Yakın görüştüğümüz bir dostumuz var.
Okuyan, sorgulayan, kamuoyu gündemini yakından takip eden aydın bir kişi kendisi.
Bundan bir süre önce siyasete aktif olarak girme kararı aldı.
Düşüncesine en yakın olan partiye önce üye oldu, sonra da partinin faaliyetlerine katılmaya başladı.
Bu süreç içinde particiliğin nasıl işlediğine de yakından tanık oldu.
***
Amacı: kendince bir katkı sağlamaktı.
Öyle makam, mevki sahibi olma düşüncesi asla yoktu.
Bir süre sonra görüştüğümüzde ve “nasıl gidiyor particilik?” diye sorduğumuzda, oldukça memnuniyetsiz olduğunu ifade etmiş, ardından da “Valla ben böyle olduğunu hiç bilmiyordum. O yüzden temkinli bir şekilde partiye gidip geliyorum.” Cevabını vermişti.
***
Aradan bir müddet zaman daha geçti.
Geçenlerde yine konuştuk…
Yine particiliğin nasıl gittiğini sorduk.
Olup bitenlere ve tanık olduğu olaylara dayanamamış, partiden elini ayağını çekmiş.
-“Bir daha kesinlikle adımımı dahi atmam” dedi.
Böylece dostumuzun aktif particilik yapma girişimi ancak birkaç ay sürmüş.
***
Siyasetin içinde aktif olarak yer almaya çok hevesli olduğunu hatırlattıktan sonra kendisine “Kısa süreli de olsa içine girdin. Bu süre içinde nelere tanık oldun ki aktif siyasetin içinde olmaktan bu kadar nefret ettin?” diye sorduk.
Başladı anlatmaya:
-“Bir kere partiye gidip gelenler ve parti içindeki gruplarda yer alan insanların neredeyse tamamı üretkenlikten uzak, çoğunluğu emekli insanlar. Adeta kendilerine sosyal bir grup oluşturmak ve boş zamanlarını değerlendirmek için geliyorlar. Aralarında bir tane çalışan, sanatçı, akademisyen, genç bulamazsın. Bu insanların yanı sıra partiyi kendi menfaatleri için kullananlar var. Bir de hiç adı sanı bilinmeyen, duyulmayan insanlar var ki, bunların da varlığını seçimler yaklaşınca öğreniyorsun. Öte yandan; teşkilatlarda öyle ayak oyunları oynanıyor ki, kimin kimle dost-düşman olduğunu anlaman mümkün değil. Bu anlattıklarımın hepsine kısa sürede şahit oldum. Gördüklerim fazla geldi. O yüzden bir daha aktif siyasetin içinde olmak mı? Resmen tövbe ettim”
***
Velhasıl…
Sık sık “ülkede siyaset niçin nitelikli ve kaliteli değil? Neden bilgi ve donanım sahibi, mesleğinde başarılı insanlar aktif siyasetin içinde olmuyor?” diye soruyoruz ya…
Bu dostumuzun yaşadıkları ve yukarıda aktardıklarımız bu soruya bir ölçüde cevap veriyor sanırım…
Nitelik sahibi, profili yüksek insanlar bu gibi nedenler yüzünden aktif siyasetin içinde olmak istemiyor…
Her şeye rağmen deneyip bizzat içine giren de, gördükleri ve yaşadıkları karşısında girdiğine pişman olup, kendini can havliyle dışarıya atıyor.
Kalitesiz siyasetçi, siyaset kalitesini de düşürdükçe düşürüyor.
Biz de bu hale gelmiş siyaset ve siyasetçiden hala medet umuyoruz iyi mi?
,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
 

BAKKALA SÖYLEYİN PANCAR ÜRETİCİSİNE EKMEK DE VERMESİN!

Eskişehir ve civarında pancar ekiminde geçtiğimiz yıla oranla yüzde 20 oranında düşüş var.
Buna rağmen devlet pancar ekenlerden her yıl olduğu gibi bu dönem de taahhüt aldı.
Ancak pancarda işler iyi gitmedi…
Kuraklık yaşandı örneğin, Eylül ayında istenmeyen yağmurlar yaşandı.
Yağmur mantar hastalığını getirdi.
Hal böyle olunca pancar ekenlerin neredeyse tamamı verimde düşüş yaşadı.
***
Verim düşünce çiftçinin verdiği taahhütler tutmadı.
,Cezaya girdi!
En küçük pancar üreticisi bile 150-200 bin lira eksik kota cezası ile karşı karşıya kaldı.
Üstelik elinde olmayan yukarıda anlattığımız nedenler yüzünden…
***
Durun daha bitmedi!
Pancar taban fiyatı 16 polar için 1450 lira açıklandı açıklanmasına da, çiftçinin fabrikaya giden pancarlarına “Bu 16 polar değil. 12 polar” denilerek 1200 liradan alım yapıldı.
Bu arada, taahhütte bulunmadan açığa ekim yaparak, kota eksiği olan çiftçilere tonu 1800 liradan pancar satmaya çalışan fırsatçılar çıktı ortaya.
Anlayacağınız…
Geçen yıla oranla zaten yüzde 20 azalan pancar ekiminin daha da azalması için neredeyse elden gelen her şey yapıldı.
Pancar çiftçisi yukarıdan aşağıya dört bir yandan cezalandırıldı, perişan oldu!
***
Diyeceğimiz o ki; çiftçinin hiçbir günahının olmadığı nedenlerden ötürü uygulanacak olan şu kota cezalarından biran önce vazgeçilmeli.
Cezalardan vazgeçilirse ne ala…
Vazgeçilmez ise insanın aklına “Hükümet resmen pancar ekimini sonlandırmak, şeker fabrikalarını da kapatmak istiyor” düşüncesi haklı olarak gelecektir.
Bizden söylemesi…

ÇİFTÇİ
,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,

TERMİK SANTRAL GÜNDEMDEN TAMAMEN DÜŞER UMARIZ…

Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi Mısır’da yapıldı.
Zirvede 200’den fazla ülke kömür kullanımının tedricen terk edilmesi üzerinde anlaşmaya varmış.
Bu konuda imzalar atılmış.
İmza veren ülkeler arasında Türkiye’de var.
Bu durum Eskişehir’in Alpu ilçesi sınırları içinde kurulmak istenen, defalarca ihalesi iptal edilen fakat hükümetin bir türlü toptan vazgeçmek istemediği kömürlü termik santral kurulması isteğini de ortadan kaldırır mı?
Ne diyelim?
Umarız alınan karar ve atılan imzalar, Alpu kömürlü termik santral meselesini tamamen gündemden çıkartır.

SANTRAL