Şu siyasetçinin dili… 
Sözde hizmet için seçilen siyasetçilerin haline bir bakın! 
Hele de son günlerde… 
Sokağın dahi yüzünü kızartan kaba ve argo sözcüklerle birbirlerine ne hakaretler ediyorlar… 
Aman ne hakaretler! 
Ağızlarından dökülen şu incilere(!) bir bakın. 
Hem de meclis tutanaklarına kadar girmiş. 
“Zavallı, yalancı,  omurgasız, proje, aparat, terör sevici, kifayetsiz muhteris, çürük, sürtük…” 
Dahası da var: 
“Bayağı, orospu, hain, cahil, şebek, aptal, alçak, vatan haini, şerefsiz, yalaka, terbiyesiz, geri zekâlı, yalancı, düzenbaz, zürriyetsiz, densiz, edepsiz, pislik, hırsız, arsız, yüzsüz, namussuz, dinsiz, imansız…” 
Daha neler neler… 
Hırs, öfke ve kin kokan bu sövgüler, bu aşağılayıcı sözcükler azalacağına, ne yazık ki gün gün daha da artmakta. 
Halk arasında, her biri bir cinayet sebebi olabilecek bu hakaretler, ne yazık ki siyasetçinin dilinde sıradan sözler olmuş.  
Mübarekler(!) siyasetçi değil sanki birer küfür makinası… 
Hayret ve ibretle seyrediyoruz. 

Düşünüyorum da bazen… 
Acaba bu durum neden? 
Ahlâk nasipsizliğinden mi?  
Kültür fukaralığı, ya da bilgi yoksunluğundan mıdır? 
Yoksa… 
Tıkanan ve çürüyen siyasetlerini sürdürebilmek için, sövgüleri ve çatışmacı yöntemleri silah olarak kullanmak istemelerinden midir?  
Halbuki, hayâ perdesi yırtılmış,  
Utanma duygusu dumura uğramış bu siyasetten memlekete ne hayır gelir, ne fayda… 

Lütfen beyler! 
Başınızı kaldırıp ta etrafımıza bir bakıverin! 
Dört tarafımız ateş çemberi… 
Asırlık, hem de yeminli düşmanlarımız; küresel kan emiciler…  
Vatanımızı bölüp parçalamak için harıl harıl çalışıyorlar. 
Bu amaçla ülkemizde ve bölgemizde, henüz sahneye koyamadıkları nice kanlı oyunların peşindeler. 
İlk fırsatta zayıf bir anımızı bekledikleri o kadar belli ki! 
Hem de açık açık…  
Hem de müttefiklik adı altında… 
Hem de başımıza kaka kaka; gözümüze baka baka… 

Beyler, ne olur… 
Birlik ve beraberliğe her zamandakinden daha çok ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde; 
Küfürle değil fikirle siyaset yapın! 
Biraz kitap okuyun. 
Edebiyata göz gezdirin. 
Söz sanatını öğrenin; mizah kültürünüzü geliştirin! 
İnce talaş alın; dilinizi yontun. 
Kaba vaaz veren cer imamları gibi olmayın! 
Süpürge sapıyla halı döver gibi de konuşmayın! 
Dil küçüktür; ama cürmü büyüktür; bunu bilin! 

Sizden önce de siyasetçiler gördü bu memleket. 
Çoğunu da rahmetle anıyoruz. 
Mesela Süleyman Demirel… 
Her yanda mitingler yürüyüşler almış giderken toplantı ve yürüyüşlerden rahatsız olmadı; yasaklamayı düşünmedi. 
“Yollar yürümekle aşınmaz” deyiverdi. 
Ve gerçekten yollar aşınmadı. 
Akaryakıt  yokluğu ve zam eleştirilerine kızmadı. 
“Mazot var da biz mi içtik?” deyip herkesi gevşetti, güldürürdü. 
 

Mesela rahmetli Ecevit… Sosyal adaletsizliği vurgulamak için: 
 “Toprak işleyenin, su  kullananın ” diyerek bizleri derin derin düşündürürdü. 

Mesela Rahmetli Erbakan… 
“Yeter artık, şu hükümeti yık” diyen taraftarlarına, 
 “Kadayıfın altı daha kızarmadı”  diyerek hem güldürdü, hem düşündürürdü. 

Öğrencilik yıllarımda rahmetli Bölükbaşı’nın bir mitingini izlemiştim. 
Meydan tıklım tıklımdı. Öyle bir konuşuyordu ki, ortalık alkıştan yıkılıyordu. 
Fakat bu teveccüh ve tezahürat bir türlü sandıkta oya dönüşmüyordu. 
Vatandaşın hem alkışıyla destek verip, hem de oy vermemesini öylesine nazikçe eleştirdi ki, 
“ Aziz vatandaşlarım” dedi, “İyisiniz hoşsunuz, başımızın tacısınız; gücenmeyin ama sapınız samanınız çok, velâkin deneniz yok” deyiverirdi. 
Gülmekten ve alkıştan ortalık yıkıldı. 

Bu da yabancılardan… 
Yer İngiltere Parlementosu. 
Kürsüde Çörçil konuşmakta. 
Lady Astar isimli bayan milletvekili ona şiddetle muhalefet etmektedir. 
Oturduğu yerden yine sataşır: 
-Kocam olsaydınız kahvenize zehir katardım! 
Çörçil sakin, gülümser, 
-Madam der,  şayet kocanız olsaydım o zehri seve seve hemen içerdim..! 
 

Bakın eskiler ne demişler… 
Lütfen, ama lütfen kulak verin! 
 
"Girdim ilim meclisine, eyledim talep; 
Dediler ilim geride, illa edep… illa edep...”   

Ne olur beyler… 
Milletin moralini bozup umutlarını kırmayın!  
Yoksa bize, bu tutumunuzda ısrar ederek, “Eğri cetvelden doğru çizgi çıkmaz”mı demek istiyorsunuz?