02.12.2021 Gece yarısı...
Dostlar Meclisi Whatsapp gurubu hesabına İsmail Canbaz'ın
apansız bir haberi düştü:
"Durmuş Abi'yi kaybettik..."
Olsa olsa bu kötü bir şakadır, diye düşündüm.
Çünkü Durmuş Usta hayat dolu, neşeli mi neşeli ve çok şakacıydı. Bildiğim hiçbir kötü alışkanlığı ve kronik rahatsızlığı yoktu.
Bu ümitle telefona sarıldım.
-Yahu İsmail bu neyin nesi, böyle şaka olur mu?
Sesi ağlamaklıydı.
-Keşke şaka olsa sayın Valim dedi; Maalesef Durmuş Abi'yi kaybettik...
*
Kalbimde bir ince sızı...
İçimdeki boşluk büyüdü büyüdü...
Birdenbire ortasında kalakaldığım bu ürkütücü gerçekle anlayamadığım, anlatamadığım birşeyler alıp götürdü beni.
Hayatla birlikte akıp giden ne çok şey vardı Ya Rabbi?
"Her ölüm erken" diyenler boşa dememişler.
"Ah hayat" dedim kendi kendime.
Sen ki, her seferinde yarım kalmış bir rüya, doyulmamış, bir tatsın.
Nice hayal kırıklıkları, nice yarım kalmış umutlar ve de ne büyük hüzünler saklıdır sende.
Kanı durdurulması gereken bir yara açılmıştı sevenlerinin yüreklerinde.
*
Bir gün önce İsmail anlattı...
-Canbaz yavrum, ben de seni arayacaktım" diyerek gülüşmüşler. Neşeli neşeli şakalaşıp uzun uzun sohbet etmişler.
Bu sohbet sırasında bir ara, ölümün ayak seslerini duyan bir insanın yol telâşıyla olsa gerek; "vasiyet" havasında tembih etmiş:
-Bak Canbaz demiş, biliyorsun buralarda benim kimim kimsem yok. Ölürsem köyüme gömün!
*
Kâmil olanlar çok iyi bilir...
İnsan yalnızca mektepten medreseden yetişmez!
Durmuş Usta bu kemâle herkesten önce ermiş ; tahsil görmüşlerin çoğundan daha olgun, daha bilgiliydi. Zerafeti gözlerinden akar, samimiyeti yüzünden taşar, ihlâsı ile güven verirdi.
Hayatın bütün renklerini kuşanmış, çok yönlü ve kişilik sahibiydi. Gösterişe tenezzül etmez, taassuptan uzak, açık fikirliydi.
Dostluk Ve İstişare Meclisi toplantılarının tadı tuzuydu. Güzel yüreğine sığmayan taşkın bir ruha sahipti. Konuşmasa dahi o mânalı sükûtu ile sesinize ses, gücünüze güç katardı.
Dikkat etmişimdir...
Bir dost sıcaklığına ihtiyaç duyan arkadaşlar ona koşar, yüreğini onun soluğuyla ısıtırlardı.
Görünüşte bir şey olmadığı sanılan, fakat arka planda her şey olan bir "DOST"tu.
" Suret sirete şahittir; başka şahit zaittir" sözünü doğrularcasına kavli ile de, fiili ile de dosttu...
İnsanları üzmeyen, tersine okşayan ve sevindiren; yüreği sevgi dolu, rütbesiz ve mevkisiz bir dost...
Konuşurken büyüleyici, kızarken sevimli, gülerken ferahlatıcı bir gönül dostu...
Vatan ve millet aşkıyla dolu, dürüstlük ve iyilik timsali bu dost insan, Anadolu kadar garip, Anadolu kadar zengin, Anadolu kadar çileli, Anadolu kadar vericiydi.
Görünen hizmetlerin değil, görülmeyen himmetlerin adamıydı.
Derin ve etkili bir hizmet adamı olarak, reklama tenezzül etmeden işini sessizce yapardı.
Örf âdetlerimiz en güzel onda tecelli etmiş olacak ki, şehrimizde okuyan Türk Dünyası çocuklarının dert babası ve aydınlık çığlığıydı.
O çocukların hıçkırıklarını paylaşıp gülümsemelerini çoğaltmak için canhıraş gayretlerine çok tanık olmuşumdur.
Zaman zaman takılırdım, " Sen Türk Dünyasından Sorumlu Devlet Bakanısın" diye...
Ne acı ki şimdi onlar da yetim...
O yüzden bu şehir, sadece bir dost kaybetmedi.
Bu toprakları Türkleştirip İslâmlaştırarak bize vatan yapan, kırda bayırda sadece yıkık türbeleri kalmış "Horasan Erenleri"nin ilimizdeki son temsilcisini kaybetti.
*
Onun mekanı olan Oda Restoran'da yapılan "Dostluk Ve İstişare" toplantılarının tadına doyum olmazdı.
Hassas duygularıyla kalp rabıtamızı güçlendirir, mekanını manevî bir bahçeye döndürürdü.
Hayat dolu bir dost; ölü bir gök taşının ışıksız boşluğa düşüşü gibi aramızdan sessizce kayıp gidiverdi.
Hâlâ şaşkınlık içindeyim.
Doğal olarak yeri doldurulamayacak bir boşluk bıraktı dostlarının yüreklerinde.
*
"Hayat bir masaldır" dendiğini sık sık duyarsınız.
Bize anlatılan masallarda kahraman hep murada erer.
Ve de masal hep mutlu son'la biter.
Halbuki hayat masalı öyle mi..?
İnsan kendini çağıran kaderinin peşinden gitmek zorundadır.
Kahramanı kendi olan ve de sırrı yaratılışında gizli kaderinin...
Onun için şair boşa dememiş:
" Her gül bir kaderle açar; solacağını bile bile...
Her kuş bir kaderle uçar; öleceğini bile bile..."
*
Rahmetler diliyorum...