Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Başmüdürü Mesut Sarıbardak, rektör tarafından genel sekreter yardımcılığı görevine getiriliyor.
Rektörün, yakın arkadaşı olması nedeniyle bu ismi genel sekreter olarak görmek istediği, geçiş için ilk adım olarak da genel sekreter yardımcısı yaptığı ifade ediliyor.
Sonra ne oluyorsa oluyor…
Milletvekili Nabi Avcı’nın genel sekreter olmasını istediği ileri sürülen personel daire başkanı ile bir rektör yardımcısının baskısı sonucu rektör geri adım atıyor.
Genel sekreter yardımcısı olarak atadığı eski hastane başmüdürü Mesut Sarıbardak’ı ziraat fakültesine sekreter olarak atıyor.
Tenzili rütbe anlamındaki bu atama sonrası Mesut Sarıbardak tıp fakültesi hastanesinden rapor alıyor ve ziraat fakültesi sekreterliğine yapılan atama tebligatını almıyor. Bir yandan da söz konusu atamayı mahkemeye taşıyor.
Rektör, Mesut Sarıbardak’ın hastaneden aldığı raporu şüpheli bularak, aynı raporu, doğruluğunu test etmek için hakem konumunda bulunan bir başka hastaneye gönderiyor.
Böylece üniversite rektörünün, kendi üniversitesine bağlı tıp fakültesi hastanesi raporuna güvenmediği gibi bir durum ortaya çıkıyor.
Bu arada, Mesut Sarıbardak’tan boşalan hastane başmüdürlüğüne ise hemşire kökenli, mali ve işletme eğitimi olmadığı ifade edilen bir isim atanıyor.
***
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi ve Tıp Fakültesi’nde yaşanan olayları yukarıdaki şekliyle dün sütunlarımızda dile getirdik.
Mesut Sarıbardak aradı yazıyla ilgili…
Rektörün oyun arkadaşı olmadığını, temmuz ayında yaşanan hırsızlık olayının ortaya çıkmasını ve güvenlik güçleriyle birlikte sonuçlandırılmasını sağlayan kişinin kendisi olduğunu söyledi önce.
Ardından da şunları söyledi:
“Benim genel sekreter yardımcısı olma gibi bir talebim asla yoktu. Bir gün atamam oldu. Ben 32 yıldır devlete hizmet vermiş biriyim. Dalga geçer gibi bir günde genel sekreter yardımcılığından ziraat fakültesi sekreterliğine atamam yapıldı. Bu içime sindirebileceğim bir durum değil. Fetö benzeri taktiklerle ekarte edilmeye çalışılıyorum. Kişisel hiçbir kaygım yok. Ama bu yapılanları kesinlikle sineye çekmeyeceğim. Bunu da hiç olmazsa benden sonrakiler bu tür baskı ve ayak oyunlarına maruz kalmasınlar diye yapacağım. Çünkü ben yıllarımı verdiğim kurumum adına üzülüyorum”
***
Hastane başmüdürüyken genel sekreter yardımcılığına getirilen ancak bir anda tenzili rütbe ile ziraat fakültesi sekreterliğine atanan, bu durumu da yargıya taşıyan Mesut Sarıbardak’ın yaşanan olaylarla ilgili söyledikleri bunlar.
Üniversite Rektörlüğünden bu yaşananlarla ilgili herhangi bir açıklama yapılır mı merak ediyoruz?

,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
BU CESARETİ NEREDEN ALIYOR SİZCE?
Odunpazarı tarihi bölgesi araç trafiğine kapatılınca, Eskişehir’deki AK Parti cenahından büyük tepki geldi.
AK Partinin Eskişehir’deki yönetici ve aktörleri kararın derhal geri çekilmesini, aksi halde bölge esnafının büyük zarar göreceğini söylediler.
Partinin eski il başkanlarından Dündar Ünlü ise “Alınan bu karar şehir adına doğrudur” çıkışı ile parti yöneticilerinin aksine, bölgenin trafiğe kapatılmasının doğruluğundan yana bir tavır ortaya koydu.
