Millet olarak oldum olası çok severiz transfer haberlerini!
Bizim kuşağın ilgilenenleri açısından gazetelerden izledikleri ilk transfer haberleri Türkiye 1'nci liginin üç büyüklerinin yaz sezonunda yaptığı transferlerdi. Ama o büyüklerden, sıradan takımların yaptığı transferler de olmaz değildi.
Örneğin 1960’ların başında, Karagümrük’ün rahmetli Kadri Aytaç’ı 100 bir liraya Galatasaray’dan transfer etmesi bomba gibi düşmüştü transfer borsasına.
Günümüzün milyon avrolarını duydukça halen gülümserim bu Türk Lirası’nın bana hatırlattıklarına!..
Yaklaşık 70 yıl öncesinden bugünlere baktıkça, ülkemizin geldiği “zenginliği “ siz anlayın” artık!..
***
Yıllar geçti, siyasete bulaştı transfer çılgınlığı. Bunlardan ilk akla gelen rahmetli Ecevit’in Meclis’te 226’yı bulmak ve hükümet kurabilmek, güvenoyu alabilmek için yaptığı çağrıydı:
-Kumar borcu olmayan 11 milletvekili arıyorum!..
Çağrıya olumlu yanıt AP’nin 11 milletvekilinden gelmiş, bunların 10 kadarı Ecevit tarafından “Bakan” olarak görevlendirilmişti.
-Transfer bedeli bu kadardı işte!..
‘Topuklayan Efe’ başta
Geçmişte kalan siyasi transferleri kısa hatırlatmalarla bilginize sunduktan sonra, gelelim bu günlere. Adeta “iktidar zengini kulüp” AKP’nin siyasi transfer çılgınlığına…
Bu siyasi çılgınlık, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltı sonrası tutuklanması ve Silivri’ye gönderilmesiyle başladı. CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı yaptığı İmamoğlu’nun ödediği kefaret sadece buydu!..
İBB davası halen sürüyor. Malum yargılanan sadece İmamoğlu değil. 10’un üstünde İstanbul’un ilçelerinin CHP’den seçilme Belediye Başkanları, onların bürokratları ve kimi belediyelerin (uygun görülen) belediye Meclisi üyeleri.
***
Adalet ve (Kalkınma) Partisi bununla yetinmeyecek kimi Büyükşehir Belediyelerine, uygun gördüğü kent, ilçe ve belde belediyelerine çökme projesini uygulamaya koyacaktır. Uygulamada muhalefetin kazandığı, bu garip yöntemle bünyesine kattığı Belediye sayısının 100’ün üzerinde olduğu söyleniyor.
Sadece Belediyeler mi? Sistematik olarak sürdürdüğü “milletvekili transferleri” cabası!.. Sonuncu kesimin transfer bedelinin ilk seçimde AKP listelerinden milletvekilliği garantisi!.. Başkanlar içinse türlü-çeşitli söylentiler…
Belediye başkanları içinde en ünlüsü ise Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı (Özgür Özel’in kendisine yakıştırdığı sıfatla) “Topuklayan Efe” Özlem Çerçioğlu’dur.
Onun transfer bedelinin ise zordaki aile şirketine milyonlarca liralık teşvik ve hakkında işleme konulan dosyaların “Sümen altı” edildiği söylentisi!..
Çılgınlığın son perdesi (malum) Üsküdar belediyesinde oynanmakta…
‘Arkadaş, şimdi sen…’
Şimdi gelelim benim aldığım “siyaseten transfer” hikayesine!..
1994 yılında yerel seçimler var ve Eskişehir’de de ilk kez Büyükşehir seçimi yapılacak. O sıralar Nezih Demirkent’in Dünya gazetesinin Eskişehir bürosunda çalışıyorum. Bir telefon, sevgili Sade Nebrekli arıyor: “Hüsnü Bey bi görüşelim!.”
Kendisini sadece bir önceki genel seçimde DSP’nin 3. sıradan milletvekili adayı olarak ismen tanıyorum. Görüşüyoruz. Benim seçim çalışmalarında basın danışmanı olarak kendisine yardımcı olmamı istiyor. Kardeşi ve liseden sınıf arkadaşım, Anadolu Ajansı çalışanı meslektaşlardan Aysun Nebrekli tavsiye etmiş.
Başladık birlikte çalışmaya. Sonuçtan ümit varız. Ne ki “üç sandık farkıyla” kaybediyor Büyükşehir Başkanlığını, DYP adayı Aydın Arat Kazanıyor. İstememe karşın adımı Odunpazarı Belediye Meclis listesinin ilk sırasına yazıyor.
Anlayacağınız Sadi Bey kaybediyor, bense aynı zamanda büyükşehir Belediye Meclis üyesi oluyorum.
***
Dönemin ikinci yarısına gelindiğinde, bir grup DSP’li arkadaş ile Ankara’ya gidiyoruz. Amacımız Bu kez yapılacak Milletvekilliği için başvuran Sadi Bey, merhum Ecevit tarafından listenin 4. Sırasına konuluşunu protesto etmek. Tabii Ecevit Çifti dinlemiyor bizi!...
Bunun üzerine Odunpazarı meclis üyesi olarak DSP’den istifa ediyoruz. O yıllarda Belediye Meclis toplantıları üç ayda bir yapılıyor. Onlardan birinde sıra Ben DSP grubunun arkasına geçiyorum.
Rahmetli Aydın Arat okumuş istifamı elbet. O oturumu açmadan önce bana hitaben: “Hüsnü Bey yaylada havalar nasıl?” sorusunu yöneltiyor. Herkes şaşkın bu soruya. Ama ben ne demek isteğini anlıyor, yanıtlıyorum:
-Gayet iyi sayın Başkan, püfür püfür!..
Oturum bitiyor, Arat çıkış kapısında adeti olduğu üzere üyeleri ellerini sıkarak uğurluyor. Sıra bana geldiğinde “Makama geç, bire kahve içelim.” Diyor. Biraz şaşkınım. Başkan geliyor kahveleri içiyoruz o sırada “Arkadaş (aynı kuşaktanız) diye başlıyor söze.
“-Arkadaş, şimdi sen dul karı gibisin. Herkes talip olur sana. Düşündüm ki önce ben talip olayım!..”
Biraz şaşırdım elbet, Teşekkür ettikten sonra DSP’li seçmenlerin oyu ile seçildiğimi, bu nedenle bağımsız olarak dönem sonuna kadar devam edeceğini söyledim. Bir beklenmeyen davranışta daha bulundu Aydın Bey. Yerinden kalkarak:
“-Senden bu cevabı bekliyordum arkadaş. Hayırlı olsun” diyerek elimi sıkmıştı.
***
Teklifi şuydu: DYP’den ömür boyu Meclis üyeliği. Belki de Belediye başkan adaylığı!..
Unutmayayım. Teklifi kabul etmememe rağmen, birkaç şehir dışı çıkışında beni yerine vekil bırakması ve kendi teklifi ile Meclis 1.nci Başkan vekili seçtirmesi…
***
Benim transfer bedelim buydu işti!..

Merhum Başkan Aydın arat.

Topuklayan Efe Çerçioğlu: Güle oynaya AKP’ye!..