14 Temmuz... Sıcak mı sıcak bir temmuz sabahı telefonum çaldı; tahmin ettim gelecek haberi. Bir ayı geçen bir süredir Ankara'da tedavide olan babam son günlerde ağırlaşmıştı, gitmeye hazırlanıyordu. Gelen haber onunla ilgili olmalıydı.

Evet, tam 30 yıl geçti üzerinden. Hemen herkesin babası için tanımlayacağı gibi, benim babam da farklıydı. Yaşadığı döneme göre çok kitap okumuş, ciddi sayıda kitap barındıran bir kütüphanesi olmuş, felsefeye meraklı, fazla uzun olmayan hayat serüveninde çok şey deneyimlemiş, Mustafa Kemal Atatürk, doğa ve sanat aşığı bir insandı.

Çocuk yaşta eve taşımaya başladığım kediler, köpekler, kuşlar -ki onların içinde kanatları kesilmiş bir atmaca da vardı- ve daha pek çok canlı türündeki abartım ciddi sayılara ulaşınca, babam aşırılığıma set vurmak amaçlı, "Kızım, dünyanın bütün hayvanlarını sen kurtaramazsın." demeye başladı. Bir kulağımdan girdi, diğerinden çıktı bu uyarılar; çünkü arkamda kaya gibi annem vardı. Eve gelen tüm canlılara seve seve, özveriyle bakıyordu nasıl olsa. Yıllarca devam etti bu döngü; babacığım çaresizce, yılmadan usanmadan o söylemine devam etti, ben de eve, bahçeye, bulunduğum her mekâna hayvan taşımaya devam ettim.

Yıllar yılları kovaladı, babamı yitirdikten sonra da ciddi anlamda hayvanlarla ilgili, bu kez kurumsal anlamda uğraş vermeye, koşturmaya devam ettim. Annem de bana desteğe, gücü yettiğince, aynı çocukluğumdaki gibi devam etti. Dışarı çıkamadığı zamanlarda pencereden onları gözetledi, kolladı. Yani biz hiç vazgeçmedik sevdamızdan. Çünkü biliyorduk ki onlar masum, korumasız ve desteğimize muhtaçtılar.

Şimdi ne beni tatlı sert uyaran babam ne de çabalarıma el veren annem var. İkisi de yukarılardan bir yerlerden, belki de tebessüm ederek, "Bizim inatçı kızımız yine sokaklarda beslemede ya da hayvan barınaklarında, içi yana yana, hapislikteki köpeklere nasıl yardımcı olabilirim derdinde." deyip beni izlemekteler. Ülkemizdeki hayvan haklarıyla ilgili son gelinen noktadan sonra babama buradan sesleniyorum: "Pek çok öngöründe haklı çıktığın gibi bu konuda da haklı çıktın. Ben dünyadaki tüm hayvanları değil, kendi ülkemin, kendi şehrimin bile hayvanlarını kurtaramadım babacığım, ne yazık ki!.."