Kadın… Bazen bir anne, bazen bir eş, bazen bir evlat, bazen de hayatın bütün yükünü tek başına omuzlayan güçlü bir insan. Aslında kadını birkaç sıfatla anlatmaya çalışmak bile eksik kalıyor. Çünkü kadın, hayatın hemen her alanında var.

***

Evde, okulda, fabrikada, tarlada, hastanede, adliyede, üniversitede, sanatta, sporda ve siyasette… Kadınlar hayatın her alanında üretmeye, çalışmaya ve mücadele etmeye devam ediyor. Ancak bütün bunlara rağmen kadınların toplumdaki yerini hâlâ tartışıyoruz.

***

Oysa tartışılması gereken kadınların nerede olması gerektiği değil, önlerindeki engellerin neden hâlâ tamamen kaldırılamadığıdır. Bugün birçok kadın hem çalışıyor hem evinin sorumluluğunu taşıyor. Çocuğunun geleceği için mücadele ediyor. Kimi zaman ekonomik sıkıntılarla, kimi zaman toplumsal baskılarla karşılaşıyor.

***

Sabah erkenden dükkânını açan kadın esnaf, tarlasında çalışan üretici, öğrencilerine geleceği anlatan öğretmen, hastanede yaşam kurtaran doktor ve hemşire, atölyesinde eser üreten sanatçı, şirket yöneten girişimci ve madalyanın peşinden koşan sporcu… Hepsinin ortak noktası mücadele etmek.

***

Fakat kadınların başarılarını yalnızca özel günlerde hatırlamak yeterli değil. Kadına verilen değer, 8 Mart'ta söylenen güzel sözlerden çok daha fazlasını gerektiriyor. Gerçek değer; eğitimde fırsat eşitliği, çalışma hayatında adalet ve sosyal yaşamda özgürlüktür.

***

Bir kadının gece sokağa çıktığında korkmadan yürüyebilmesi gerekir. Şiddetten, baskıdan ve ayrımcılıktan uzak yaşayabilmelidir. En önemlisi de kendi hayatıyla ilgili kararlarını özgürce verebilmelidir.

***

Bir kız çocuğuna iyi bir eğitim verdiğinizde yalnızca onun hayatını değiştirmezsiniz. Gelecekte kuracağı ailenin, yetiştireceği çocukların ve içinde yaşayacağı toplumun geleceğine de yatırım yaparsınız. Bu nedenle mesele yalnızca kadın meselesi değildir. Mesele toplumun geleceğidir.

***

Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün kadınların toplumsal hayata katılması için attığı adımların üzerinden yıllar geçti. Bugün bize düşen, kazanılmış hakları korumanın yanında kadınların hayatın her alanında daha güçlü biçimde var olmasının önünü açmaktır.

***

Bir toplumun gelişmişliğini yalnızca yollarıyla, binalarıyla veya ekonomik rakamlarıyla ölçemezsiniz. Kadınlarının ne kadar özgür, eğitimli, güvende ve üretimin içinde olduğuna da bakmak gerekir.

***

Çünkü kadın güçlenirse aile güçlenir. Aile güçlenirse toplum güçlenir. Kadınların geride bırakıldığı bir yerde ise gerçek anlamda ilerlemek mümkün değildir.