CHP’nin “Seçilmiş Genel Başkanı” sözcükleri ile başlıyorum yazıya.
Ne acı!.. Kimse böyle bir tanımı kullanabileceğini ya da duyabileceğini aklına bile getirmiyordu sanırım. Ama gerçek.
Devletimizin kurucu partisi ne yazık ki 1 ayı aşkın bu benzetmelerle anılıyor:
Bir yanda partinin 38. Kurultayını kaybetmiş ama Yasalara tümden aykırı bir mahkemenin verdiği “Mutlak Butlan” kararıyla genel başkanlığa getirilmiş Kemal Kılıçdaroğlu diğer yanda o kurultayın ardından daha iki kurultayda genel başkanlığı tescillenmiş Özgür Özel .
Bu gelişmelerle artık iki genel başkanı var CHP’nin:
-Butlancı başkan K.K ve Seçilmiş Başkan Özgür Özel… Dolayısı ile “bölünmüşlüğün ardından bugün gelinen noktaya değinelim.

Öncesinde genel merkezin Bay Kemal’in isteği ile cam çerçeve kurularak işgali. Özel’in oradan 10 binlerle yağmur altında yürüyerek Milli İradenin tecelli ettiği TBMM’ye, milletvekilleri ile sığınması. Bir anlamda meydanlardaki halk buluşmalarını , halkla birlikte sokak yürüyüşlerine taşıması… Ve bu durumda:
-Ne olacak CHP’nin halleri?

Son noktanın üç hali!..

Son soru üzerine çeşitli yorumlar yapıladursun. Sayın Özgür Özel “Partiyi tekrar sahiplerine teslimi konusunda sonuna kadar hukuki ve siyasi mücadele” dedikten sonra bir noktaya daha geldi:
-Halkımızın umutlarını karşılıksız bırakmayacağız…
Bunun anlamı “yeni bir parti” ya da bir baskın seçim ihtimaline karşın diğer seçenekler. Ben de tartışmaları konu etmiştim kendimce. Sondan bir önceki yazımda ^kararını açıkla artık sayın Özel. Bunun için geleceğin Eskişehir açıklamanın tam da yeridir.” Tarzında bir öneride bulunmuştum.
***
Bu ve gibi soruların yanıtlarını Nefes yazarı Deniz Seyrek’e açıklamış. Meslektaşımızın “yeni bir parti mi?” soru üzerine şunları söylüyor: “-Eğer Cumhuriyet Halk Partisi’nde kalmayacaksak yeni parti kuracağız sıfırdan. Açıkçası arkadaşlar hazırlıklarını yapıyorlar. Adı mı, O en kolay iş!” “Ya yedek parti” konusu. Şöyle açıklıyor Özgür Bey:
“-Yeni partinin yanında seçime girme yeterliliği olan birpartiyi de, hani tırnak içinde söyleyeyim, ihtiyaten yedeğimizde tutuyoruz. Bir önceki dönem milletvekilimizin genel başkan olacağı, yine önceki dönem milletvekillerimiz ve parti yöneticilerinden, gelecekte aktif siyaset düşünmeyen arkadaşlarımızın da o partinin yönetiminde yer alacağı bir devralma kurultayı yapacağız. Ben o partiye gitmeyeceğim. Milletvekillerimiz o partiye gitmeyecek. O parti bir baskın seçim durumunda YSK’ya liste vermek için ihtiyaten hazırda tutulacak olan bir parti”
***
Anlaşıldı mı Özgür Özel’in A ve B planları? Biliyorum, bundan sonra da “ya ihtiyattaki partiye de soruşturma açılırsa gibisinden tartışmaları izleyeceğiz..
-Tavsiyem: kulak asmayın, olacaktır!.

Gelelim Eskişehir yürüyüşüne

Önce bir tespitimi belirtmeliyim:

-Yeri geldiğinde gururla andığım Eskişehir basını o muhteşem yürüyüşe, gazetecilik anlamında hak ettiği yeri vermemişler.
Oysa o günden beri yaygın medyanın gündeminde. Dünkü yayınlarında dahi kimi haberlerde ve onların yorumcularının gündemindeydi.
Düşünün ki kimi yaygın haber siteleri, Özel’in yine şehrimizde yapılan grup toplantısındaki konuşmasını neredeyse satır atlamadan vermişlerdi. Bizimkiler, baskıya yetiştirme (’!) endişesiyle olsa gerek iki-üç paragrafla geçiştirmişlerdi. Keza, Hamamyolu yürüyüşünü (ki ünlü gezinti güzergahımız baştan sona tıklım-tıklım insan seli) ve oradaki bir bankın üzerindeki konuşmasını da…
-Gidemediğime, canlı izleyemediğime, o kalabalığa karışıp yürüyemediğimden üzgünüm gerçekten!. Neyse:
-Önder Özgür Özel’in yürüyüşleri sürüyor ya…
Yürüyüş Özgür