***
Bu çıkış kamuoyunda haliyle büyük etki yarattı.
Zira…
Neticede AK partili, hem de eski il başkanlığı yapmış bir isim, parti yöneticilerinin “Yanlış” dediği ve tepki gösterdiği bir olaya “Doğru” diyor ve kararı destekliyordu.
Bunu yaparken de, kararı kimin aldığına bakmaksızın, kararın şehir adına doğru olup olmadığına bakmak gerektiğinin altını çiziyordu.
***
Yukarıda da söylediğimiz gibi Dündar Ünlü’nün, parti yöneticileriyle ters düşme pahasına yaptığı çıkışı kamuoyunda şaşkınlık yaratmış olsa da, aslında bu onun şaşırtıcı bulunan ilk çıkışı değildi.
Dündar Ünlü il başkanlığı görevini sürdürürken de partisi ve partilileri ile ters düştüğü pek çok çıkışları olmuştu.
Örneğin: Hükümet imkanlarıyla yapılan Hatboyu düzenlemesinin rezil ve çirkin bir düzenleme olduğunu söylemişti açık açık.
Örneğin: Bakanlıkların Eskişehir’de yapacağı projeleri masa başında, kafalarına göre ve Eskişehir’de kimseye danışmadan yaptığından yakınmıştı.
Örneğin: Yine il başkanıyken, Ankara’nın Eskişehir’e bir şeyler dayatmasının önünde duvar gibi duracağını söylemişti.
Kısacası…
AK Partide görev yapan hiçbir il başkanının yapmaya cesaret edemediği çıkışları yaptı Dündar Ünlü…
***
Peki, il başkanlığı yapmış diğer isimlerin sırf rakibi onaylamama, ona prim yaptırmama adına, zaman zaman da olsa doğruya neden “Doğru” diyemedi?
Eskişehir adına doğru olduğunu bilmesine rağmen, sırf muhalefet yapma uğruna bir kez de olsa çıkıp yanlışa neden “Yanlış” diyemedi?
Neden sadece Dündar Ünlü parti yönetimleriyle ters düşme pahasına kendince doğruyu söyleme cesaretini gösterebildi?
Herkes kendince bir cevap bulabilir ama bana kalırsa bu soruların tek bir cevabı var.
O da; Eskişehirlilik olsa gerek!
AK Partide kurulduğu günden bu yana üçü kısa süreli atama olmak üzere dokuz il başkanı görev yaptı.
Bu dokuz il başkanından sadece Dündar Ünlü Eskişehirli olan tek isimdi!
***
Sakın yanlış anlaşılmasın. Eskişehirlilik takıntımız falan yoktur.
Eskişehir doğumlu olmamasına rağmen Eskişehir’i çok seven ve sahip çıkan, buna karşın, Eskişehirli olmasına rağmen, şehrini sevmeyen ve sahip çıkmayan bir sürü insanı tanımışlığımız vardır.
***
Özellikle Milletvekili genel seçimlerinde, adayların Eskişehirli olmaması eleştirilir ya, biz aynı fikri taşımayız.
Bu şehirde yaşıyor ve kazanıyorsa, kendini Eskişehirliden çok Eskişehirli hissettiğine inandığımız insanların, Eskişehir’i sonuna kadar temsil etme hakkı olduğunu düşünürüz.
***
Ancak…
Siyasette bazı makamlar vardır ki, Eskişehirli olmayı özellikle gerektirecek makamlardır.
Örneğin belediye başkanlığı gibi…
Örneğin…
İl başkanlığı gibi…
Bu makamlara gelen isimlerin Eskişehirli olmamaları ister istemez tartışılır ve yadırganır.
Eskişehirli olmaları ise görevlerini cesaretle ve hemşehrilik özgüveni ile yapmalarını sağlar.
İşte bize göre Dündar Ünlü’nün cesaret aldığı yer tam da burasıdır!