Bugün her zamankinden biraz daha erken kalktım.
Amacım, yazıyı biraz daha önceden gazeteye yetiştirmekti. Öyle ya bu akşam Eskişehir Gazeteciler Cemiyeti yönetimi, “75. Yıl etkinlikleri” kapsamında bulunan Gala yemeğine gazetedeki meslektaşlarımın zamanında katılabilmesine kendimce katkıda bulunmaktı.
O nedenle konularımı bir gün önceden belirleyip, erkenden gazeteye iletebilmekti. Kahvemi yudumlarken adetim veçhile birkaç haber kanalındaki sabah programlarını da izliyorum bir yandan. Seçtikleri konular hemen hemen aynı:
-Bir gün önce kutlanan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamalarından ilginç görüntüler ve üzerine yorumlar…
-Elbet, kutlamanın son etkinliği TBMM’deki geleneksel resepsiyon.
Hangi lider kimlerle görüştü, kimler kimlerin elini sıktı, neler söylediklerinden kısa mesajlar
Unutmadım gündüz yapılan etkinliklere katılmayan Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da resepsiyonda olduğunu görüyor mutlu oluyorum!..
Sırada ‘bizim’ madenciler…
Tam da bu noktada kanalların “olay yerindeki” kameraları başka bir noktaya çevriliyor, olanı biteni vermeye başlıyor. Yer Ankara Kurtuluş Parkı. Orada 100 kadar sarı baretleriyle “Bizim Madenciler” görüntüde..
Bizim, diyorum çünkü onlar ilimizin Mihalıççık ilçesinde beş aydır maaşlarını alamayan emekçiler var. Öyle “başıboş” da değiller!..
Etrafları polis bariyerleri ile çevrilmiş, bariyerin gerisinden üst üste yığılmış 500-600 kadar güvenlik görevlisi. Anlıyoruz ki bir kez daha Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına yürümek istiyorlar. Bir ara izin verilmeyeceğini öğrendiklerinde barikatlere yükleniyorlar. Bir bölümünü devirip polisin kalkanlarıyla karşılaştıklarında bilindik yöntemlerini uygulamaya koyuyorlar.
-Üstlerini çıkarıp, çıplak olarak oturup sürdürüyorlar direnişlerini…
Diyorlar ki hem açız, hem çıplağız. Ne yapacaksanız yapın artık!..
Güvenlikçilerimiz de “biber gazı falan sıkarak” yapıyorlar yapacaklarını. Elbet:
“-Ulusal Güvenliğimizi” korumak adına!.”
***
Muhabir ve kameraman meslektaşlar da uzaklaştırılıyor. Yönetmenler fırsattan istifade 23 Nisan günü çekilen görüntüleri getiriyor ekranlara. Görüntülerde Mihalıççık’tan destek amaçlı gelen eşleri ve çocukları var.
Kimileri uzatılan mikrofona konuşuyor gözyaşı akıtarak. “Açız” deyip, ekliyorlar:
-Babamın maaşlarını verin!.,
Yürekler dayanmaz o gözyaşlarına…
Benim gözlerimden de akıyor iki damla…
_________________________
Ulusal Egemenliğe kefen biçiyor Barrack efendi!..
Çok değil biraz gerilerde kaldı.
Hani Cumhurbaşkanımın son ABD ziyaretinde de hazır bulundu o efendi. Ne demişti araya girerek;
“-Başkanımız Trump size meşruiyet verecek!.”
Şaşkın adam! Bilmez mi ki Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti'nde Başkanlar, iktidarlar meşruiyetlerini “Milletten” alırlar. Milletten başka Hiçbir kişinin “meşruiyet” verme hakkı ve yetkisi yoktur!
Barrack efendinin bu aymazlığına Cumhurbaşkanımız o anda nezaketinden olsa gerek ses çıkarmamış iki laf edememişti!..
O aymaz adam, dün de Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız nedeniyle bir kutlama mesajı yayımladı. Bizim ABD bayrağı var Bayrağımız yok!... Amerikan Sömürgesi her hangi bir ülkenin müstemleke valisi edasıyla!..
***
Buna ilaveten yaptığı gaflar yetti artık. Birkaç zamandır neler söylemedi ülkemiz rejimi üzerinde. Son biri:
“-Dünyanın bu bölgesinde, tek geçer akçe güçlü ve istikrarlı liderliklerdir!..”
Cumhurbaşkanımızı tarif etmiyor, adını da vererek örneklediği gibi “ılımlı monarşileri” hedef gösteriyor milletimize…
Geçiniz onları. Bize o “kefeni yırtıp atalı” 106 yıl oldu. Başka kapıya!..
-Hemen terk edin Türkiye Cumhuriyeti devleti topraklarını…
