücün enerjisini, yaratmak istediğimiz sonuca bizi götürecek süreçlere odaklayabiliriz.

O zaman “ortak hikâyemizin gücü” bizi dirlik ve düzene, adalete ve merhamete, onura ve saygınlığa taşıyabilir… Yeni bir hikâye yaratmada geç kalmamalıyız!