Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurucu partisi "Cumhuriyet Halk Fırkası", yani sonraki Türkçeleştirilmiş adıyla Cumhuriyet Halk Partisi...
Kuruluş tarihi, Mustafa Kemal Atatürk'ün tanımlaması ve tarihçilerin belirlemesiyle, Sivas Kongresi kararlarıyla Cumhuriyet tarihinin ilk siyasal örgütlenmesidir CHF!.. Sonrasında ise uzun yıllar sürecek yönetimsel anlamda Türkiye'nin tek siyasi partisi olarak CHP'dir.
Bir başka tanımlamaya göre kuruluşu itibarıyla Cumhuriyet'ten bile daha yaşlı! Yani tamı tamına 106 yaşında. Bugünlere gelindiğinde ise o süreçte geçirdiği "rahatsızlıklara" karşın dimdik ayakta dememiz gerekirken diyemiyoruz ne yazık ki...
Diyemiyoruz zira, hukuku çerçeveleyen, düne kadar adını bilmediğimiz "mutlak butlan" olarak duyup öğrendiğimiz bir asliye hukuk mahkemesi kararıyla, tabiri hoş görün;
Adeta komada!..
Genç Cumhuriyet'i önderleri ve kadrolarıyla 26 yıl yönetmiş bir siyasi parti. Yani o genç Cumhuriyet'i sıfırdan ele almış, ilk "altın çağını" yaşatmış bir siyasal örgütlenme. Sonrasında iktidarı gönül rızasıyla, kendi içinden çıkan Demokrat Parti kadrolarına devretmiş bir asırlık çınar...
Çok özet olarak, çok partili demokratik hayatımıza geçmeden önce yöneten şeflerini de bir hatırlayalım:
Kurucusu ve önderi Mustafa Kemal Atatürk, devamında Milli Şef olarak da bilinen silah arkadaşı İsmet İnönü. Ardından Bülent Ecevit, devamı olarak Deniz Baykal ve Kemal Kılıçdaroğlu...
Nihayet, genç bir önder olarak Özgür Özel...
Hepsi de kurultay kararları ile partiyi bugünlere getirmiş lider. Birkaçı ise lider değil, "liderimsi" kimlikler!..
Doğumlar başlıyor!..
1950'lerde öğrenmiştik:
"-Demokrasinin vazgeçilmez unsurları siyasi partilerdir."
Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk'ün Millî Mücadele'yi başlattığı tarihlerden itibaren aklındaki rejim, Demokratik Cumhuriyet olmuştur. Kurtuluş Savaşı'nı yöneten Büyük Meclis'in içinde CHF'nin dışında gruplaşmalar oluşur. Savaş bittikten sonra silah arkadaşlarından Mareşal Fevzi Çakmak, o gruplardan birinin başındadır. Fevzi Paşa, CHF'ye karşı bir siyasi oluşum düşüncesindedir. Mecliste kendine yakın arkadaşlarıyla Serbest Cumhuriyet Fırkası'nı kurar. Ama o sırada Mustafa Kemal'in bir düşüncesi nedeniyle parti kısa ömürlü olur. Nedir o düşünce?
Mecliste bulunan askerler ya siyaseti ya da askerlik görevlerini tercih etmelidir.
Fevzi Paşa da askerlik görevini tercih eder, böylelikle partisi kapanır.
Sonrasında Mustafa Kemal'in bir girişimi daha olur. Paris Büyükelçisi Fethi Okyar'ı çağırtır, CHP'nin karşısına bir muhalefet partisi kurmasını ister. Görev yerine getirilir:
Terakkiperver Cumhuriyet Partisi!..
Parti özellikle Ege yöresinde büyük ilgi görür. İlgiyi sağlayan Atatürk karşıtı gerici unsurlardır. Uzun ömürlü olmaz, kapatılır. Atatürk, Nutuk'ta bu olaydan "Adı sözde Terakkiperver (ilerici) olan bu parti" diyerek söz edecektir.
İkinci deneme yıllar sonradır. O da Millî Şef, CHP'nin Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün ruhsatı (izni) ile... Atatürk'ün başbakanlarından Celal Bayar ve Adnan Menderes ekibinin katılımı ile kurulur. Partinin adı: Demokrat Parti!..
Bayar, İnönü'ye önceden danışır. İsmet Paşa'nın "oluru" için tek şartı; Cumhuriyet'in oturmaya başlayan değerlerine sadık kalınması ve gerici unsurlardan uzak durulmasıdır.
Maalesef o rica gerçekleşmeyecek, gerici unsurlar ve onların desteği ile milletvekili olan kadrolar, aldıkları "itici güçle" yönettikleri ülkeyi, tarihin ilk askerî darbesi olan 27 Mayıs'la iktidardan uzaklaştıracaklardır.
Bu son doğum olsun!
"Çok partili demokrasi" denemelerimiz bundan sonra da "iki askerî darbeye" karşın devam edecektir. Ve bu süreçte, aynen yüzyılın son çeyreğinde olduğu gibi sayısız siyasi parti kurulacaktır. Bazıları kapatılıp siyaset çöplüğüne atılacak, kimileri de "tabela partisi" olarak devam edegidecektir.
Asırlık Çınar, devlet kuran Atatürk'ün partisi CHP ise ayaktadır!
Yoksa, o da "ağır komada, KK namında bir eski genel başkana emanet edilmiş(!) durumda kaderini beklemektedir." mi demeliydim!..
Yok değil!..
Asli sahiplerince (millet) geri alınmak üzere, yerine kaim olacak "Yeni Parti"nin kuruluşunu beklemektedir, demek şimdilik daha umut verici olacaktır.
